Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracı başkanlık makam aracı olarak kullandığı gerekçesiyle açılan davanın ikinci duruşmasında hakim karşısına çıktı.
Ara kararını açıklayan hakim, daha önce dosyaya giren bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi gerekçesiyle, 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verdi. Bir sonraki duruşma 12 Şubat 2027’de görülecek.
Medyascope'tan Furkan Karabay'ın haberine göre 6 aydan 2 yıla kadar hapsi istenen Ekrem İmamoğlu, söz aldı. Kürsüye gelen İmamoğlu, “Hiçbir anlam ifade etmeyen bana göre hukuksuz bir mahkemeyle Türk yargısının meşgul edilmesini asla kabul etmiyorum. Rakibini saf dışı bırakmak için hukuki zeminde hazırlanmayan bir davayla karşı karşıyayız. Maddi manevi kaybeden 87 milyon oluyor. Son 5-6 yılda yapılan vurgun, 600 milyar doları bulmuştur” dedi.
“Bu davaların hiçbirisi hukuki zeminde hazırlanmış davalar değildir” diyen İmamoğlu, “Buradan haykırıyorum ‘uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım’ diyorum. Bu benim sorumluluğum”diye konuştu.
"Bu davalar hukuki zeminde hazırlanmış davalar değil"
Cumhurbaşkanı adaylığı sonrası artan yargı baskısına ve tutuklanmasına işaret eden İmamoğlu, şunları kaydetti:
"Açıkçası böylesine hiçbir anlam ifade etmeyen ve bana göre hukuksuz bir mahkemeyle Türk yargısının meşgul edilmesini bir vatandaş olarak asla kabul etmiyorum. Muhatabı olduğum 20'ye yakın davanın son 2 yılda açılmasının yegane sebebinin, ülkemizin başındaki otoriter zihniyetin makamını korumak için yargıyı araçsallaştırdığını, rakibini devre dışı bırakmak, muhalifleri hapse atmak adına araçsallaştırılmış yargı düzeninin varlığını tekrar halkımıza hatırlatıyorum. Bu davaların hiçbirisi hukuki bir zeminde hazırlanmış davalar değildir. Tümüyle hukuksuz düzenek içerisinde, aşama aşama muhalifleri gözaltına almak, mahkemelere taşımak, tutuklamak, hapse atmak… Bunun adı Cumhurbaşkanı adayı olabilir, muhalif belediye başkanı olabilir, muhalif gazeteci olabilir… 87 milyonun büyük bir kısmı bu kavramın içine girebilir. Milletimizin çok büyük bir bölümünü, en az yüzde 80'ini temsil ettiğimi düşünüyorum."
"Bu operasyonların maliyeti 600 milyar dolar"
Muhalefete yönelik operasyonların maliyetine de dikkat çeken İmamoğlu şunları dile getirdi:
"Kişisel makam, mevki, menfaat için, yargıyı da kullanarak yürütülen bu operasyonların, yapılan vurgunların sadece son 5-6 yıldaki maliyetinin maddi olarak 600 milyar dolar olduğunu belirtmek isterim. Gözümüzün önünde eriyen İstanbul Borsasındaki Türkiye'nin gerçek tüzel kişileri, gerçek şirketlerinin kaybı bile haftalar içerisinde trilyonları bulmuştur. Bu kadar açık ve net bir vurgunla milletçe karşı karşıyayız. Net olarak ifade ederim ki yoksullaştık. Açlık sınırının altında hane sayısı neredeyse artık toplumun yarısından fazladır."
"Ayağa kalk ey halkım diye haykırıyorum"
Yurttaşlara seslenen İmamoğlu, "Buradan haykırıyorum: Uyan ey halkım, ayağa kalk ey halkım diye haykırıyorum. Haykırmaya da devam edeceğim. Hatta ekliyorum; korkma ey halkım diye de ifade ediyorum. Bu benim sorumluluğum çünkü ben 16 milyonun, dünyanın en güzel şehri İstanbul'un iradesini temsil ediyorum. Çünkü ben, 15,5 milyon yurttaşımızın sel olup akarak oy kullanıp ön seçimle cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği kişiyim" dedi.
"Kazanç sütunu yine boş bırakılmış"
Suçlamalara yanıt veren İmamoğlu, 5 yaşından beri esnaflığı öğrenerek büyüdüğünü belirterek şunları dile getirdi:
"Kâr zarar nedir iyi bilirim. Her esnafın, tacirin bir defteri vardır. O defterin iki sütunu vardır. Bir yanda gelir, diğer yanda gider. T cetveli. Burada, 20'ye yakın mahkemede de olduğu gibi iddia makamının önünüze koyduğu defterin sadece tek bir sütunu vardır. Bu sütun, sadece giderler yazılan sütundur. Mazot, bakım, lastik, toplam 122 bin 325 lira gider sütununu yazmış olan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Kazanç sütunu yine boş bırakılmış. Bir başka iftirinameyle karşı karşıyayız. Benim için iddia makamı yok hükmündedir. İddia makamı Türkiye yargısını temsil edemeyecek seviyesizliktedir."
"15 milyon lira belediyenin cebinde kaldı"
12 yıl önce Beylikdüzü Belediye Başkanı seçildiğinde aylık 7 bin 200 lira bedelle araç kiralanması hazırlığı yapıldığını belirten İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O gün için 7 bin 200 lira dediğimiz şey dövize de vursanız, bugün o aracımın bedeli, aylık kirası 250 bin ila 300 bin lira. Yani neredeyse 10 asgari ücret kadar aylık bedeli olan araç kiralamadan bahsediyoruz. Bir esnaf çocuğu, esnaf olarak ama daha da ötesi vatansever, kamucu bir belediye başkanı olarak bunu kabul etmedim. 'Benim aracım var, milletin parasını harcamaya gerek yok' dedim. Olayın özü bu kadar basit. Araç 50 ay boyunca belediyenin hizmetinde kaldı, neyle? Sıfır liralık kira bedeliyle, yani ücretsiz tahsisle. Yani bugünün parasıyla yaklaşık 15 milyon lira o dönem Beylikdüzü Belediyesinin cebinde kaldı. Araç kiralansaydı mazotunu yine belediye ödeyecekti. Bakım ve lastik giderini dahi kira tutarından düşseniz, yine milyonlarca lira kamunun kasasında kalmış oldu. 4 yılı aşkın sürede on binlerce kilometre yol yapıldı, düşen değer, aşınan motor, bu da hiç hesaplanmadı. Bu iftiracı iddia makamları, her mahkemede yaptıkları gibi bunu yine hesaplamadılar, hiç bu işe bakmadılar. Biz zaten böyle bir hesap içinde olmadık. Olsaydık baştan teklif etmezdik. Çünkü ben mutluydum, kamuya fayda sağlıyordum. Bu şekilde bir aracı tahsis etmenin de onurunu yaşadım."
"Vurguncuların siyaset tarzımı anlamalarını beklemiyorum"
Türkiye'yi sarsan fon vurgununa değinen İmamoğlu, beyanını şöyle sürdürdü:
"Vurgun, yağma, rant, talan için siyaset yapanlar ve onlarla iş birliği yaparak bu ve benzeri iddianameleri, uydurulmuş bilirkişi raporlarını yazma cihetine kapılanlardan beni ve siyaset tarzımı anlamalarını beklemiyorum. Onları ben bu dönemde çok iyi tanıdım. Allah'tan ki bir avuçlar. Bütün Türkiye'de toplasanız bin kişiyi geçmezler. Açıkçası ben onları anlamak dahi istemiyorum. Yazlık evlerin, yayla evlerinin kapısını kırıp kasalarını aramalarını, tarlalarını kazıp kuyularının dibinden altın bulmak için çabalarını, evleri kiralayıp para kuleleri kurmalarını vallahi de billahi de anlayamıyorum. Şükürler olsun ki bize iftira attıkları hiçbir şey ne üzerimize yapıştı, ne milletimiz bize yakıştırdı, ne de ellerinde tek bir delil, tek bir belge bugüne kadar oldu. Olmayacak çünkü biz abdestimizden de her şeyimizden de eminiz."
İmamoğlu, "Sülale boyu kamuda her türlü makamı işgal edip, bir bakanın 4 ayda 2 milyar TL'lik vurgun yapma hayallerini, benim ve bizim gibi kamucu, halkçı, milletine hesap veren insanların anlaması mümkün değil. Bir nepotizm dalgasına dönmüş olan sistemin içindeki bütün bu vurguncuların tarzını anlamam mümkün değil" dedi.
"Batıyoruz ey halkım"
Bugün ekonomide yaşananların da aynı zihniyetin sonucu olduğunu söyleyen İmamoğlu, "Bu zihniyet, ülkenin hesabını da böyle tutuyor. Milletin acı kayıplarını görmezden gelen ekonomik sisteme gidişi yaşıyoruz. Batıyoruz ey halkım. Batıyoruz. Göz göre göre milletin cebinden her gün paralar çalınıyor, vurgun yapılıyor" diye konuştu.
"Neresinde kamu zararı var?"
Suçlamalara karşı makam aracını belediyeye tahsis etmesini bir örnekle açıklayan İmamoğlu şunları söyledi:
"Bir komşunuzun evi yok. Sıkıntıda. Kapıya atılacak, çoluğuyla çocuğuyla sokakta yatmak zorunda kalacak. Siz de 'Benim bir boş dairem var, size burayı vereyim, kira da istemem, sen otur' diyorsunuz. Bir iyilik yapıyorsunuz. Komşunuz yıllarca orada oturuyor. Elektriğini ve suyunu da kendisi ödüyor. Sonra bir gün bir aklıevvel, size bir mahkeme kuruyor ve mahkeme size dönüp 'Komşun senin evinin elektriğini ödemiş, sana menfaat sağlanmış, sen suçlusun' diyor. İşin çok basit özeti budur. Kendi aracımı kamunun parasını korumak için kullanmışım. Bugün ise o arabanın mazotunun hesabını veriyorum. Kaldı ki parayı da faiziyle birlikte ödemişim. Dekontları da dosyanızda var. Bir yıl önce, bu mahkeme açılmadan ödemişim. Bu hikayenin Allah aşkına neresinde kamu zararı var? Ben bulamadım. Bilirkişilerden birisi de, 2021’de dosyaya giren raporda yazıyor, 'Kamu zararına ilişkin yeterli delil yoktur' demiş. Buna rağmen babamla beraber ortak olduğumuz şirketimiz, o 122 bin lirayı faiziyle 216 bin 612 lira olarak belediyenin veznesine gidip yatırıyor."
İddianame "Ödeme, suçunu ortadan kaldırmaz" denildiğini belirten İmamoğlu, "Soruyorum bu kötü insanlara; Allah aşkına suç nerede? Bugün milyarlarca lira kazandıktan sonra tövbe hesabı kurulup para yatırıp affedilenlerin bu pozisyonunu da bu iddianameyi yazan akla havale ediyorum. Bakayım onlara suç duyurusunda bulunabilecek mi" diye konuştu.
"Bu dosyanın deposunu mazot değil, siyaset doldurmuştur" diyen İmamoğlu, "Devletin gücü 500 bin insanın soyulurken, vurgun yapılırken neredeydi? Orada, o büyük kamu zararlarının olduğu yerde müfettişler neredeydi, SPK neredeydi, başkanı, üyeleri, Maliye Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanı neredeydi" diye sordu.
Ara karar açıklandı
Ara kararını açıklayan mahkeme, daha önce dosyaya giren bilirkişi raporlarındaki çelişkinin giderilmesi gerekçesiyle, 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verdi. Bir sonraki duruşma 12 Şubat 2027’de görülecek.
(Kaynak: Medyascope, Evrensel, ANKA)



