Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi’nden uluslararası dayanışma çağrısı
Suriye geçiş hükümeti ve beraberindeki güçlerin SDG'ye ve Kürt mahallelerine yönelik operasyonlarına yönelik bir tepki de Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi (BİL+)'den geldi. BİL+, bu saldırıların "Suriye’de diktatörlük kurmanın ilk adımları" olduğunu vurgulayarak, yaşananları Kürtlere yönelik bir soykırım hazırlığı olarak nitelendirdi.
“Bu vahşet yöntemi, biz LGBTİ+’lar için korkunç bir hafızayı çağırıyor”
Halep’te bir kadın savaşçının cenazesine yapılan muameleye sert tepki gösterilen açıklamada, cihatçı grupların pratikleri IŞİD dönemine benzetildi:
“HTŞ eliyle yürütülen bu İslamcı saldırılar; Suriye’de diktatörlük kurmanın ilk adımlarıdır. Cihatçı çetelerin servis ettiği işkence görüntülerini ve Halep’te bir kadın savaşçının ölü bedeninin çatıdan atılmasına dehşetle ve öfkeyle tanık olduk. Bu vahşet yöntemi, biz LGBTİ+’lar için korkunç bir hafızayı çağırıyor; IŞİD zihniyetinin "sapkın" gördüğü LGBTİ+’ları yüksek binalardan atarak katletme pratiği, bugün aynı zihniyet tarafından kadın direnişçiler üzerinde uygulanıyor. HTŞ’nin Rojava’daki “Özgür Kadın Anıtı”na saldırısı, bu kadın düşmanlığının en çarpıcı örneklerinden biri.”
Enfal göndermesi ve soykırım uyarısı
İnisiyatif, Suriye Diyanet İşleri ve Vakıflar Bakanlığı’nın saldırıları "fetih" olarak nitelendirip Kuran’ın Enfal Suresi’ne atıf yapmasını, tarihsel bir soykırım tehdidi olarak yorumladı. Irak’ta 1980’lerin sonunda yaşanan ve binlerce Kürdün katledildiği Enfal Operasyonu'na yapılan bu göndermenin, rejimin ırkçı ve soykırımcı kastını ortaya koyduğu ifade edildi.
“HTŞ’nin IŞİD çetelerini yeniden sahaya sürmesi, yeni katliamlar anlamına geliyor”
Metinde, HTŞ’nin iktidara geldiğinden beri neler yaptığı şöyle özetlendi:
“HTŞ çeteleri; aylardır Suveyda ve Lazkiye gibi şehirlerde Dürzilere, Hıristiyanlara ve Alevilere yönelik, farklı inanç ve yaşam biçimlerini hedef alan katliamlar gerçekleştirdi. Yine HTŞ, Şam’da iktidarı ele geçirdikten sonra ilk olarak LGBTİ+’ları sokaklardan toplayıp katletti ve işkence görüntülerini servis etti. Şimdi de Suriye’de kadınların eşit temsil edildiği, cinsiyet özgürlükçü paradigmanın hayata geçtiği Rojava’ya saldırarak kendi tekçi ve baskıcı yönetimini bütün ülkeye yaymaya çalışıyor. HTŞ’nin merkezi iktidarını kurmaya çalışırken yapmak istediği; erkek egemen, LGBTİ+ düşmanı, ırkçı, İslamcı bir baskı rejimi kurmaktan ibaret.
“HTŞ’nin ele geçirdiği bölgelerdeki IŞİD’lileri serbest bırakması; karanlık bir geleceğe işaret ediyor. IŞİD’in Suriye’deki katliamları, Şengal’deki Ezidi soykırımı, Türkiye’de 10 Ekim Barış mitingine, Suruç ve Amed’e bombalı saldırısı, ABD Orlando’daki bir LGBTİ+ barına saldırı, dünyanın birçok yerindeki saldırıları hafızamızda hâlâ taze. HTŞ’nin, IŞİD çetelerini yeniden sahaya sürmesi; yeni katliamlar anlamına geliyor.”
"Barış istemek suç değildir"
Türkiye’de savaşa karşı çıkanlara yönelik gözaltı ve tutuklamaların da eleştirildiği açıklamada, "Barış istemek, katliamlara karşı durmak suç değildir" denilerek tutuklanan gençlerin serbest bırakılması talep edildi.
Saldırıların Cenevre Sözleşmeleri ve CEDAW dahil uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirten BİL+, açıklamayı şu çağrıyla sonlandırdı:
“Bizler, barış için bir araya gelen LGBTİ+’lar olarak bu savaşı durdurmak, katliamları engellemek için uluslararası LGBTİ+ toplumu başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri barış ihtimalini güçlendirmeye ve Rojava halkının sesine kulak vermeye, HTŞ’nin ilerlemesini, savaş politikalarını ve cihatçı işgali durdurma mesajını kendi ülkelerindeki karar alıcılara ulaştırmaya ve barış için mücadeleye çağırıyoruz.”
Açıklamanın tam metni
Suriye’de HTŞ’nin (Hey'etu Tahrîri'ş-Şâm) Halep’teki Kürt mahallelerine saldırılarıyla başlayan katliamlar, SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) yönetimindeki bölgelere askeri operasyonlarıyla devam ediyor. Türkiye’deki AKP-MHP iktidarının, ABD ve Avrupa’nın da desteğiyle HTŞ, Kürtlere soykırıma hazırlanıyor. Türkiye’de ve coğrafyamızda barış umudunu baltalayan; özgür, eşit ve demokratik bir toplumu hedef alan bu savaş politikalarına karşı uluslararası LGBTİ+ toplumunu harekete geçmeye çağırıyoruz.
HTŞ eliyle yürütülen bu İslamcı saldırılar; Suriye’de diktatörlük kurmanın ilk adımlarıdır. Cihatçı çetelerin servis ettiği işkence görüntülerini ve Halep’te bir kadın savaşçının ölü bedeninin çatıdan atılmasına dehşetle ve öfkeyle tanık olduk. Bu vahşet yöntemi, biz LGBTİ+’lar için korkunç bir hafızayı çağırıyor; IŞİD zihniyetinin "sapkın" gördüğü LGBTİ+’ları yüksek binalardan atarak katletme pratiği, bugün aynı zihniyet tarafından kadın direnişçiler üzerinde uygulanıyor. HTŞ’nin Rojava’daki “Özgür Kadın Anıtı”na saldırısı, bu kadın düşmanlığının en çarpıcı örneklerinden biri.
Suriye Diyanet İşleri ve Vakıflar Bakanlığı’nın Suriye'deki cami hatiplerine gönderdiği bir yazıda, Kürtlere ve Rojava’ya yönelik saldırıları fetih olarak nitelendirmesi ve Kuran-ı Kerim'in Enfal Suresi'nin 9. ayetiyle başlaması; HTŞ rejiminin ırkçılığının en güncel örneği. HTŞ, bilinçli bir şekilde Irak hükümetinin 1987 ve 1988 yıllarında yüz binden fazla Kürdün diri diri gömüldüğü "Enfal" harekatına atıfta bulunarak soykırım kastını açıkça ortaya koyuyor.
HTŞ çeteleri; aylardır Suveyda ve Lazkiye gibi şehirlerde Dürzilere, Hıristiyanlara ve Alevilere yönelik, farklı inanç ve yaşam biçimlerini hedef alan katliamlar gerçekleştirdi. Yine HTŞ, Şam’da iktidarı ele geçirdikten sonra ilk olarak LGBTİ+’ları sokaklardan toplayıp katletti ve işkence görüntülerini servis etti. Şimdi de Suriye’de kadınların eşit temsil edildiği, cinsiyet özgürlükçü paradigmanın hayata geçtiği Rojava’ya saldırarak kendi tekçi ve baskıcı yönetimini bütün ülkeye yaymaya çalışıyor. HTŞ’nin merkezi iktidarını kurmaya çalışırken yapmak istediği; erkek egemen, LGBTİ+ düşmanı, ırkçı, İslamcı bir baskı rejimi kurmaktan ibaret.
Türkiye’de HTŞ’nin katliamlarına ses çıkarmak için sokağa çıkanlara AKP-MHP iktidarının polis şiddeti ve gözaltılarla, tutuklamalarla yanıt vermesi kabul edilemez! Barış istemek, katliamlara karşı durmak suç değildir. Gözaltılar ve tutuklanan gençler derhal serbest bırakılmalıdır.
HTŞ’nin ele geçirdiği bölgelerdeki IŞİD’lileri serbest bırakması; karanlık bir geleceğe işaret ediyor. IŞİD’in Suriye’deki katliamları, Şengal’deki Ezidi soykırımı, Türkiye’de 10 Ekim Barış mitingine, Suruç ve Amed’e bombalı saldırısı, ABD Orlando’daki bir LGBTİ+ barına saldırı, dünyanın birçok yerindeki saldırıları hafızamızda hâlâ taze. HTŞ’nin, IŞİD çetelerini yeniden sahaya sürmesi; yeni katliamlar anlamına geliyor.
Bu saldırılar; sivillerin korunmasına ilişkin Cenevre Sözleşmeleri, kadınlara yönelik şiddetin yasaklanmasına ilişkin CEDAW, soykırımı uluslararası suç olarak tanımlayan ve devletlere soykırımı önleme yükümlülüğü getiren Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuka aykırıdır.
Bizler, barış için bir araya gelen LGBTİ+’lar olarak bu savaşı durdurmak, katliamları engellemek için uluslararası LGBTİ+ toplumu başta olmak üzere tüm toplumsal kesimleri barış ihtimalini güçlendirmeye ve Rojava halkının sesine kulak vermeye, HTŞ’nin ilerlemesini, savaş politikalarını ve cihatçı işgali durdurma mesajını kendi ülkelerindeki karar alıcılara ulaştırmaya ve barış için mücadeleye çağırıyoruz.

