"İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü" başlıklı konferans, 13-14 Haziran tarihlerinde Bakırköy’de Cem Karaca Kültür Merkezi'nde düzenlendi.
29 çağrıcı, 21 Mayıs'ta düzenledikleri bir basın açıklamasıyla konferansın tarihini, yerini ve içeriğini kamuoyuyla paylaşmıştı. Nitekim 13 Haziran sabahından itibaren büyük bir kalabalık salonda toplanmaya başlamıştı.
İlk konuşmalar, konferansın açılış konuşmaları niteliğinde olup organizasyon komitesi adına eski milletvekili Gülten Kışanak ve eski diplomat Rıza Türmen tarafından yapıldı. Ardından davetli konuşmacı Burhan Sönmez telekonferans aracılığıyla söz aldı. Edebi bir üslupla zenginleştirilmiş olan bu özelliğiyle ayrıca dikkat çekiciydi. Konferansa ayrıca CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan da mesaj gönderdi. Özel, “Demokrasi, barış, eşit yurttaşlık ve toplumsal uzlaşı gibi hayati öneme sahip konuların farklı görüş ve deneyimlerin katılımıyla ele alınmasını son derece kıymetli buluyorum” derken Bakırhan ve Hatimoğulları’nın mesajında “Beklentimiz, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında kimsenin kimliği, dili, inancı, cinsiyeti ya da yaşam tarzı nedeniyle dışarıda bırakılmadığı yeni bir demokratik yurttaşlık anlayışının güçlenmesidir. Talebimiz; Cumhuriyetin tekçi değil çoğulcu, dışlayıcı değil kapsayıcı, güvenlikçi değil özgürlükçü bir karakter kazanmasıdır” ifadeleri yer aldı. Konferansa ayrıca DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da mesaj gönderdi.
İlk günün ilk oturumu Levent Köker'in moderatörlüğünde gerçekleşti. "Cumhuriyetin Kuruluş Tarihi, Olanaklar ve Dışlananlar" başlıklı oturumda sırasıyla Erdoğan Aydın, Hülya Osmanağaoğlu, Namık Kemal Dinç birer sunum yaptı. Bu satırların yazarı olarak ben de konuşmacılar arasındaydım.
Konuşmamda Cumhuriyet tarihi boyunca gayrimüslim toplulukların “azaltılması” politikalarına dikkat çekerken Kürt hareketin bölgedeki Süryanilerle daha yakın ve kucaklayıcı bir ilişki içinde olmaları gerektiğine dikkat çektim, zira böyle bir ihtiyacın varlığı kendini bir süredir hissettiriyor.
İki gün süren konferans ve kapanışta forum formatında gerçekleştirilen oturumlarla yoğun bir programa tanık olduk. Her biri kendi alanında uzmanlaşmış isimlerin sunumlarına bir kez daha tanıklık ettik. Konferansta, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında demokratikleşmenin olanakları; Kürt sorunu, kadınların ve LGBTİ+’ların yurttaşlık deneyimleri, ekoloji ve emek mücadeleleri ağırlıklı olarak ele alındı.
Konferansın kapanış bildirgesinde ise şu ifadeler yer aldı:
“Konferansımız önemli bir tarihsel imkâna işaret etmiştir. Kürt meselesinin demokratik ve barışçı çözümüne dönük gelişen olanaklar, yalnızca bir sorunun çözümünü değil, Türkiye'nin bütününün demokratikleşmesini güçlendirecek tarihsel bir eşiği ifade ediyor. Böylesi bir dönemde, barışı ve özgürlükleri kurumsal güvenceye kavuşturacak düzenlemelerin gecikmeksizin gündeme gelmesi, geçmişin inkâr ve dışlama politikalarıyla yüzleşen, toplumsal güveni yeniden tesis eden ve demokratik dönüşümün önünü açan güçlü bir siyasal irade ile güven verici adımların atılması yalnızca siyasal bir tercih değil, ortak geleceğe karşı bir sorumluluk olarak görülmelidir. İnanıyoruz ki böylesine bir gelecek, toplumun dönüştürücü gücü ile siyasal ve kurumsal dönüşümün buluştuğu yerde kök salabilir. Barış ve demokrasi aynı ufka açılan iki yol, aynı geleceği kuran iki kurucu değerdir.
Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında ihtiyaç duyulan şey devletin demokratikleşmesinin zorunluluğu yanında toplumun kendi demokratik örgütlülüğünü geliştirmesi, dayanışma ağlarını büyütmesi, ortak yaşam zeminlerini güçlendirmesi ve demokratik siyasetin toplumsal temellerini genişletmesidir. Kalıcı demokratikleşme; demokratik bir toplumun inşası ile devletin hukuk, özgürlükler ve eşit yurttaşlık temelinde yeniden yapılanmasının birbirini beslediği bir süreçtir.”




