Cumartesi Anneleri / İnsanları 17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası kapsamında Galatasaray Meydanı’nda barikatlar önünde 1104.defa toplandı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul temsilcileri, insan hakları aktivistleri ve çok sayıda milletvekilinin katılımıyla gerçekleşen buluşmada bu kez karanfiller Piro Ay için meydana bırakıldı.
Basın metnini İHD İstanbul Şube Sekreteri Jiyan Kaya okudu.15 Mayıs 1994 sabahı köylerine düzenlenen askeri operasyonla kaçırılan ve kendisinden bir daha haber alınmayan Piro Ay’ın akıbeti soruldu. Basın açıklamasının ardından söz alan Cumartesi İnsanı ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Milletvekili Pervin Buldan konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
"Adalet arayışımız yıllar geçse de devam ediyor, etmeye de devam edecek. Bizler elbette ki bu ülkede yargısız infazların, faili meçhul cinayetlerin ve kayıpların açığa çıkması için bir mücadele yürüttük, yürütmeye devam edeceğiz. Adalet Bakanlığı bünyesinde son günlerde kurulan Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Birimi'nin, bizlere de dokunması, faili meçhul cinayetleri açığa çıkarması için etkin bir çalışma yürütmesini buradan talep ediyoruz. Hiçbir ayrım yapmadan bütün faili meçhullerin, kayıpların ve yargısız infazların bir an önce bulunması için bu birimin etkin bir şekilde çalışması gerektiğinin altını önemle çizmek istiyoruz.
Eğer barış olacaksa...
Biz biliyoruz ki her cinayetin bir faili vardır. Biz biliyoruz ki her suçun, her kaybın, her yargısız infazın bir faili vardır. O yüzden failler mutlaka cezalandırılmalı ve demokratikleşme alanında ancak bu şekilde adım atılabilir anlayışı bu ülkeye mutlaka yerleşmelidir.
İçerisinde bulunduğumuz süreç itibarıyla de onurlu bir barış olacaksa eğer, elbette ki faillerin bulunması ve kayıpların ortaya çıkmasıyla birlikte olacaktır. Yoksa barışın bir anlamı olmayacaktır. Adaletle yüzleşme, geçmişle yüzleşme ve hakikati ortaya çıkarma gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece biz gerçek bir barıştan asla söz edemeyiz. O yüzden onurlu bir barış; elbette ki kayıpların bulunduğu, faili meçhullerin açığa çıktığı ve sorumluların yargılandığı bir barış olacaktır. Bu anlamıyla özellikle Türkiye’yi yönetenlere, siyasi iradeye buradan bir kez daha sesleniyoruz: Barışı hep birlikte yüzleşerek, hakikati ortaya çıkararak ve adaleti sağlayarak gerçekleştirebiliriz diyoruz."
Buradayız çünkü

Cumartesi Anneleri ve İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon'un 1104. haftadaki basın açıklaması şöyle:
"Hakikati karartan yargı adalet sağlayamaz. Piro Ay’a ne oldu?
Herkes bayram telaşını yaşarken biz gözaltında kaybedilenlerin akıbeti açıklansın, bilinen fail ve sorumlular yargılansın, adalet sağlansın diye buradayız. Buradayız çünkü iktidarlar değişse de değişmeyen cezasızlık siyaseti, hakikatin karartılması ve fail ile sorumluların görünmez kılınması üzerinden sürdürülüyor.
1104. haftamızda, yargı süreçlerinin nasıl cezasızlık siyasetinin bir parçası haline getirildiğinin çarpıcı örneklerinden biri olan Piro Ay dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.
15 Mayıs 1994 sabahı, saat 08.00 sıralarında Derik ilçesine bağlı Kelektepe Mezrası’na biri zırhlı, olmak üzere toplam sekiz askeri araçla operasyon düzenlendi. Operasyona Bozok Köyü korucuları Hasan Polat ve Mahmut Polat ile sivil giyimli kişiler de eşlik etti. Dönemin Derik İlçe Jandarma Komutanı Musa Çitil de gelenler arasındaydı.
Askerler, Piro Ay ve A.D. isimli köylüleri PKK’ye yiyecek verdikleri iddiasıyla gözaltına aldı. İkisi de askeri araca bindirilerek götürüldü. Araçta askerlerin “Ahmet Üsteğmenim” diye seslendiği bir subay da bulunuyordu. A.D. yolda indirildi. Araç dağlık alana doğru ilerlemeye devam etti.
O sırada bölgede bulunan çobanlar, aracın gittiği yönden çığlık sesleri duydu. Yaklaşık bir saat sonra Piro Ay’ı götüren araç, seslerin geldiği bölgeden hızla geri döndü. Köyün içinden geçerek uzaklaştı.
Askerler köyü terk ettikten sonra, Piro Ay’ı aramaya çıkan ailesi ve köylüler, aracın gittiği dağlık bölgede bir dere kenarında kan izleri, kırık coplar ve Piro Ay’ın üzerindeki pantolona benzeyen kot kumaş parçaları buldu. Piro Ay’dan ise bir daha haber alınamadı.
Baba Bedir Ay, vakit kaybetmeden Üçyol Karakolu’na, Derik İlçe Jandarma Komutanlığı’na, Derik Savcılığı’na, Mardin İl Jandarma Komutanlığı’na ve Mardin Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Ancak tüm girişimlere rağmen, duvar ustası ve 5 çocuk babası Piro Ay’ın gözaltına alındığı inkâr edildi.
Aradan 18 yıl geçtikten sonra, İHD Mardin Şubesi’nin çabalarıyla soruşturma başlatıldı. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 ayrı olayda 13 kişinin kaybedilmesi ve öldürülmesiyle ilgili iddianame hazırladı.
16 Temmuz 2012 tarihli iddianamede dönemin Derik İlçe Jandarma Komutanı Musa Çitil hakkında, görev yaptığı sürede “şüphe olsun olmasın sivil vatandaşları çeşitli yöntemlerle tamamen keyfi şekilde öldürdüğü anlaşılmıştır” tespitine yer verildi. Piro Ay’ın da aralarında olduğu 13 sivilin öldürülmesi ve kaybedilmesinden sorumlu olduğu belirtildi. İddianamenin Piro Ay ile ilgili bölümünde, Musa Çitil’in sorumluluğu açık biçimde kayda geçirildi.
İddianamenin kabulüyle birlikte, Musa Çitil hakkında dava açıldı. Piro Ay, bu davanın 7 numaralı maktulü olarak yer aldı.
Bilmeye hakkımız var
Ancak yargılama sürecinde cezasızlık politikası bir kez daha devreye girdi. Sanık Musa Çitil, yargılama boyunca görevde kaldı. Üstelik terfi almaya devam etti. Hukuk tersyüz edildi. Dava beraat kararıyla sonuçlandı.
Anayasa Mahkemesi de AİHM içtihatlarını ve uluslararası insan hakları hukukunu görmezden gelerek başvuruyu oy birliğiyle kabul edilemez buldu. Üstelik dosyada etkin soruşturma ve kovuşturma yürütüldüğünü ileri sürdü.
Maddi gerçeği açığa çıkarmayan, failleri ve sorumluları tespit edip cezalandırmayan bir yargılama adil olamaz. Çünkü adalet, gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesiyle mümkündür.
Bilmeye hakkımız var:
Piro Ay’ı ailesinin ve tanıkların önünde gözaltına alarak askeri araçla götürenler kimdi?
Askerler tarafından götürülen Piro Ay’a ne oldu?
Olay tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanı olarak operasyonda bulunan Musa Çitil, bu operasyonun sonuçlarından sorumlu değilse kim sorumludur?
Kaç yıl geçerse geçsin, Piro Ay için, tüm kayıplarımız için adalet talep etmekten; devletin evrensel hukuk normlarına uygun hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."



