Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin en kritik başlıklarından biri olan Alican/Margara Sınır Kapısı, hem diplomatik hem de sosyo-ekonomik açıdan büyük bir öneme sahip. Ankara ve Yerevan yönetimleri arasında yürütülen görüşmelerde kapının ilk etapta üçüncü ülke vatandaşlarına açılması yönünde prensipte anlaşıldığı belirtilse de, bölge halkı ve yerel dinamikler sahada somut bir gelişme görememenin hayal kırıklığını yaşıyor. Sınır ticaretinin bölgeye getireceği refahı önceki deneyimlerinden çok iyi bilen Iğdır halkı, eski çatışmaların geride bırakılarak ticaret ve kültürel etkileşim yollarının açılmasını talep ediyor. Ticaretten turizme, bölgesel istikrardan kültürel diyaloğa kadar pek çok alanda umut vadeden bu potansiyeli ve yaşanan bürokratik gecikmenin olası nedenlerini mercek altına alıyoruz.
Alican/Margara Sınır Kapısı'nın açılması planlanıyor. Iğdır halkının kapının açılmasına yönelik genel tutumu ve sınırın diğer tarafına yaklaşımı nedir? Kapının açılmasının Türkiye’ye ya da Iğdır halkına ne gibi yararları vardır?
Iğdır halkı sınır boyunda yaşadığı için, daha önceki İran ve Nahçıvan deneyimlerinden sınır ticaretinin ne kadar olumlu bir şey olduğunu çok iyi bilen bir halktır. Dolayısıyla Ermenistan halkına karşı bir önyargıları veya olumsuz bir tutumları yok. Iğdır halkı geldiğimiz çağda bu tür düşmanlıkların geride kaldığına inanıyor. Iğdır’da yaşayan istisnasız her halkın; Azerisi’nin, Kürt'ünün tüm halkların, Ermenistan halkına karşı bir önyargıları yok.
Kültürlerarası etkileşimin ve ticaretin gelişmesinin her iki halka da çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Ticaret yapanlar, sivil toplum kuruluşları ve bölgede görüştüğümüz herkes, bu çağda sınırların kapalı olmasının artık bir anlam ifade etmediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Hatta kapının açılmasını heyecanla bekliyorlar; bunun kültürel, politik ve ekonomik anlamda her iki tarafa da olumlu çıkarlar sağlayacağının bilincindeler. Iğdır halkı sınır ticaretinin kıymetini bildiği için, sınırın acilen açılması yönündeki taleplerini gittiğimiz her toplantıda ifade ediyorlar.
Kapının ilk etapta sadece üçüncü ülke vatandaşlarına açılacak olmasının Iğdır'a ve bölgeye olumlu bir yansıması olur mu?
Mutlaka olacak. Çünkü burası önemli bir geçiş güzergahı haline gelecek. Gelenlerin bölgede konaklaması, buranın ticari bir geçiş noktası olması bile başlı başına fayda sağlayacaktır. Fakat biz asıl yerel halkın da bundan faydalanmasını istiyoruz. Sınırın her iki tarafındaki halk arasında ticari ve kültürel bir gidiş gelişin olmasını talep ediyoruz. Bunun hem ekonomik hem de kültürel anlamda birçok kazanım getireceğini düşünüyoruz. Üçüncü ülke vatandaşlarının geçişinin de elbette bölgedeki ulaşıma ve konaklama sektörüne faydası olacaktır. Bu kapı açıldığında, Avrupa'ya uzanan ticaret ve ulaşım pozisyonu mutlaka olumlu etkilenecektir.
Altyapının hazır olduğu söylenmesine rağmen kapının açılması şu an fiilen gündemde değil. Sizce bunca zamandır somut bir adım atılamamasının temel nedeni nedir? Ticaret Bakanlığı bu konuda üzerine düşeni yapıyor mu?
Geçen sene bu konuyu bizzat Ticaret Bakanlığı'na sordum. Bana diplomatik çalışmaların yapıldığını, altyapı yeterince uygun hale getirildiğinde açılacağını ve bu yönde iyi bir çalışma olduğunu söylediler. Fakat şu ana kadar elle tutulur, somut bir gelişme halen göremedik. Bunun nedeni, Türkiye Cumhuriyeti'nin 100 yıllık politik tutumlarından kaynaklanıyor olabilir. Çözülemeyen eski algılar, bölgesel faktörler ve geçmiş savaşlar, hatta halihazırda İran savaşı etki ediyor olabilir. Diğer taraftan, Türkiye daha çok kendi soydaşlarıyla ticareti ön planda tutmaya ve Sünni eksenli bir ticaret merkezi olmaya çalışıyor. Dolayısıyla Ermenistan'a karşı var olan önyargılar da süreci yavaşlatıyor olabilir. Belki Rusya'nın da bölgedeki etkisi vardır, bunu kesin bilemeyiz. Ancak bu kapının acilen açılması elzemdir. Sınırın açılmasının hem Türkiye'ye hem de Avrupa ile olan geçiş güzergahına çok büyük faydaları olacağını biliyoruz.
Ermenistan'ın son dönemdeki politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Geçtiğimiz son beş yılda, Ermenistan'ın geçmişe takılıp kalmamaya çalışmasını, ileriye dönük bakmasını ve içinde bulunduğumuz çağda o eski çatışmaların gerekli olmadığını görmesini çok olumlu buluyorum. Buna uygun politikalar geliştirmesi, çevresindeki komşularla iyi ilişkiler kurup ticaret yapmaya çalışması oldukça önemli. Bana göre Ermenistan şu an bir kapanın içerisinde ve bu kapandan kurtulmak istiyor. Rasyonel politikalarla bu durumdan çıkmaya çalışması; Türkiye, Azerbaycan ve diğer komşularıyla ilişkilerini geliştirmek istemesi son derece doğru bir politikadır. Zaten mevcut durumda da bunun yansımalarını görüyoruz.
Özetle şunu söyleyebilirim: Bölgesel istikrar ve bölgesel barış; hem Ermeni halkının hem Kürt halkının hem de tüm Türkiye halkının barış içerisinde, zamanın ruhuna uygun bir şekilde yaşaması için en büyük elzemdir. Sınır kapısının açılmasının bölge barışına, ekonomisine ve refahına büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Bir an önce bu kapıların açılması ve ticaret hacminin gelişmesi gerektiğine inanıyoruz.




