Cezaevine girdikten sonra yaşamını yitiren Özcan Aksu’nun ablası Melek Aksu, kardeşinin kötü muameleye uğradığını iddia etti. 22 Haziran 2026’da gözaltına alınan Özcan Aksu, tutuklanmasının ardından gönderildiği Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’ndaki sürecin ardından 5 Temmuz’da hastanede yaşamını yitirdi. Ablası Melek Aksu, kardeşini 26 Haziran’daki kapalı görüşte yüzünde ve vücudunda ağır yaralanmaların olduğunu, bilincinin bulanık ve kendisini tanımayacak halde gördüğünü anlattı.
İlke TV’den Ahmet Ayva’nın haberine göre 22 Haziran 2026’da gözaltına alınan Özcan Aksu, tutuklanıp Silivri Marmara Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Oradaki sürecin ardından 5 Temmuz’da hastanede yaşamını yitirdi.
Ablası Melek Aksu, kardeşini 26 Haziran’daki kapalı görüşte gördüğünde yüzünde ve vücudunda ağır yaralar bulunduğunu, bilincinin bulanık ve kendisini tanımayacak halde olduğunu anlattı. Ailesi, Özcan Aksu’nun ne yaşadığının, hastane ve cezaevi sevklerinin neden yapıldığının ve tıbbi müdahalenin neden geciktiğinin gün yüzüne çıkarılmasını istiyor.
Melek Aksu yaşananları İlke TV’den Ahmet Ayva’ya anlattı:
“Hemen Silivri’ye gidecektim. Saat beşe doğru olmuştu, resmî kurumların kapanış saatiydi. Direkt avukatın ofisine geçtim. Kardeşimin Silivri’de olduğunu avukatı da benden öğrendi. Bu, 24 Haziran’da, tutukluluğunun ikinci gününde oldu.”
Aksu, 25 Haziran sabahı saat 10.00’da Silivri Cezaevi’ne giderek kardeşiyle ilk görüşmesini yapmak istediğini söyledi. Ancak kardeşiyle görüştürülmediğini, karşısındaki iki görevlinin kendi aralarında Özcan Aksu’nun beyin tomografisinin çekildiğini konuştuklarını duyduğunu aktardı:
“Kardeşimin hastanede olduğunu söylediler. Hangi hastanede olduğunu sordum. ‘Burada, cezaevi içerisindeki hastanede de olabilir; Çam ve Sakura’da da olabilir; Bakırköy’de de olabilir’ dediler. Bana kesin olarak hangi hastanede olduğunu söylemediler. 25 Haziran’da Silivri’ye kardeşimi görmeye gittim ama göremedim" dedi.
"Kardeşimi feci şekilde dövmüşlerdi"
Aksu, bir gün sonra, 26 Haziran’da saat 15.45 civarında yeniden Silivri Cezaevi’ne gitti. İlk başta görüşmenin geciktirildiğini düşündüğünü anlatan Aksu, ikinci kez geldiğini gören bir görevlinin “Ablası gelmiş, görüşsün” demesinin ardından kapalı görüş alanına alındığını söyledi. Aksu, kardeşini ilk gördüğünde "şok geçirdiğini" söyledi: "Onu görmemle şok geçirmem aynı dakikada oldu. Kardeşimi feci şekilde dövmüşlerdi. Kaşını, gözünü, yüzünü patlatmışlardı.”
Melek Aksu, Özcan Aksu’nun sağ kaşının üzerinde 7-8 civarında dikiş bulunduğunu, sağ gözünün şişlik nedeniyle kapandığını ve gözünün kan çanağına döndüğünü söyledi. Aksu, “Sağ gözünü hayal edin; burun kısmından kulağına kadar mosmor yapmışlardı. Üst dudağı, iki dişinin üstü patlaktı. Ensesinde, saçlarında, her yerinde kan vardı” dedi.
Aksu, görüş sırasında kardeşinden arkasını dönmesini istediğini ve kolunda ağır bir yaralanma gördüğünü anlattı: “Bana arkasını döndüğünde, dirseği ile bileği arasındaki ön kol derisi yüzülmüştü. Eti yüzersiniz ya, o şekildeydi. Nasıl yaptıklarını bilmiyorum. Ensesinde ve saçlarında kan vardı.”Kardeşinin ellerinde ve kollarında şişlikler olduğunu belirten Aksu, Özcan Aksu’nun ayakta durmakta zorlandığını, bir oturup bir kalktığını ve sürekli titrediğini söyledi.
"Gardiyanlar da farkındaydı"
Özcan Aksu’nun kapalı görüşte kullanılan telefonu nasıl kullanacağını bilmediğini anlatan Melek Aksu, infaz koruma memurlarının zaman zaman kardeşinin yanına gelerek koluna girdiğini söyledi:
“Telefonun nasıl kullanılacağını bilmiyordu. Gardiyan geliyordu, koluna giriyordu. ‘Telefonu kulağına götüreceksin’ diyordu. Oradaki gardiyanlar bile vahametin farkındaydı. Kardeşim bir oturuyor, bir kalkıyordu. Gardiyan arada gelip koluna giriyordu.”
Melek Aksu, kardeşinin bu durumunun yalnızca kendisinin gözlemi olmadığını, görevlinin kendisine yönelttiği sorunun da bunu gösterdiğini savundu: “Arkamdaki gardiyan geldi, ‘Kardeşin seni tanıdı mı?’ dedi. Ben de ‘Siz bunu ne hale getirmişsiniz, siz bunu dövmüşsünüz’ dedim.”
Aksu’nun anlatımına göre görevli, kendisine “Bize böyle geldi” karşılığını verdi. Melek Aksu, kardeşine kendisini kimin bu hale getirdiğini sorduğunu anlattı:
“Kardeşime ‘Seni kim dövdü, kim böyle yaptı, bunlar mı?’ dedim. Arkasındaki gardiyanları işaret etti. O andan itibaren gardiyanlar zaten sürekli yanı başımızdaydı. Hem tehdit hem baskı hem korku altındaydı. Hiçbir şey söyleyemiyordu. Tir tir titriyordu.”
Melek Aksu, kardeşinin kendisini tanımaması, telefonu kullanamaması, ayakta durmakta güçlük çekmesi ve sürekli titremesine rağmen cezaevinde tutulmasına tepki gösterdi: “Gardiyanlar bile durumun farkındaydı. Buna rağmen onu orada tuttular. 26 Haziran’dan, tutukluluğunun dördüncü gününden bahsediyorum.”
Aksu, babasına, amcasına ve ağabeylerine haber verdiğini anlattı. Aksu, kardeşini gördüğü ana kadar kafa travmasının üzerinden 72 saat dahi geçmediğini düşündüğünü ve acil tıbbi müdahale yapılması gerektiğini savundu. “Ben kardeşimi belki de o gün, o an son olarak o şekilde gördüm” dedi.
Metris'e sevk edildi
Ailenin anlatımına göre Özcan Aksu, ölümünden üç gün önce, 2 Temmuz’da Metris Cezaevi’ne sevk edildi. Avukatın da Özcan Aksu’nun Metris’e sevk edildiğini ancak oraya gittiklerinde kendisini göremediklerini, hastaneye gönderildiğinin söylendiğini aktardığını belirtti.
Özcan Aksu’nun Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaklaşık iki gün kaldığını belirten Melek Aksu, 5 Temmuz günü saat 11.00 civarında ölüm haberinin verildiğini söyledi: "Bize ‘Kardeşiniz öldü, gelin Yenibosna’dan cenazenizi alın’ dediler.”
Ölüm nedeni yazmıyor
Ailenin paylaştığı ölüm belgesinde ölüm tarihi 5 Temmuz 2026, ölüm saati 11.01 ve ölüm yeri hastane olarak kayıtlı. Belgede otopsi yapıldığı belirtilirken kesin ölüm nedeni yazmıyor. Melek Aksu, ölüm belgesinde kesin bir neden bulunmadığını ve otopsi raporunun henüz çıkmadığını belirtti.
Aile kesin otopsi raporunu bekliyor. Ancak Melek Aksu, cezaevi sürecinde yaşandığını söylediği ihmaller ve olayların örtbas edildiği yönündeki kuşkuları nedeniyle raporun güvenilirliği konusunda endişeli olduklarını söyledi.
Melek Aksu, savcılığın olayla ilgili bir soruşturma başlattığını yeni avukatlarından öğrendiğini ancak soruşturmanın içeriğinin henüz aile tarafından bilinmediğini söyledi. ÖHD İstabul tarafından üstlenilen ve ilgilenilen dosya yakından inceleniyor.
Aksu sürece dair, “Savcılık ne zaman soruşturma başlattı, tam olarak bilmiyorum. Avukatımız dosyanın içeriğini göremediğini söyledi. Nasıl bir soruşturma başlatıldı? Cinayet mi, işkence mi? Birileri ifadeye çağrıldı mı? Bunları bilmiyoruz” dedi.
Aile; gözaltı merkezi, sevk araçları, Silivri Cezaevi, kapalı görüş alanı, revir, Metris Cezaevi ve hastanelerdeki bütün kamera kayıtlarının alınmasını istiyor. Ayrıca Aksu’nun yaralarının ne zaman ve nerede oluştuğunun, Metris’e fiilen girip girmediğinin, hastaneye hangi sağlık durumunda ulaştırıldığının ve tıbbi müdahalenin neden daha erken yapılmadığının ortaya çıkarılmasını bekliyor. Kesin ölüm nedeni ile yaralanmaların ölümle bağlantısına ilişkin nihai değerlendirme, otopsi raporu ve devam eden adli soruşturma sonucunda yapılacak.
Özcan Aksu’nun şaibeli ölümünü DEM Parti Muş Milletvekili Sümeyye Boz, Meclis gündemine taşıdı. Boz, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması için verdiği soru önergesinde 8 soru yöneltti.
Sorular şu şekilde:
1. Özcan Aksu’nun cezaevine kabul muayenesinde vücudunda yara, morluk veya darp izi tespit edilmiş midir? Tutukluluğu süresince kaç kez muayene edilmiş ve hangi tedaviler uygulanmıştır?
2. Ailenin 26 Haziran’daki görüşte gözlemlediği darp izleri, bilinç kaybı ve ayakta duramama durumu cezaevi görevlilerince kayıt altına alınmış mıdır? Aksu neden derhâl hastaneye sevk edilmemiştir?
3. Aksu hangi gerekçeyle Metris Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir? Sağlık durumu ağırlaşmış olmasına rağmen neden cezaevi koşullarında tutulmaya devam edilmiştir?,
4. İşkence, kötü muamele ve sağlık hakkının engellenmesi iddiaları hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmış mıdır? Olayla bağlantılı kamu görevlileri görevden uzaklaştırılmış mıdır?
5. Cezaevi, sevk aracı ve hastane girişlerine ait kamera kayıtları ile sağlık ve sevk belgeleri eksiksiz biçimde koruma altına alınmış mıdır?
6. Otopsi raporunda Aksu’nun vücudunda hangi travmatik bulgular tespit edilmiştir? Kesin ölüm nedeni belirlenmiş ve rapor aileyle paylaşılmış mıdır?
7. Özcan Aksu’nun ölümündeki işkence, kötü muamele, ihmal ve sorumluluk zincirinin ortaya çıkarılması için Bakanlığınız hangi somut
işlemleri yapmıştır?
8. Son beş yılda cezaevlerinde kaç tutuklu veya hükümlü yaşamını yitirmiş; bu ölümlerden kaçı hakkında işkence, kötü muamele veya ihmal iddiasıyla kamu görevlilerine yönelik soruşturma açılmıştır?
Ahmet Şık'tan da soru önergesi
TİP Milletvekili Ahmet Şık, Özcan Aksu’nun cezaevinde ölmesini Adalet Bakanı Akın Gürlek’e sordu. Şık, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e şu soruları yöneltti:
-Özcan Aksu'nun gözaltına alındığı tarihten yaşamını yitirdiği tarihe kadar geçen süreçte bulunduğu tüm gözaltı birimleri, ceza infaz kurumları ve sağlık kuruluşları hangileridir? Bu kurumlarda kalış tarih ve saatleri nelerdir?
-Özcan Aksu'nun ceza infaz kurumuna kabulü sırasında giriş sağlık muayenesi yapılmış mıdır? Yapıldıysa düzenlenen raporda herhangi bir darp veya yaralanma bulgusuna yer verilmiş midir?
-Ceza infaz kurumunda bulunduğu süre boyunca Özcan Aksu hakkında kaç kez sağlık değerlendirmesi yapılmıştır? Hastaneye sevk edilmesi yönünde kim tarafından, hangi tarihlerde karar verilmiştir?
-Kamuoyuna yansıyan ağır yaralanma ve kötü muamele iddiaları hakkında Bakanlığınız tarafından idari soruşturma veya inceleme başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi aşamadadır?
-Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma yürütülmekte midir? Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumu personeli hakkında herhangi bir işlem tesis edilmiş midir?
-Özcan Aksu'nun tutulduğu koğuş, koridor, revir, sevk güzergâhı ve görüş alanlarına ilişkin kamera kayıtları muhafaza altına alınmış mıdır? Bu kayıtlar soruşturma dosyasına teslim edilmiş midir?
-Ailenin, tıbbi müdahalenin geciktiği yönündeki iddiaları Bakanlığınız tarafından araştırılmış mıdır? Araştırıldıysa ulaşılan tespitler nelerdir?
-Ceza infaz kurumuna kabulünden ölümüne kadar geçen süreçte Özcan Aksu hakkında disiplin işlemi, zor kullanma tutanağı veya olay tutanağı düzenlenmiş midir?
-Son beş yıl içerisinde Marmara Ceza İnfaz Kurumu'nda meydana gelen tutuklu ve hükümlü ölümlerinin sayısı kaçtır? Bunlardan kaçı doğal ölüm, kaçı intihar, kaçı şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmiştir? Son beş yıl içerisinde aynı ceza infaz kurumu hakkında işkence, kötü muamele veya orantısız güç kullanımı iddiasıyla Bakanlığınıza ulaşan başvuru sayısı kaçtır? Bu başvuruların kaçı hakkında disiplin veya ceza soruşturması açılmıştır?
-Bakanlığınız, kamuoyunda ciddi endişeye yol açan bu olayın tüm yönleriyle, bağımsız ve etkili biçimde aydınlatılması amacıyla hangi tedbirleri almayı planlamaktadır?
Kaynaklar: İlke TV, bianet



