Beyoğlu’nda bulunan istos ofis’te, 6 Haziran Cumartesi günü “Türkiye’de Azınlık Yayıncılığı ve Medyası: Aras, istos ve Avlaremoz’un Tanıklığı” başlıklı bir etkinlik düzenlendi.
Geçmişten bugüne çok kültürlü yayıncılık yapmanın anlamı, karşılaşılan zorluklar ve bu kurumların toplumsal hafızadaki yerinin konuşulduğu söyleşide, Aras Yayıncılık genel yayın yönetmeni Betül Bakırcı, Avlaremoz eş kurucusu ve akademisyen Süheyla Yıldız ile istos yayın editörü Seçkin Erdi konuşmacı olarak yer aldı.
Ermeni edebiyatı ve kültürünü okurla buluşturan Aras Yayıncılık, Rum yayıncılık geleneğini yeniden yeşerten istos yayın ile Yahudi toplumu başta olmak üzere azınlık hakları ve antisemitizmle mücadeleye odaklanan Avlaremoz platformu temsilcileri deneyimlerini aktardı. Etkinlik, Avlaremoz'un 10’uncu yılı kapsamında düzenlendi.
Konuşmacılardan Avlaremoz eş kurucusu ve akademisyen Süheyla Yıldız, Avlaremoz’un antisemitzme karşı sürdürdüğü yayın politikası ve günümüzdeki önemini anlattı. Yıldız, “Avlaremoz birkaç gencin kurduğu, katılımcıların zamanla arttığı ve azaldığı bir platform. Geçmiş kuşakların sessizliğine karşı ‘konuşuyoruz’ misyonunu üstlendi. Bir azınlık genç hareketi, içerisinde Müslümanlar da var. Kimlik hareketlerinden etkilenen Ermeni gençlerin örgütlenmesiyle oluşan Nor Zartonk, Avlaremoz’a ilham olmuştur. Yahudi basınının ayakta kalan birkaç örneğinden biri” diye anlattı.
Avlaremoz’un antisemitzm karşıtı mücadelesi
Yıldız, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2014’te katıldığı bir televizyon programında kullandığı, "Benim için Gürcü diyen oldu, afedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu. Ben Türküm" ifadelerini hatırlattı. Avlaremoz’da da “Afedersin Antisemit” köşelerinin olduğunu söyleyen Yıldız, “Bizim ülkemizde de her kötülüğün arkasında Yahudiler görülüyor. Toplumda bilinç zayıf. İsrail’in her hareketinden Yahudiler sorumlu tutuluyor. Yahudi sözcüğünü küfür olarak kullanmak da sağ medyada yaygın. Bu anlamda Avlaremoz’un mücadelesi çok anlamlı” dedi.
Yıldız, Avlaremoz’un yalnızca Yahudi toplumunu ilgilendiren meselelerle sınırlı kalmadığını, farklı toplumsal ve siyasal sorunlar ile Türkiye’deki farklı azınlık toplulukların sorunlarını da kapsamlı bir şekilde ele almaya başladığını aktardı. “Bu Antisemit söylemler Avlaremoz’u canlı tutmaya yetiyor” cümlelerini kullanan Yıldız, şöyle devam etti:
“Bosch’un bu yıl anneler gününde yayınladığı bir reklamda, köpek annesi gündem oldu, rahatsızlık yarattı. Yeni Şafak, bu kapsamda Yahudileri hedef alan, ‘Yahudiler neden Türklerin nüfusunun artmasını istemiyor?’ başlıklı haberler yaptı. İsrail’in varlığını tartışmadan, çokça eleştiren yayınların yapıldığı bir dönem var.”
Yıldız şöyle devam etti: “Filistin’e soykırım girişimi, Avlaremoz’u etkiliyor. Avlaremoz, soykırımın altını çiziyor ve bu durum cemaatte tepkilere yol açıyor. Avlaremoz’un yıllardır Holokost üzerine eğildiği görülüyor. Ülkemizde duyarlılığı çok düşük bir trajedi. Avlaremoz’un antisemitizm karşıtı yayınları zamanla ses getirmeye başladı.”
“Aras ve Agos hatırlatma hattını kurdu”
Aras Yayıncılık genel yayın yönetmeni Betül Bakırcı da Ermenice yayıncılığın önemini aktardı. Bakırcı, “1915’ten sonra üretimler de görmezden gelindi. 1993’te Aras, 1996’da da Agos, Hrant Dink ve Yetvart Tomasyan öncülüğünde kuruldu. Yaşayan bir dil ve kültür var. Zaven Biberyan, Ermenice yazarak bir hatırlatma hattını kurdu. Aras ve Agos da edebiyat ve yayıncılık aracılığıyla bu bağı kuruyor” ifadelerini kullandı.
“Ermeni edebiyatı görünmezi görünür kılıyor”
Okurlara Türkiye’de yaşayan Ermeni yazarlar ve sanatçıların eserlerini sunduklarını söyleyen Bakırcı, “Hâlâ çok okunan kitaplar var Aras’ta. Sonrasında bu takvim biraz daha genişledi. Aras, göz ardı edilenleri görünür kılmaya çalıştı. Biberyan’dan sonra Zabel Yesayan’ın kitapları yayınlandı. Son zamanlarda stratejimizi genişlettik. Ermeni kadın yazarlar dizisine başladık. Çok küçük bir ekiple çalışıyoruz. Aras, çift dilli yayın yapan bir yayınevi. Ermenice çocuk yayınlarına da çok önem veriyoruz. Aras’ın nitelikli yayın yapma çabası var. Aras her zaman bir yayınevi olmanın ötesinde bir yerde. Başlı başına bir ekol, okul. Aras’a ilk geldiğimde de gördüğüm bu oldu. Kitaplar titizlikle çıkıyor, editörlük anlamında da okul niteliği taşıyor. Bunu devam ettirmeye çalışıyoruz elimizden geldiğince” şeklinde konuştu.
“Biz yapmazsak, o çalışma olmayacak”
istos yayın editörü Seçkin Erdi ise “Azınlık yayıncılığı tabirini reddediyorum” sözleriyle konuşmasına başladı. Yayıncılık yapmanın zorlu bir hâle geldiğini dile getiren Erdi, “Bizim unutulmuş, sırası gelmeyen kitaplara dair bir fikrimiz var. Bir cümlenin, şiirin, kendine yer bulamayacak duruşun yayınlanmasını kıymetli buluyoruz. Türkiye kültürel ikliminde Aras, istos ve Avlaremoz’un önemli bir yeri var. Çünkü biz yapmazsak, o çalışma olmayacak. ‘Azınlık yayıncısı’ terimini aldığımız zaman, ırksallaşmaların parçası ya da yeniden üretiminin bir parçasına dönüşüyoruz. Fakat bir yandan da bunu yapmak zorundayız. Çünkü katledilmiş toplumları, kültürleri ve inançları bugünde yaşatmaya çalışıyoruz” dedi.
İstos’un varlığının, Agos gazetesinin kurucularından Hrant Dink’in katledilmesiyle başladığını belirten Erdi, “istos’un varlığını kurabilmesinin önünde gördüğü ışık, Aras’ın olmasıdır. Aras’ın varlığı, istos’a güç veriyor. Biz geniş toplum yayıncısıyız, azınlık yayıncısı değiliz. Yaymak faaliyeti sadece kitapla sınırlı değil. Koro, atölye, sahne ve dans ekibimiz var. Her ne kadar ticari kurumlar olsak da ne mutlu ki kitaptan yeni diyaloglar açılıyor ve istos’un diğer diyalog zeminleri oluşuyor. Bizim diyalog çabamız, hafızanın bugün yaşaması ve yeni anılar, üretimler, geleceğe dair yeni adımların duyulması yönünde. Bu kültürel karmaşa ve zenginliğin içerisinde yer almak isteyenleri görmek istiyoruz” vurgusunu yaptı.
Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde, azınlık yayıncılığında “az olmak” üzerine konuşuldu. Katılımcılar konuşmacılara, üretimin önemi ve “az”lığın nasıl çoğalabileceği üzerine sorular sordu.
Azınlık yayıncıların dayanışma ile çoğalacağını söyleyen Betül Bakırcı, “Üretenler ve bunu takip edenler olarak bugün burada olduğumuza göre, bir şekilde sürdüreceğiz. Biz olmadığımızda da bir gün mutlaka bir başkası olacak. Bu alan, üreterek var olacak” yanıtını verdi.
Seçkin Erdi de, “Biz durursak düşeriz. Bu yüzden durmamalıyız” mesajını verdi.




