CHP lideri Özgür Özel, mutlak butlan kararı ardından başlayan "yeni parti" tartışmalarına, ortaya atılan iddiaları yanıtladı. Özel, "Eğer Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalmayacaksak bir yeni parti kuracağız sıfırdan. Açıkçası arkadaşlar hazırlıklarını yapıyorlar.20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil. Birtakım isimler atıldı ortaya. Mesela İstiklal, Ekim falan. Bunlar tamamen yalan" dedi.
Nefes gazetesinden Deniz Zeyrek'in sorularını yanıtlayan Özel, İBB davasında Ekrem İmamoğlu'nun konuşmasına izin verilmemesinden, mutlak butlan kararının ardından yükselen yeni parti tartışmalarına ve kendisinin de tutuklanma ihtimaline uzanan birçok konuda açıklama yaptı. Özel'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
CHP Milletvekili Süleyman Bülbül'ün “20 Temmuz’dan sonra 100 milletvekiliyle yeni partiyi kuruyoruz” ifadesinden sonra yeni parti iddialarının sorulması üzerine:
"Hukuk konusunda çok standart yapılması gereken uygulamalar, butlanın sürmesi için yapılmıyor. Yaptığımız başvurular geciktiriliyor. Belli ki adli tatilden önce Yargıtay bunu görüşmesin istiyorlar. Çünkü bir bölge idare mahkemesinin sonuç doğuracak bir tedbir kararı almasının, Yargıtay’ı yok saymak olduğu görüşü bütün Yargıtay’da hâkim. Bu tedbirin kaldırılmasını kuvvetli ihtimal olarak görüyor herkes. Bu olmazsa, bundan sonra kamu hukukunun dikiş tutmayacağı söyleniyor. Biz de bir yandan adli tatil olmadan önce dosyamız ele alınsın diye ümit ediyoruz. Tabii burada 20 Temmuz günü kritik bir tarih, adli tatil başlıyor ve artık sonbahara kadar Yargıtay görüşmeyecek."
"20 Temmuz kesin değil"
"O nedenle 20 Temmuz kesin bir parti kurma, ayrılma tarihi değil. Milletvekili sayısı vermek doğru olmaz ama eğer bir başka parti ya da grup kurarsak bunun ana muhalefet olaca- ğına bir şüphe yok. Bu doksan olur, yüz olur, seksen beş olur, yüz beş olur. Bunlar milletvekillerimizin kendi vereceği kararlar. Ben ‘yüz milletvekilinin iradesi cebimde’ diye bir ifade kullanmayı da doğru bulmam.
Kesin rakamlar, kesin tarihler yerine partinin geleceğini düşünen, gelecek seçimleri kaybetmek istemeyen ekibin ortak yol arayışı var burada. Ancak şunu söyleyeyim: Yüzün üzerinde milletvekiliyle, 110 milletvekiliyle mütemadiyen istişare halindeyiz ve doğrusunu yapmak istiyoruz. Temel motivasyonumuz bir an önce partimizi geri almak. Bu olmazsa da ana muhalefet görevinin ve iktidara yürüyen bir parti görüntüsünün ortadan kalktığı bir sürece Türkiye’yi mahkûm edemeyiz. Aylarca sürecek, yıllarca sürecek bir “Ne olursa olsun, parti içinde kalalım” gibi bir noktada da değiliz.
Bir defa sokak bize bu konuda tahammül göstermez. Hatta ilk günlerde sokakta yüzde seksen “Partiyi kimseye bırakmayın” lafını duyuyorken, yüzde yirmi “Arkandayız” diyordu. Şimdi her sokağa çıktığımda “Yeni bir yol” diyenlerin sayısı artıyor. Çünkü insanların umudu tükeniyor ve partiye ve Türkiye’ye iktidar tarafından dayatılan bu oyunu, her an yapılacak bir seçime karşı da çok riskli görüyorlar. "
Yeni parti seçeneğinin hayata geçmesi durumunda CHP ile yolların tamamen ayrılacağını belirten Özel, milletvekilleri ve parti yöneticileriyle birlikte hareket edeceklerini, belediye başkanlarına ilişkin kararın ise ilerleyen süreçte yapılacak istişarelerle verileceğini söyledi:
“CHP’de mücadeleyi sürdürecekler de kalsın” gibi hibrit formüller konuşuluyor, düşünülüyor ama bu sefer bunları yapayım derken ana muhalefet partisi olma hattı kaybedilebilir. O nedenle bizimle birlikte olan milletvekilleriyle bir ve bütün halinde hareket edeceğiz. Yani buradaysak buradayız, gidersek gideriz. Burada bir tek belediye başkanlarımızın durumu özel. Milletvekilleri, parti meclis üyeleri, önceki dönem milletvekilleri birlikte hareket edeceğiz ama belediye başkanlarıyla ilgili kararı bir sonraki evreye bırakacağız. Belediye başkanlarıyla istişare ederek en doğru zamanda ve zeminde kendileriyle konuşarak yapacağız.
Butlan kararının ardından CHP'den yaklaşık 45 bin kişinin istifa ettiğini ifade eden Özel, şu aşamada destekçilerine "Partide kalın" çağrısı yaptıklarını, ancak geri dönüşü olmayan bir partileşme sürecine girilmesi halinde üyeleri de yeni oluşuma davet edeceklerini kaydetti:
CHP Genel Başkanı olduğumda 1 milyon 250 bin üyemiz vardı. 750 bin üye kazanmıştık, iki milyona çıktı. İllere, ilçelere “İstifa etmeyin” ricamıza, ısrarımıza rağmen CHP şu anda 45 bin üye kaybetti. Giden 45 bin üye biz CHP’ye geldiğimizde aynı gün dönerler. Orada bir sıkıntı yok. “Kalkın, gidiyoruz” desek çok büyük bir şey olur. Ama o hani geri dönüşümsüz bir şekilde bir partileşmeye geçersek tabii ki üyeleri davet edeceğiz. O zaman da başka bir şey ortaya çıkacak. Ama şimdilik sözümüze değer veren herkese “Partide kalın” diyoruz."
"Daha kötü ne olabilir?"
Kendisi hakkında dokunulmazlığının kaldırılacağı ve tutuklanacağı yönündeki iddialara ilişkin konuşan Özgür Özel, mevcut tabloyu zaten "yeterince kötü" olarak nitelendirdi. İktidarın korku iklimi yaratmaya çalıştığını savunan Özel, bu baskının yalnızca kendisine değil, birlikte hareket ettiği milletvekilleri, belediye başkanları ve ailelerine de yöneldiğini söyledi:
"Bilmiyorum daha kötüsü ne olabilir? Yaşananlar zaten yeterince kötü. Bu kötülüğün sürmesine de şaşırmam, artmasına da şaşırmam. Ama bir yandan da böyle bir kaygı ve korku yönetimi çabası görüyorum. Bu tabii çok yönlü bir şey. Bizimle hareket eden insanlara korku salmaya, belediye başkanlarını, milletvekillerimizi, ailelerini korkutmaya çalışıyorlar. Benim burada üzüldüğüm nokta AK Parti yargısının ve AK Parti’nin baskısına teslim olanlar. Biz alışığız zaten bu baskılara ve şanla şerefle mücadele ediyoruz. Buna teslim olan oluyor. İşte Aydın’ın, Afyon’un yaptıkları ortada... Veya Antalya’nın işte dönüp dönüp yeni iddialar ortaya atması. En son Ekrem Başkan’a iftira attı. Bunu tabii Ekrem Başkan’a, onun cumhurbaşkanlığı adaylığıyla falan bağlamak için yapıyor."
"İsim belli değil"
CHP'de kalınamaması halinde sıfırdan yeni bir parti kuracaklarını belirten Özel, hazırlıkların sürdüğünü ancak parti ismine ilişkin herhangi bir karar alınmadığını ifade etti. Olası bir baskın seçime karşı seçime girme yeterliliğine sahip bir partiyi de "ihtiyaten" hazır tuttuklarını söyleyen Özel, önceliklerinin CHP'yi geri almak, bunun mümkün olmaması halinde ise yeni bir siyasi oluşuma yönelmek olduğunu söyledi.
Silivri'de izlediği Ekrem İmamoğlu duruşmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Özel, İmamoğlu'nun savunma hakkının sınırlandırıldığını savundu. Duruşmanın siyasi saiklerle yürütüldüğünü öne süren Özel, mahkeme heyetinin savunmanın kamuoyuna ulaşmasını engellemeye çalıştığını ifade etti:
"Birincisi Ekrem Başkan’ın hakkında söylenen, kulaklarda yer etmiş bir sürü iftira, hakaret falan var. Bunların birçoğu iddianamede yok. İddianamede olanların da verilecek çok net cevapları var. Ekrem Başkan bunlara ilgili açıklama yaparken hep “Savunmanızda söylersiniz” deyip geçiştirildi, biliyorsunuz. Geldiğimiz noktada NATO zirvesinin gürültüsüne getirip altı saatte bu savunmayı bitirip, Ekrem Başkan’ın kendini bırakın mahkeme önünde, mahkeme zaten kararını vermiş, halkın önünde savunma hakkı engellenmeye çalışılıyor. Bu çok net.12 Eylül darbesinin DİSK’ten esirgemediği savunma hakkını, Erdoğan yargısı İstanbul’un üç kez üst üste seçilmiş belediye başkanından, Cumhurbaşkanı adayımızdan esirgiyor. Görülmüş şey değil. Olacak iş değil.
Ekrem Başkan’ın kürsüye çıktığı andan duruşma kapanana kadar salondan bir dakika çıkmadım. Dört saat oturduğum yerden kalkmadım. Salonu boşaltma hevesi de vardı bir ara. Çok net. Ekrem Başkan “Savunma hakkımı kısıtlamayacaksınız” diyor. “Başlayayım, ya böyle devam edeyim” diyor. “Kaldığın yerden, ağustosta devam et” diyorlar. “Hayır” diyor, “Yarın bitecek senin ve avukatlarının savunması…” Düşünün, Ekrem Başkan’ın ve avukatlarının 143 eylemden yapacakları savunmayı toplam altı saatle falan sınırlamaya çalışıyor adam. Olacak bir şey değil.
"Sert bir talimat almışlar"
Şunu gördüm, hâkimin ve savcının gerginliğinde... Birbirlerine bağırıp çağırıp talimatlar veriyorlar. Savcı hâkime bağırıyor falan. ‘203 uygulasana ya’ diye... Bir panik var, bir sert bir talimat almışlar ve Ekrem Başkan’ın söylediği her söz bizim düşündüğümüzün çok üzerinde karşı tarafta endişe yaratıyor. “Biz bu adama bu kadar şey iddia ettik, hiçbirisini ispatlayamadık. Bu duyulmasın.” İftira etmeye veya iftira demeyeyim, iddia etmeye korkmuyorlar ama ispat etmek gibi de bir kaygıları yok. Ekrem Başkan’ın masumiyetini ispatına engel olmaya çalışıyorlar. Sen bir şeyi iddia ediyorsan, karşı savunmasını dinleyeceksin. İspat edersen sen haklısın. Sanık ispat ederse dediklerini. Buna engel olmaları kadar korkunç bir şey. Yargılamanın siyasi olduğunu ve kararın çoktan verildiğini, görevin öyle ya da böyle mahkumiyet olduğunu ve kamuoyunda da bu savunmanın duyulmamasını da bir görev olarak üzerlerine aldıklarını gördüm.
Tutuklu sanıklar hakkında beklenen tahliyelerin gerçekleşmemesini de eleştiren Özel, yargılamanın hukuki değil siyasi olduğunu tekrarladı:
"Siyasi bir yargılama oldu ve maksadın şu anda arkadaşları içeride tutmak olduğu açık. Yoksa bir yargılama yaptın, istenecek ceza belli. Yatarını yatmış, bırak gitsin artık. Hayır, hani Mussolini’nin ön infazı gibi şimdiden infaz yapıyor. Şu an yargılama yapmıyor, infaz yapıyor. Kendi zihninde mahkûm etmiş herkesi."



