IŞİD, 3 Ağustos 2014’te Irak’ın Musul kentine bağlı Şengal ilçesine yaptığı saldırılarda, 2 bin 213 Êzidî katledildi, 390 bini göçe zorlandı, yedi bini kaçırıldı, 68 dini mekân yağmalandı.
2016 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi tarafından yayınlanan rapora göre IŞİD’in Êzidîlere yönelik soykırım suçu işlediği, kadınlar ile çocukların köleleştirildiği ve yok edilmeye çalışıldığı paylaşıldı. Katliamın üzerinden 12 yıl geçti, kaçırılan binlerce kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor ve failler yargılanmış değil.
TBMM’de araştırma talebi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Şengal’deki katliamın ardından ortaya çıkan insani krizin yanı sıra Türkiye’de yaşayan Êzidîlerin maruz bırakıldığı hak ihlalleri ve insan ticareti iddialarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) araştırma komisyonu kurulmasını talep etti.
Önergede, Şengal saldırıları sırasında binlerce Êzidî’nin yaşamını yitirdiği, yaşları 6 ile 70 arasında değişen 5 binden fazla kadın ve çocuğun kaçırıldığı belirtildi. Kaçırılanların Musul, Rakka ve Telafer’de kurulan pazarlarda satıldığı, zorla din değiştirmeye ve cinsel köleliğe maruz bırakıldığı ifade edildi.
Dünyada yankılanan adalet talebi
Avrupa Süryani Birliği (ESU) ve Bethnahrin Ulusal Birlik Partisi (HBA), kayıpların bulunması, gasp edilen mülklerin iadesi, Şengal’de Êzidî ve Ninova Ovası’nda Süryani özerk yönetim haklarının uluslararası güvenceye alınması çağrısında bulundu.
ESU’nun yayınladığı açıklamada, “Ağustos 2014, Mezopotamya’nın kadim halklarının tarihinde derin bir kırılma yarattı. 3 Ağustos’ta Şengal’de Êzidî halkı, IŞİD’in saldırısına uğrayarak ağır bir soykırıma maruz kaldı. 6 Ağustos’ta Ninova Ovası’nda Süryani (Asuri-Arami-Keldani) halkı hedef alındı, yüz binlerce kişi yurtlarını terk etmek zorunda kaldı” sözlerine yer verildi.
HBA’nın yayınladığı açıklamada ise “Êzidî'nin halkımızın ve Süryani halkımızın terör örgütü IŞİD eliyle maruz kaldığı soykırımın 12. yıl dönümü vesilesiyle Bethnahrin Ulusal Birlik Partisi; vahşice katledilen binlerce masum kurbanın ruhlarını, cariye olarak satılan ve köleleştirilen kadın ve kız çocuklarını, çocuklukları ellerinden alınan çocukları ve yerlerinden edilen aileleri, modern çağın tanıklık ettiği en korkunç suçlardan birinde derin bir acı ve saygıyla anmaktadır.” sözlerine yer verildi.
Öte yandan Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Mesrur Barzani’nin katılımıyla Êzidî Soykırımı’nın 12. Yıl Dönümü Anma Töreni düzenlendi. Barzani, konuşmasında hala kayıp olan Êzidîler için arama çalışmalarının sürdüğünü belirterek, Şengal Anlaşması’nın uygulanması ve IŞİD’lilerin yargılanacağı özel bir mahkemenin kurulması çağrısını yineledi.
Diyarbakır'da kurulan hak platformu
Kaçırılan ve zorla alıkonulan Ezidi kadın ve çocukların kurtarılması ile haklarının savunulması için Diyarbakır’da 2015 yılında Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu kuruldu.
Platform üyesi ve eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Feleknas Uca, saldırıların yıl dönümüne ve platformun çalışmalarına dair MA’ya açıklama yaptı. Uca, tüm dünyanın sessizliğine dikkat çekerken IŞİD’in zorla alıkoyduğu 2 bin 700 kadının akıbetinin belirsizliğine dikkat çekti. Avrupa’da Ezidi toplumu üzerinde beyaz fermanın (sessiz soykırım) devam ettiğini söyleyen Feleknas Uca, şu ifadeleri kullandı:
"Beyaz ferman devam ediyor"
“Ezidi toplumu üzerindeki büyük tehlikeler ve korkular devam ediyor. Dünyanın gözü önünde Ezidi toplumumuza yönelik ‘beyaz ferman’ devam ediyor. Bir fermandan kurtuldular ama başka fermanlar önlerinde duruyor. Bir fermandan kurtuldular ama bu fermanda daha fazlası diasporada başlarına geldi, geliyor. Bugün 2 bin 700 kadının akıbeti hâlâ belirsiz, IŞİD’in elinde. Onlarca toplu mezar henüz tam olarak açılmadı. Resmî rakamlara göre görülen, bilinen şeylerden bahsediyoruz; fakat bilinmeyen, akıbeti belli olmayan, tüm ailesi katledilen, öldürülen ve aileden geriye hiç kimsenin kalmadığı durumlar da var.
Êzidîlerin yaşadığı tüm köylerde toplu katliamlar yapıldı. Orada kadınlar, kızlar ayrıldı. Erkekler bir araya toplanıp toplu mezarlarda diri diri katledildi. Kafeslerde dinini değiştirmek istemediği için Ezidi kadınlar yakıldı. Din değişikliğini kabul etmedikleri için diri diri yakıldılar, videoları çekildi ve bu videolar yayımlandı. Bu yüzden diyoruz; bu ferman dünyanın gözü önünde oldu. IŞİD çetelerinin Êzidî kadınlarına yaptığı o çirkin eylemler kanallarda yayımlandı. Yani bu, yaşatılanların tanımının yapılamayacağı bir durum. Sözlerle anlatılamaz. Bu yaranın, bu acının tarifi imkansız çünkü gözümüzün önünde hâlâ canlı. Haykırışları kulağımızda, yaşadıkları gözümüzün önünde.”
Ne olmuştu?
Avrupa Parlamentosu IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Êzidîlere yönelik gerçekleştirdiği katliamı “Êzidî Soykırımı” olarak tanımıştı.
Ardından ilk olarak 30 Kasım 2021'de Almanya’da bir mahkeme tarafından “soykırım” olarak tanındı. Bu tanım daha sonra çok sayıda parlamento ve uluslararası kuruluşlar tarafından da gerçekleştirildi. Almanya parlamentosu da 2023 yılının Ocak ayında Êzidî Soykırımı’nı tanıdı.
Uluslararası kurumların hazırladıkları raporlarda “insanlığa karşı işlenen suçlar” kategorisine alınan bu katliam, Türkiye’de ise siyasi iktidar tarafından henüz resmi olarak kınanmadı.
Kaynaklar: Sabro, İlke TV, MA.



