11 yıl önce savaşın yıktığı Kobanê şehrini yeniden inşa etmek için Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu’nun (SGDF) düzenlediği kampanya ile gençler otobüslerle yola çıkmıştı. Kampanya kapsamında çantalarında oyuncaklar ve insani yardım malzemeleriyle Kobanê’ye doğru yol alan gençler savaş bölgesindeki çocuklar için kütüphane ve oyun alanı inşa edeceklerdi.

20 Temmuz 2015’te, Urfa’nın Suruç ilçesinden Kobanê’ye geçmeden önce Amara Kültür Merkezi’nde mola verdikleri esnada IŞİD tarafından ardı ardına iki canlı bomba saldırısı gerçekleştirilmişti. Saldırıda 33 kişi yaşamını yitirmiş, 100’den fazla kişi yaralanmıştı.
Katliamın üzerinden geçen 11 yılda 33 düş yolcusu unutulmadı. Bu sene de 20 Temmuz sabahı mezarlıkları başında ve katledikleri Amara Kültür Merkezi önünde anıldılar. Akşam saatlerinde ise İstanbul, İzmir, Ankara ve Dersim başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında anmalar yapıldı.
Meryem Göktepe: “Hatırlamak bir borç”
1996’ta gözaltında işkenceyle katledilen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe'nin ablası Tüm Bel-Sen İstanbul 1 No’lu Şube Başkanı Meryem Göktepe, Beylikdüzü Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri’nin basın açıklamasında konuştu. Acısı hala taze olan bir yarayı birlikte anmak için toplandıklarını söyleyen Göktepe, “20 Temmuz 2015'te, Suruç'ta, Kobani'ye umut ve dayanışma taşımak isteyen ülkenin dört bir yanından genç yürekler, sadece barış istedikleri, sadece iyilik yapmak istedikleri için hayatlarını kaybettiler. 33 can, gelecek için kurdukları hayallerle birlikte söndürüldü. Onlar öğrenciydi, sanatçıydı, gönüllüydü, arkadaşımızdı, evladımızdı, umudumuzdu. Bir kültür merkezinin bahçesinde, elleri boş, yürekleri dolu bir şekilde, savaşın yaralarını sarmaya gitmişlerdi. Geride bıraktıkları; yarım kalan projeler, tamamlanmamış cümleler, söylenmemiş ‘iyi ki’lerdi” dedi.
Katliamı unutmamak, unutturmamak için toplandıklarını vurgulayan Göktepe, “Hatırlamak bir borç, adalet istemek bir haktır. Yaşanan bu acı sadece o gün orada bulunanların değil, hepimizin acısıdır. Ve bu meydanda bir araya gelişimiz, o gençlerin taşımak istediği umudun hala yaşadığının kanıtıdır” dedi.
“Etkin soruşturma yürütülmedi”
Suruç İçin Adalet Platformu, katliamın yıldönümünde yaptığı açıklamada, 20 Temmuz 2015’ten bu yana uygulanan cezasızlık politikalarını detaylandırarak katliamın ardındaki siyasi sorumlulara dikkat çekti.
Platform, canlı bombanın Suruç’a geliş sürecinin, bomba malzemelerini nasıl tedarik ettiğinin ve sınır geçişlerinde kimlerden yardım aldığının araştırılmadığını belirtti. Dava sürecinin yalnızca tutuklu sanık Yakub Şahin ve iki firari sanıkla sınırlandırıldığı, diğer failler ile IŞİD bağlantılarının görmezden gelindiği vurgulandı.
Emniyetin ihmalleri ve yetersiz cezalar
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri raporlarında, Adıyaman ve Şanlıurfa Emniyeti çalışanlarının katliam öncesinde canlı bomba Şeyh Abdurrahman Alagöz hakkında sistemde sorgulama yaptıklarının belgelendiği, buna rağmen söz konusu personeller hakkında hiçbir adli veya idari işlem yapılmadığı ifade edildi. Katliam günü olağan güvenlik önlemlerini almayan dönemin Emniyet Müdürü’ne ise sadece sembolik bir adli para cezası verildiği aktarıldı.
Karartılan delillerden reddedilen taleplere
Açıklamada, olay gününe ait kamera kayıtlarının 5 saatlik kısmının eksik veya silinmiş olduğu, ancak buna karşın bugüne kadar etkin bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı altı çizilerek hatırlatıldı. Ayrıca, firari sanık İlhami Balı’nın arandığı dönemde Konya Cihanbeyli Devlet Hastanesi’nde tedavi gördüğüne dair bilgi bulunmasına rağmen, mahkemenin bu hattın araştırılması yönündeki talepleri reddettiği belirtildi.
IŞİD bağlantıları
Yıllarca "sınır emiri" olarak görev yapan IŞİD üyelerinin askerlerle pazarlık yaptığı, telefon dinlemelerine takılmalarına rağmen engellenmediği ve faillerin adım adım izlendiği ifade edildi. Son olarak, Suriye’deki kamp ve cezaevlerinde bulundukları bilinen firari sanıklar İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi’nin, tıpkı geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye iade edilen Ömer Deniz Dündar gibi derhal iade edilmeleri çağrısında bulunuldu.



