Derik’teki kilisenin sorumluluğunu bir süredir Derik Ermenilerinden Zekeriya Sabunci üstleniyordu. Geçtiğimiz aylarda kilisedeki kilidi değiştiren mülk sahibi Keçecioğlu Ailesi, kilisedeki tarihi tabloların yerinde olmadığını, Zekirye Sabunci’nin kendilerinden izin almadan kilisenin bakımını üstlendiğini belirtmişti. Sabunci’nin oğlu Ğazar Sabunci ise tabloların Patrikhane bilgisi dahilinde İstanbul’da olduğunu ve restore edildiğini açıklamıştı. Keçecioğlu Ailesi, yeni bir açıklama yaparak restore edilen tabloların orijinal olmadığını ifade etti. Keçecioğlu Ailesi, hukuk çerçevesinde konuyu takip ettiklerini belirtti.
“Sorular yanıt bekliyor”
Keçecioğlu ailesinin açıklaması şöyle:
“Keçecioğlu ailesi olarak, Mardin'in Derik ilçesinde bulunan Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nin yasal koruyucusu ve sorumlusu olduğumuzu belirtmek isteriz. Bu nedenle kilisenin tarihî varlıklarının korunması, muhafaza edilmesi ve akıbetinin takip edilmesi, ailemiz ve Mardin Derikli Ermeni Cemaati açısından hem hukuki hem de vicdani bir sorumluluktur. Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nden bilgimiz dışında alınan tarihî tablolarla ilgili ciddi sorular hâlâ yanıt beklemektedir.
Söz konusu tabloları Mardin'in Derik ilçesinden İstanbul'a restorasyon amacıyla getirdiğini beyan eden Ğazar Sabunci ve babası Zekerya Sabunci, izinsiz gerçekleştirdiği bu süreçle ilgili soruları yanıtlamak yerine, tapunun Keçecioğlu ailesinden alınması gerektiği yönünde açıklamalar yaparak gündemi değiştirmekte ve konuya ilişkin soruların yanıtsız kalmasına neden olmaktadır.
Ğazar Sabunci, söz konusu tabloların orijinallerinin Derik'ten Patrik Hazretleri'nin bilgisi dâhilinde alındığını ve İstanbul'daki Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde bulunduğunu sosyal medya üzerinden kamuoyuna duyurmuştur.
Tabloların orijinalliğinin bilirkişi tarafından inceleneceği belirtilmesine rağmen, tarafımıza herhangi bir bilirkişi incelemesi sunulmamıştır. Bunun üzerine ailemiz, kendi imkânlarıyla 9 Ekim 2026 tarihinde bir bilirkişi getirerek tabloları Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde, yönetim kurulu üyeleri eşliğinde yerinde inceletmiştir.
Yapılan inceleme sonucunda, restore edildiği iddia edilen tablolardan ikisinin orijinal olmadığı, restorasyon bekleyen üçüncü tablonun ise orijinal olduğu belirtilmiştir.
Bu çerçevede, aşağıdaki sorularımıza kamuoyu önünde açık ve net yanıt verilmesini talep ediyoruz:
1.Tabloların özel mülkiyette olduğunuz bildiğiniz halde, neden Keçecioğlu Ailesini bilgilendirmediniz ve ailemizden resmi yollarla izin almadınız?
2.Hangi hukuki dayanağa ve hangi yazılı izinlere dayanarak tabloları Derik 'ten İstanbul'a getirtebildiniz?
3. Restore edildiği iddia edilen orijinal tabloların Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde bulunduğunu ve bu durumun Patrik Hazretleri'nin de bilgisi dâhilinde olduğunu neden açıkladınız?
4. Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nden alınan orijinal tablolar bugün nerededir? Bu tabloların mevcut konumları ve akıbetleri hakkında neden açık ve doğrulanabilir bir bilgi paylaşılmıyor?
5. Tarihî tabloların akıbetine ilişkin bu ciddi sorular yanıt beklerken, neden sürekli kilisenin mülkiyeti üzerinden yeni tartışmalar yaratılmaktadır? Mülkiyet konusundaki tartışmalar, tarihî eserlerin nerede olduğu ve hangi koşullarda alındığı sorularına yanıt vermenin önüne neden geçmektedir?
6.Keçecioğlu ailesi bu tarihi emanet tabloların izini sürmese idi, Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesinde bulunan ve restorasyon bekleyen üçüncü tablonun akıbeti de orjinal olduğunu iddia ettiğiniz diğer iki tablo gibi mi olacaktı?
Keçecioğlu ailesi olarak, konuyu hukuki ve resmî merciler nezdinde takip etmeyi sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.”
“Restorasyon tabloların korunması için”
Zekeriya Sabunci’nin oğlu Ğazar Sabunci ise Keçecioğlu Ailesi’nin yönelttiği sorular ve suçlamalara karşı yeni bir açıklama yayınladı. Tabloların tescil işlemleri için Mimar Sinan Üniversitesi’ne başvuruda bulunduklarını belirten Sabunci, yakın zamanda Derik’teki kilisede hırsızlık girişimi yaşandığını da açıkladı.
Ğazar Sabunci’nin açıklaması ise şöyle:
“Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi, 1957 yılında Derik'te yaşayan Hristiyanların ve Ermeni Patrikhanesi'nin katkılarıyla satın alınmıştır. Ancak söz konusu taşınmazın tapusu, o dönemde Garabet Keçecioğlu adına düzenlenmiştir. Patrikhane arşivlerinde bulunan belgelerle desteklendiği belirtilen bilgilere göre, kilisenin satın alınma süreci ve tapunun Patrikhane'ye devredilmesine ilişkin taahhütler söz konusudur. Ancak aradan geçen uzun yıllara rağmen, 2026 yılı itibarıyla tapu devri henüz gerçekleştirilmemiştir.
Kilisenin bir aileye ait şahsi miras olarak değerlendirilmesi yerine, tarihî ve toplumsal niteliğinin gözetilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle tapu meselesinin daha fazla gecikmeden çözüme kavuşturulmasını bekliyorum.
Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'ne ait tarihî tabloların korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla restorasyon çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Restorasyon süreciyle ilgili olarak Garabet Keçecioğlu'nun torunu ve hâlihazırda Balıklı Ermeni Mezarlığı Müdürü olan Alen Keçecioğlu bilgilendirilmiştir. Samatya Surp Kevork Kilisesi Yönetim Kurulu üyesi Garabet Yontan da bu bilgilendirme sürecine tanıklık etmektedir.
Söz konusu tabloların restorasyonu, Ayasofya Müzesi tarafından kabul edildiği belirtilen restoratör Gevork Babahanian tarafından gerçekleştirilmiştir. Ağır deformasyona uğramış olan iki tablo, yapılan restorasyon çalışmaları sonucunda korunarak gelecek nesillere aktarılabilecek duruma getirilmiştir. Restorasyonun bütün aşamaları Patrik Hazretleri'nin bilgisi dahilinde yürütülmüş, çalışmalar görüntü ve ses kayıtlarıyla belgelenmiştir.
Restore edilen iki tablo ile henüz restorasyonu yapılmamış olan bir tablo Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde muhafaza edilmektedir. Ayrıca tabloların tescil işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Ermeni Patrikhanesi tarafından Mimar Sinan Üniversitesi'ne başvuruda bulunulmuştur.
Bugüne kadar 80'den fazla tablonun korunmasına ve gelecek nesillere aktarılmasına, vakıflarla birlikte şahsen de destek verdim. Tarihî ve dinî eserlerin korunmasını, kültürel mirasımıza karşı taşıdığımız ortak bir sorumluluk olarak görüyorum. Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nden getirilen ve restorasyonu tamamlanan iki tablonun güvenliği konusunda ayrıca değerlendirme yapılmıştır. Yaklaşık 15 gün önce Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nde bir hırsızlık girişimi yaşanmış olup, olayın emniyet kayıtlarında yer aldığı belirtilmektedir. Bu olay, kilisede muhafaza edilen tarihî eserlerin güvenliğine ilişkin endişeleri artırmıştır. Restorasyon öncesinde ciddi deformasyonlara uğramış ve dikkat çekmeyen bir durumda bulunan iki tablo, yapılan çalışmalar sonucunda yenilenmiş ve estetik açıdan dikkat çekici bir görünüme kavuşmuştur. Bu nedenle, restore edilen tabloların yeniden Derik'e gönderilmesi hâlinde hırsızlık girişimlerinin hedefi olabilmesi yüksek ihtimaldir.
Eserlerin güvenliğinin yeterli düzeyde sağlanamayabileceği yönündeki endişeler göz önünde bulundurularak, restorasyonu tamamlanan iki tablonun yeniden Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'ne gönderilmesi yerine Patrikhane Müzesi'nde muhafaza edilmesi kararlaştırılmıştır.
Bu kararın amacı, tarihî eserleri herhangi bir kişi veya kurumdan uzaklaştırmak değil; onları olası hırsızlık, zarar görme ve kaybolma risklerine karşı korumaktır.
Söz konusu kilisenin tarihî ve dinî kimliği, herhangi bir kişinin veya ailenin kişisel değerlendirmelerinin ötesinde ele alınmalıdır. Bu yapı, geçmişten günümüze uzanan ortak tarihimizin ve kültürel mirasımızın önemli bir parçasıdır.
Bu nedenle, başta Ermeni Patrikhanesi olmak üzere tüm Ermeni toplumunu ve konuya duyarlılık gösteren herkesi, Derik Surp Kevork Ermeni Kilisesi'nin tapusunun ilgili belgeler ve yürürlükteki hukuk çerçevesinde Patrikhane'ye devredilmesi sürecine katkı sunmaya davet ediyorum.
Beklentimiz, kilisenin mülkiyet meselesinin açıklığa kavuşturulması, tarihî ve dinî mirasımızın korunması ve bu önemli ibadethanenin geleceğe taşınması için gerekli adımların atılmasıdır.
Bu açıklamayı herhangi bir kişi ya da aileyi hedef göstermek amacıyla değil, kamuoyunu bilgilendirmek, tarihî gerçeklerin açıklığa kavuşmasına katkıda bulunmak ve ortak mirasımızın korunması yönündeki çağrımı dile getirmek amacıyla yapıyorum.”


