Ermenistan’da Yerevan Tarih Müzesi’nde 3 ay boyunca sergilenen Dildilyan Kardeşler fotoğraf sergisinde, ailenin 1922’de Samsun'dan tekneyle ayrılışına dair görüntüler, ardından Yunanistan'daki Pire Kokinya mülteci mahallelerinden görüntüler, Kokinya’da yeni bir evin inşası, yeni bir fotoğraf stüdyosunun açılışı ve yeni bir hayatın başlangıcı yer alıyor. Bu serginin önceki uyarlamaları Ioannis Motsianos (Yunanistan), Işın Önol (ABD), Asena Günal ve Kirkor Sahakoğlu (Türkiye) tarafından gerçekleştirilmişti. Dildilyan kardeşlerin aile arşivindeki binlerce fotoğraf ve cam negatif, soykırımdan sağ kurtulan Ermeni aileleri için eşsiz bir hazinedir. Sergiye ayrıca özel koleksiyonlardan ve Anadolu Koleji arşivinden fotoğraflar da dahil edilmiş.
Dildilyanların Yunanistan’a göçü

1922 senesinde Anadolu’da kalan Ermeniler yurtlarından ayrılmak zorunda kalınca, Tsolak ve Aram Dildilyan kardeşler de Anadolu'yu kalıcı olarak terk etti. 24 saatten kısa bir sürede, aceleyle eşyalarını toplarken, yüzlerce cam negatif plakayı valizlerine sığdırmak için kişisel eşyalarından vazgeçmeyi tercih ettiler. Odesa ve İstanbul üzerinden, 1922 Kasım ayının ikinci haftasında Pire'ye mülteci olarak ulaştılar. Birkaç ay sonra, Dildilyan kardeşler Nea Kokinya mülteci yerleşiminde ilk fotoğraf stüdyolarını açtılar ve Pire'nin geniş pazarında aktif hale gelmeyi başardılar.
İki dünya savaşı arası
Arşivleri ve bilgileri dışında her şeylerini kaybeden Dildilyanlar, fotoğrafçılık faaliyetlerine Pire'ye yerleşen mülteci bölgesini fotoğraflamakla başladılar ve objektifleriyle binlerce Anadolulu ve Ermeni mültecinin Kokinya ve Drapetsona gibi yeni yerleşim yerlerindeki günlük yaşamlarını, sosyal olaylarını ve entegrasyonunu belgelediler. Dildilyan kardeşler kendilerini stüdyo portre fotoğrafçılığıyla sınırlamadılar. Akın akın gelen yetim ve öksüz çocukların mülteci kamplarına yerleştirilmeleri, Atina Zapyon parkında saatlerce beklemeleri objektifleri ile ölümsüzleşti. Gazetecilik üslubuyla, 1925 sonu ve 1926 başlarında Santorini adasındaki volkanik patlamaları belgelediler. Bunu, 22 Nisan 1928'de Korint şehrini yerle bir eden depremin ardından çekilen bir dizi fotoğraf izledi.
Ailenin fotoğraf ustası Tsolak Dildilyan’ın 1935 senesinde ölümüyle görev, yeni nesline, oğlu Hmayag ve kızı Alice'e geçti. Dildilyan kardeşler, babalarından öğrendikleri zanaat ve estetik anlayışıyla stüdyoyu 1950'lerin başına kadar Pire'de başarıyla işleterek şehirdeki Ermeni cemaatinin ve yerel halkın hatıralarını ölümsüzleştirmeye devam ettiler. 1930'ların sonuna doğru, Nea Kokinya Panayi Tsaldari caddesinde modern bir stüdyonun açılması ile iki kardeş, Yunanistan'da diktatörlüğün yükselişi ve Avrupa'da Nazizmin yayılması gibi çalkantılı bir dönemde stüdyolarında fotoğraf tabetmeye devam ettiler. Özellikle II. Dünya Savaşı, Dildilyan ailesi için zor bir dönemdi. 1941-42 kışındaki büyük kıtlık sırasında aile, yiyecek temin etmekte zorluk çekti. 14-60 yaş arası erkeklerin Gestapo tarafından tutuklandığı Yunanistan’da, Dildiyan stüdyosu hayatta kalmayı başardı, ancak takip eden çalkantılı yıllar ağır bedeller ödetti.
Fotoğrafçıların son kuşağı artık Amerika'daydı. Aile dağıldı. Bazı üyeler Yunanistan'da kalırken, diğerleri arşivi de yanlarında götürerek Fransa ve ABD'ye göç etti. Arşivin tamamı 900 ila 1000'den fazla tarihi fotoğraf ve cam negatiften oluşmakta. Yarım yüzyıllık bir yaşamı (1888-1940) kaydeden arşiv, Küçük Asya'nın kayıp dünyasını, soykırımın dehşetini ve mülteciler ile dolmuş Yunanistan'ın doğuşunu gözler önüne seriyor. Aram ve Hmayag'ın emekli olmasıyla, Dildilyan ailesinin yaklaşık yüz yıllık fotoğrafçılık mirası sona erdi.
Arşivden bir kare: 1931 Kokinya güzeli

Yerevan Tarih Müzesi’nin misafir ettiği Dildilyan Kardeşler fotoğraf sergisinin ilginç fotoğraflarından biri ise 1931 yılının Kokinya Güzeli.
Güzellik yarışmaları 1930’lu o dönemde Atina ve Pire halkının dikkatini çeken ve sık sık gazete ve dergilerin ön sayfalarında yer alan çok popüler bir etkinlikti. 1930'ların başlarında, Atina ve Pire'deki mülteci yerleşimleri (Kokinya, Tamburia, Drapetsona ve Nea Ionia) yerel güzellik yarışmaları düzenlediler. Genç kızlar mülteci mahallelerinden kendilerini kurtarmak için sadece yerel unvanla yetinmeyip, "Yunanistan Güzeli" tacını almaya çalıştılar. Kokinya mülteci mahallesindeki yaşam koşulları zor olsa da güzellik yarışmaları, Anadolu'dan yeni gelen genç kızlar için bir kaçış, eğlence ve sosyal ilerleme aracı olarak işlev gördü. Savaş ve yoksulluk arasında kalmış Yunanistan halkı rebetiko müziğin eşliğinde mahalle güzelleri seçerken, Dildilyan Kardeşler’e de bu güzellerin fotoğraflarını tarihte belgelemek düştü. 1931 yılında "Kokinya Güzeli" unvanını kazanan bayan Georgia Hacistilyanu oldu. Güzelin fotoğrafı Dildilyan kardeşlerin piyasada kullandıkları ticari kartvizitlerde yer aldı.



