Tarihçi Julian Jackson’ın “De Gaulle: une certaine idée de la France” (De Gaulle: Fransa Hakkında Belirli Bir Düşünce) kitabından uyarlanan ve iki filmden oluşan serinin yönetmen koltuğunda Antonin Baudry oturuyor. Serinin ilk filmi “La Bataille de Gaulle: l’âge de fer (De Gaulle’ün Mücadelesi: Demir Çağı) 3 Haziran’da, ikinci film La Bataille de Gaulle: j’écris ton nom (De Gaulle’ün Mücadelesi: Adını Yazıyorum) 26 Haziran’da seyirciyle buluştu. Film, 75 milyon euroluk bütçesiyle tüm zamanların en pahalı Fransız filmleri arasında yer alıyor.
Tiyatrodan sinemaya
Filmin başrol oyuncusu Ermeni-Fransız Simon Abkarian, 5 Mart 1962’de Fransa’da doğdu. Çocukluğunu Lübnan’da geçiren Abkarian, ilerleyen yıllarda Los Angeles’ta bir Ermeni tiyatro topluluğuna katıldı. 1985’te Paris’e döndüğünde Théâtre du Soleil’e katılan oyuncu 1993’te buradan ayrıldı ve 90’lı yıllarda sinema filmlerinde roller almaya başladı. Tiyatro kökenli oyuncu, ilerleyen yıllarda birçok sinema filminde oynayarak önemli başarılara imza attı. Son dönemde 2023-2024 yıllarında Antonin Baudry yönetmenliğinde çekilen iki bölümden oluşan “De Gaulle” filminde başrol oynadı. Filmdeki performansıyla bu sene 79’uncusu düzenlenen Cannes Film Festivali’nde ayakta alkışlandı.
"De Gaulle benim için yabancı biri değil"
Filmde Charles De Gaulle’e hayat veren Simon Abkarian’ın, Lübnan’da yaşadığı yıllarda okuldaki lakabı da "De Gaulle"müş. Abkarian, France Arménie dergisine verdiği röportajda De Gaulle’e duyduğu yakınlığı şu sözlerle anlatıyor: “De Gaulle, benim için yabancı biri değil. Ermenicede buna ‘Harazad’ deriz; yani yakın biri.”
Sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Fransa’da ‘vatan’ kelimesi bazen milliyetçi bir anlam taşıyabilir ya da siyasi amaçlarla istismar edilebilir. Bizim içinse bu kelime her zaman doğaldır. ‘Hayrenik’ sözcüğünü çocukluğum boyunca duydum; tıpkı Hıristiyan inancı gibi. İster bunu yaşayalım ister yaşamayalım, bu bizim bir parçamızdır. De Gaulle’de de fark ettiğim şey buydu: Muazzam bir inanç ve içsel bir güç. Almanlar Fransa’yı işgal ettiğinde, neredeyse tek başına ‘hayır’ diyen kişi oydu. Ben o sesi anlıyorum.”
Aynı röportajda De Gaulle’ü şu sözlerle tanımlıyor: “De Gaulle sadece idealist değildi; aynı zamanda bir savaşçıydı. Yenilgiyi, işgali, teslim olmayı ve onursuzluğu reddederdi. Hem ailemde hem de Ermeni kültüründe kahramanlık ve onur çok önemli bir yere sahiptir. Çocukken dinlediğim şarkılar da hep bundan söz ederdi. Bir erkek olarak onurlu kalmak gerektiği fikriyle büyütüldük. Bir Ermeni şarkısında ‘Bir erkek gibi öleceğiz!’ denir. Bazen bu yük bana çok ağır geliyor.”
“Adalet için ya da bize yapılan haksızlıklara karşı mücadele etmeyi sürdürmek zorundayım” diyen Abkarian, sözlerini şu cümlelerle tamamlıyor: “De Gaulle’ü iki kelimeyle tanımlarım: Cesaret ve strateji. Herkes pes ederken ayakta kalma cesareti. Aksi takdirde, yaşamanın ne anlamı var?”



