YouTube’da yayınlanan "Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisinin yayımlanmasının ardından çıkarıldığı mahkemede tutuklanan komedyen Deniz Göktaş, 3 Temmuz'dan beri cezaevinde.
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde tutulan Göktaş hakkında tutukluluğunun 63. gününde iddianame hazırlanmış, Göktaş hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama”, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarından 2 yıl 8 aydan 11 yıl 2 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Deniz Göktaş'ın bugün, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmayla ilk kez hakim karşısına çıktı. Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan getirilen Göktaş’ın duruşması öncesinde İstanbul Adliyesi'nin önündeki meydan ve adliye kapıları kapatıldı. Adliyeye sadece avukatlar, basın kartı olan gazeteciler, duruşması olanlar ve dilekçe verecek olanlar alınıyor.
Göktaş savunması
Saat 11.30 gibi savunmasına başlayan Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” adlı gösterisinin yayınlanmasının ardından sosyal medyada hedef gösterildiğini söyledi. Şakalarının bağlamından koparıldığını belirten Göktaş, sosyal medyada hakkında CİMER şikayeti yapılması için kampanya yapıldığını ifade etti.
Göktaş, bu dönemde iltica edeceğine dair iddialar öne sürüldüğünü ancak söz konusu dönemde yarım milyon liraya yakın bedelli askerlik ücreti ödediğini belirtti. Göktaş, “Yurt dışına kaçacağı iddia edilen kişi neden askerlik yapmak için para öder?” diye sordu.
Göktaş'ın savunması sırasında salonda sık şık gülüşmeler oluyor.
Göktaş "Şakaları nedeniyle 3 aydır tutuklu bir komedyen olarak 'Türkiye benim işimi hayli zorlaştırıyor. Bütün polis memurları bana 'Sen salak mısın, neden döndün?' dediler" ifadelerini kullandı.
Gözaltındayken uyuşturucu testi yapıldığını anlatan Göktaş, hala bir sonuç çıkmadığını söyledi.
Kılıçdaroğlu’yla görüşmek istemeğini üç kez belirttiğini söyleyen Göktaş, polisin zorla Kılıçdaroğlu’yla görüştürüldüğünü belirtti. Göktaş, “Üzerimden reklam yapılmasını istemiyordum ama getirdiler yanıma ve bana, ‘Neden döndün ki ülkeye?’ dedi. Ben de kendisine ‘CHP’yi salın’ dedim. Neden zorla görüştürüldüm hala bilmiyorum”
İtiraz sonucu tahliye kararı verildiğini sonrasında bir başka suçlamadan aynı gün tutuklandığını hatırlatan Göktaş, “Daltonlar suç örgütünü övme suçundan tekrar tutuklandım. 30 saniyelik bir özgürlük oldu SEGBİS odasında. İnsan ister istemez düşünüyor. Hiç tahliye kararı verilmemiş olsa suç sayım daha az olacaktı” dedi.
"Utangaç diktatör"
“Utangaç bir diktatör” tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen “demokrat” diyebilir ve benden daha çok güldürebilir.
Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu, tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonla herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.”
Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok. Politik mizah yasak değilse diktatör demek suç değildir.
Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.”
Göktaş'a destek olmak için gelenler arasında karikatürist ve komedyen Serkan Altuniğne, Özge Özel, yazar Mine Sögüt, akademisyen Özgür Mumcu gibi isimler yer alıyor. Duruşma salonuna giremeyenler için başka bir salon açıldı. Gazeteciler, avukatlar ve dayanışma için gelenler Göktaş'ın savunmasını bu salonda SEGBİS'ten izleyebiliyor.
Ne olmuştu?
"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisinin YouTube’da herkese açık şekilde yayınlanmasından sonra komedyen Deniz Göktaş, 2 Temmuz Perşembe günü tatile gittiği yurtdışından İstanbul'a dönüşünde havalimanında pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı. 3 Temmuz'da Çağlayan adliyesine getirilen Göktaş, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada Göktaş'a "Cumhurbaşkanına hakaret" ile "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlamaları yönetildi, tutuklama gerekçesi olarak da aynı suçlamalar getirildi.
Komedyen Deniz Göktaş'ın tutukluluğuna yapılan itirazı inceleyen İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Göktaş hakkında 28 Ağustos tarihinde tahliye kararı verdi.
Tahliye kararı verildikten sonra Göktaş, "suçu ve suçluyu övme" iddiasıyla avukatlarına haber verilmeksizin sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.
İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, Göktaş’ın "Ölü Deniz" gösterisinde söylediği “Ben bugünün ön sıra bilet gelirleriyle, gerçi ön sıra belediye davetlisi, oradan bir gelir yok. İkinci sıra diyeyim daha güvenli olur. Bugünün ikinci sıra bilet gelirleriyle Türkiye’de bir tetikçi tutup, rakip bir komedyeni öldürtebiliyoruz. Şu an piyasa bu durumda. Sadece ikinci sıra, bir de Telegram grubu. Oradan Daltonlar yazıyorsunuz, gayet kurumsal bir iletişim var. Bitcoin’den parayı yatırıyorsunuz takip de etmiyorlar. Öldürünce fotoğraf geliyor buydu değil mi abi? Onun ikizi vardı ama benim hatam. Tekrar yatırıyorsunuz, muhteşem bir sistem…” sözlerinden dolayı tutuklama kararı verdi.
Hakimlik bu sözlere yönelik Daltonlar olarak adlandırılan "suç örgütünü övme" çıkarımında bulundu. Deniz Göktaş, daha önce tahliye edildiği 2 suçlamadan savcılığın itirazı üzerine 31 Ağustos tarihinde yeniden tutuklandı.



