Perşembe gecesi ani bir Resmi Gazete kararıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatıldığını öğrendik. Bu detaysız ve belirsizliğe sürükleyici karar sadece Bilgi’li öğrencilerin değil, okul emekçilerinin ve Türkiye’de özgür üniversite kavramının geleceğini düşünenlerin de uykularını kaçırdı.
Ertesi sabah öğrenci, akademisyen, sendikalı pek çok kişi Santralİstanbul kampüsüne akın etti. Verilen karardan idare de belirsizliğe sürüklenmiş olacak ki hiçbir açıklama yapılamadı ve gün içinde kampüse kimin girip girebileceğine dair karar defalarca değişti.
Ancak içeri girebilenler, devletin el koyduğu kampüse sahip çıkmaya niyetliydi. Gün içerisinde Tarihi Ana Kapıdan rektörlüğe yapılan yürüyüşün ardından, direnişçiler oturma eylemi başlattı, o esnada da içeri giremeyenler kapının önünde desteklerini sürdürdü. Rektörlüğün önüne asılan pankart öğrencilerin haksızlığa karşı direnişini temsil etti: Bilgi Üniversitesi Öğrencileri Tarafından İşgal Edilmiştir.

Akşam saatlerinde de kampüslerini terketmeyen öğrenciler, çimlerde oturup megafonlarla konuşmalar ve forumlar yaptı, kapsayıcılığın ve birliğin direnişteki yerini hatırlattı. Yapılan pankartlarda ve söylenen sloganlarda Berkin Elvan gibi önemli isimler anıldı. Bu işgalin sadece İstanbul Bilgi Üniversitesini geri almak için değil, ezilen her grup için yapılan bir çağrı olduğunu hatırlattı.
Gün içerisinde ÖGB ve rektörlükle yapılan müzakerelerin ardından öğrencilere kampüsün ücra bir köşesinde, tuvaletsiz, soğuk ve barınmaya uygun olmayan Etkinlik Çadırında kalma izni verildi. ÖGB bütün binaların kapatılmasını amaçlıyordu, fakat ilerleyen saatlerde öğrenciler birlik olarak Mimarlık fakülte binasında bulunan Kazandibi sınıfını mesken tuttu, ve binaya ÖGB girişine geçit verilmedi.
Mimarlık fakültesini işgal eden gençler, geç saatlere kadar forumlar yaptıktan sonra sabaha karşı sandalyelerde, minderlerde, masaların üzerinde uyudu. Ertesi sabah yine protestolar devam etti, ancak ÖGB şiddeti arttırdı ve bir sendikalının bacağı çelik kapıya sıkıştırılarak zarar gördü. Aynı gün içerisinde halihazırda var olan sivil polislerin yanısıra kampüs içerisinde de çevik görülmeye başlandı. ÖGB Mimarlık fakülte binasının işgalini durdurmaya çalışsa da, öğrenciler bir gece daha kötü koşullarda da olsa hukuksuzluğa karşı nöbetine devam etti.
Direnişin 3. günü polis ve ÖGB şiddetinin en yoğun olduğu gündü. Kampüs içerisindeki erzak ve ped gibi basit hakları sağlayanlar parmaklıklardan aşağı dolu market poşetleri atarak destek oldu, ancak ÖGB ve sivil polisler market poşetlerini ele geçirdi. İçeride direnmeye devam eden öğrenciler ablukaya alınıp işkence ile yaka paça kampüsün dışına atıldı. Polis bir sıra arkadaşımızın kafasını kalkanla vurarak yardı, aynı kişinin burnu kırıldı. İşkenceye direnen arkadaşlarımız muhabirlere ellerine bulaşan kanları gösterdi. Aynı anda dışarıdaki destekçiler de ablukaya alındı, biber gazı ve göz yaşartıcı ile polis şiddetine uğradı.

Kampüsün boşaltılmasının ardından tarihi kapı terk edilmedi. Destekçiler gecenin ilerleyen saatlerine kadar nöbetlerine devam etti. Saat gece 12’yi bulmasıyla paylaşılan Resmi Gazete haberinde okulun kapatılma kararından geri dönüldüğünü öğrendik. Fakat bu gelişme, içimize su serpmek yerine Türkiyede verilen kararların güvenilirliğini ve sağlamlığını sorgulattı.
Kapatılma kararının sebebini bilmediğimiz kadar bu kararın öğrencilerin direnişi harici geri çekilme sebebini de bilmiyoruz. Ancak bu süreç, işçi ve emekçinin birlik olduğunda başarabilecekleri konusunda bize umut sağladı.



