Ermenistan vatandaşları, 7 Haziran’daki parlamento seçiminde ülkenin sadece iktidar partisini değil aynı zamanda ülkenin ilerlemekte olduğu kritik yolu da seçecek. Bu yılki seçim geçmiştekilerden ayıran en önemli faktör şüphesiz Ermenistan’ın kendini yeni bir realitede bulması. İkinci Karabağ savaşı ve Azerbaycan’ın 2023 askeri operasyonlarından sonrası gerçekleşen olaylar Ermenistan’da ve diasporada geniş yankı bulmuştu, savaşın ardından altı yıl ve en son saldırının üstünden ise üç yıl geçti. Bu süreç boyunca Ermenistan’da olumlu ve olumsuz sayısız olay yaşandı.
Ermenistan, 1991’de Sovyetlerden bağımsızlığını ilan ettiğinden beri Rusya ile geleneksel bir bağ içerisinde. Dağlık Karabağ sorunu nedeniyle Azerbaycan ve Türkiye sınırları kapalı. Dış dünyaya sadece Gürcistan ve İran üzerinden bağlanan ve ekonomik anlamda izolasyon içerisinde olan Ermenistan’ın ekonomik ve askeri güvencesini Rusya sağlıyordu. Fakat bu geleneksel ilişki 2018’deki Kadife Devrim ve Nikol Paşinyan’ın ülkenin başına geçmesiyle zedelenmeye başlamıştı. 2020 ve sonrasında ise iki ülkenin ilişkileri giderek kötüleşiyor ve Paşinyan hükümeti Rusya’ya olan bağımlılığını azaltma çabası içinde. Öte yandan muhalif partiler Rusya ile olan ilişkilerin Ermenistan için kritik olduğunu ve Rusya ile geleneksel ilişkinin devam etmesi gerektiğini savunuyor.
Ermenistan vatandaşlarının önüne iki seçenek sunuluyor: Rusya ile tekrardan iyi ilişkiler kurup istikrar içerisinde yaşamaya devam etmesi fakat potansiyelini kullanamaması ya da Ermenistan tarihinde daha önce bu ölçekte denenmemiş sancılı yolu seçip, ülkenin kalkınması için gerekli olan potansiyeli kullanmak. Avrupa Birliği (AB) daha önce de Ermenistan ile yakınlaşmış olsa da, Avrupa Komisyonun Başkanı Ursula von der Leyen’ın da dediği gibi “Ermenistan-AB ilişkileri daha önce hiç olmadığı kadar yakın”. Paşinyan’ın vaat ettiği Avrupa yolunun yanı sıra Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesi ve Azerbaycan ile kalıcı bir barışın sağlanması, 30 yıldan bu yana daha önce hiç olmayan önemli somut adımların gerçekleşmesi seçmen için önemli kriterler olacak.
Anketler neler söylüyor?
7 Haziran seçimlerinde öne çıkan beş parti var: Sivil Sözleşme (Nikol Paşinyan), Güçlü Ermenistan (Samvel Karapetyan), Ermenistan İttifakı (Robert Koçaryan), Müreffeh Ermenistan (Andranik Tevanyan) ve Ermenistan Liyakat Partisi (Gurgen Simonyan). ArmES’in yapmış olduğu anketinin 4. dalgasına göre liderlik yüzde 36 ile Sivil Sözleşme, ikincilik yüzde 12 ile Güçlü Ermenistan, üçüncülük yüzde 5 ile Ermenistan İttifakı, dördüncülük yüzde 3 ile Müreffeh Ermenistan ve beşincilik yüzde 2’ye yakın bir oranla Ermenistan Liyakat Partisi’nde.
Anketler siyasi partilerin oy oranlarının yanı sıra enteresan alanlara da ışık tutuyor. Halkın yüzde 47’si ülkenin ekonomisinin olumlu yönde ilerlediğini söylerken yüzde 27’si ise olumsuz yönde ilerlediğini düşünüyor, ülkenin doğru yolda ilerlediğine inananların yüzdesi ise yüzde 46. Daha önceki anketlerde bu oran yüzde 30’ları zor bulurken 4. dalga anketinde yüzde 53’lük bir artış gösteriyor. Paşinyan’a karşı en büyük eleştiri, askeri alanda yapılmasına karşın halkın yüzde 53’ü ülkenin bir yıl öncesine göre daha güvenli olduğunu düşünüyor. Paşinyan’ın toplumdan desteği yüzde 53’e çıkmış gözüküyor. Bu yükseliş 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi’nin 4 Mayıs’ta Yerevan’da yapılması ve 28 Mayıs Ermenistan Cumhuriyeti kuruluş etkinliğindeki gösterilen yeni askeri araçların halkta olumlu karşılanması olarak yorumlanabilir. Anketlerde de görüldüğü üzere seçim iki parti arasında geçecek gibi. Bu partiler Sivil Sözleşme ve Güçlü Ermenistan’dır.
Seçimden sonra Ermenistan’ı neler bekliyor?
Bu seçim sadece Batı veya Doğu bloğunu seçmek olmayacak. Aynı zamanda 30 yılı aşkındır süren çatışmaların dinmesi, bölgeye barışın gelmesi, belki de en önemlisi Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi ve bunun sonucu olarak sınırların açılmasını da seçmek olacaktır.
Evet Ermenistan ekonomik olarak Rusya’ya fazlasıyla bağımlı ve dış dünyaya sadece Gürcistan ve İran üzerinden ulaşabiliyor. ABD/İsrail’in İran’a saldırması ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler, Ermenistan’ın İran’ın limanlarını kullanarak dünyaya açılmasını önemli ölçüde kısıtladı. Yaşanan bu jeopolitik gelişmeler ışığında Avrupa’ya ve dünyaya sadece Gürcistan üzerinden ulaşmak durumunda kalındı. Gürcistan’a bağlanan altyapıların eksik ve eski olması, Ermenistan’ın ekonomik potansiyeline büyük darbe vurdu. Bu nedenden ötürü, Türkiye sınırının açılması Ermenistan ekonomisinde büyük önem arz ediyor.
Paşinyan’ın politikası ve Rusya’nın etkisi
Ermenistan vatandaşları Paşinyan’ı seçtikleri takdirde kendilerini uzun vadede olumlu fakat sancılı bir yol bekleyecek. Paşinyan’ın yürüttüğü Avrupa yanlısı dış politika nedeniyle Rusya’yla ilişkiler zayıflamaya devam edecek ve vatandaşların yaşam kalitesi bir müddet azalacak. Elbette bu Paşinyan hükümetinin gerekli önlemleri almaması durumunda yaşanacak senaryo.
Ülkenin önde gelen banka, teknoloji, yabancı yatırımlar ve diğer sektörlerinde Rus sermayesinin etkisi hafife alınmayacak ölçüde yer kaplıyor. Bu sektörlerden Rus sermayesinin çıkması, Ermenistan’ın GSYİH'nin azalmasına neden olacaktır. Ermenistan Avrasya Ekonomik Birliği’ne üye olduğu için Rusya ve diğer üye ülkelere gümrük vergilerinden muaf ya da çok cüzi bir miktar ödüyor. Öte yandan petrol ve doğalgaz ürünlerini dünya piyasasının altında bir fiyatla satın alan Ermenistan, ilerleyen dönemlerde bu avantajını kaybedebilir ve vatandaşların üzerine ağır yükler binebilir.
Ekonominin yanı sıra güvenlik de önemli endişelerin başında. Ermenistan, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’ne üye, bu örgüt bir nevi Rus NATO’su olarak değerlendirilebilir. Rusya’nın Gümrü’de 102. Askeri Üssü bulunuyor, bu üsteki Rus askerleri Türkiye ve Azerbaycan sınırında Ermeni askerleri ile birlikte devriye geziyorlardı ve 30 yılı aşkın süredir Rusya Ermenistan’ın bir numaralı garantörü olarak görülüyordu. Öne çıkan en büyük endişe, Rusya ile bağlar kopması durumunda Ermenistan’ın toprak bütünlüğünü kimin savunacağı. Unutulmamalı ki Rusya, Azerbaycan’ın Ermenistan’ın uluslararası tanınmış toprağına 2021 ve 2023’teki saldırılarına karşılık somut bir tepki ortaya koymadı.
Avrupa Birliği çare olabilir mi?
Peki Rusya etkisinden çıkmanın olumlu yanları nedir? Paşinyan’ın sekiz yıldır ülkenin dış politikasını Rus merkezinden Avrupa merkezine taşıması, yavaş yavaş meyvelerini vermeye başladı. Bunun en önemli örneği, Ermenistan-Azerbaycan sınırının AB Sivil Misyon tarafından denetlemesi. Bu birim taciz ateşlerinin veya ufak çatışmaların azalmasında ve nihayetinde sona ermesinde önemli rol oynadı. AB’nin askeri harcamaları için Ermenistan’a ödenek çıkarması, AB üye ülkelerinden askeri ekipmanların satın alınması ve askeriyenin eğitilmesi bunlara örnek.
Ekonomik alanda ise verilen fonlar ve krediler sayesinde ülkenin ekonomisi canlanıyor ve kalkınıyor. Rusya’nın Ermeni ürünlerine koymuş olduğu engeller ve kısıtlamalara karşılık AB, Ermenistan’ın bu durumdan en az hasar alması için 50 milyon euro üzerinde destek paketini hazırlamaya başladı. AB aynı zamanda Karabağ’dan göç etmek durumda kalanların ihtiyaçları için Ermenistan’a belirli oranda bir yardım paketi göndermişti. Ayrıca daha önceki yardım paketlerine bakıldığında 50 milyon euro’nun devamının da geleceğini anlaşılabilir. Yardım paketlerinden daha önemlisi AB şirketlerinin Ermenistan’a yatırım yapması ve Ermenistan’ın Gürcistan’ın faydalandığı avantajlardan faydalanabilmesi. Bu durum Ermenistan ekonomisi için büyük ölçüde büyümeyi sağlar. AB, Ermenistan’ı yalnız bırakmayacağını ve Rus sermayenin yerini dolduracağına dair izlenim bırakıyor.
Unutulmamalı ki, bu tip yatırımların gerçekleşebilmesi ve Avrupa pazarına kolay erişim hakkının kazanılması kısa sürede mümkün değil. Daha önceden bahsettiğim sancılı süreç burada baş gösteriyor. Avrupa pazarına kolay bir şekilde erişebilmek için AB tarafından getirilen kalite standartlarını karşılamanız gerekiyor. Bu standartları karşılamak için altyapı yatırımları ve kurumsal reformlar gerek. Bunların sağlanması yıllar alacağından Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) anında kopamaz ve aynı zamanda da Avrupa Ekonomik Alanı’na (AEA) giremez. Her ne kadar ikilem gibi görünse de AB, üye olmayan ülkelerin AEA’ya girmek isteyen ülkelere maddi ve teknik destek veriyor. Bunların yanı sıra Ermenistan pazarının AB üye ülkeleri tarafından fark edilmesi, daha fazla yatırımı çekecektir. Bu da Ermenistan’ın adının Avrupa’da ve dünyada daha geniş yer bulması anlamına geliyor.
Avrupa Birliği ile yakınlaşma savunma ve ekonominin yanı sıra vatandaşların yaşam standartlarının gelişmesi anlamına da geliyor. Örneğin, kurumların AB standartlarına yükseltilebilmesi için hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve özgür medya gibi alanlarda iyileştirmeler ve çalışma hayatında işçinin haklarının korunması konularında kriterler getirecektir. Bu reformların uzun yıllar alacağı unutulmamalı. Ermenistan vatandaşlarının belki de AB ile yakınlaşmadan en umutlu olduğu konu vizesiz Avrupa seyahat imkanı. Bu hakka sahip olmak için AB üyesi olmak gözetilmez. Mesela, Gürcistan vatandaşları Avrupa’ya vizesiz seyahat edebiliyor.
Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri
Güney Kafkasya’da ve Ermenistan tarihinde daha önce görülmemiş bir adım, belki de sayılan olumlu gelişmelerinden hepsinden daha önemli. Paşinyan’ın bu seçimde ana vaadi olan barış. Günümüzde Türkiye-Ermenistan-Azerbaycan ilişkileri daha önce hiç olmadığı kadar olumlu yönde ilerliyor. Paşinyan’ın Türkiye ile ilişkilerinin normalleştirme çabaları ve şu anda sahada Azerbaycan tarafından herhangi bir ateşkes ihlalinin olmaması, barış ortamını ve umutları yükselten gelişmeler. Elbette çözülmesi gereken çok fazla sorun var: Ermeni savaş esirlerinin Bakü’de kötü şartlar altında tutulması ve Aliyev’in yer yer Ermeni karşıtı ve Ermenistan’a karşı tehditkar sözleri.
Şüphesiz ki yukarıda sayılan sorunlar Ermeni halkında derin yaralar açıyor ve barışa olan inancını zedeliyor. Bilinmesi gereken konulardan biri, zaman zaman diplomasinin olumlu sonuçlara varabilmesi için bazı konuların halkın gözünden uzak tutulması gerektiği. Peki bu şartlar altında gerçekten Türkiye ile normalleşme sağlanabilir ve Azerbaycan ile barış gerçekleştirilebilir mi?
Türkiye ile sınırların açılmasının ekonomik olarak her iki ülkeye katkısı var ve en çok faydayı Ermenistan görecektir. TRIPP projesinin hayata geçirilmesi için gerekli siyasi adımların atılması Türkiye ile sınırların açılmasında da kritik bir rol oynayacaktır. Türkiye sınırının açılmasıyla birlikte Ermenistan’dan Avrupa’ya ihraç edilen ürünlerin maliyeti azalacak ve Türk limanlarıyla birlikte daha az maliyet ile daha fazla kapasitedeki ürünler Avrupa pazarına ulaşacak. İki ülkenin birbirine yapacağı yatırımlar sayesinde ülkelerin ekonomik büyümesi ve sınır bölgelerinin kalkınması kaçınılmazdır.
Ticaret etkilerin yanı sıra turist sayısının artması, sınır bölgelerinde yaşayan insanların birbirlerinin köylerine ziyaret etmesi ve bölgesel pazarın kurulması sayesinde iki taraf da birbirinden çok da farklı olmadığını görecek ve yılların getirdiği nefret ve düşmanlık yerini anlayışlı, empati yapabilen ve ilerleyen dönemlerde dostça ilişkilerin kurulmasına bırakacaktır. Peki Azerbaycan etkisi ne olacak?
Azerbaycan ile kalıcı barışın imzalanması için önümüzde daha çok yolun olduğunu düşünüyorum fakat bu uzun yolda istikrarın da sağlanabileceğine inanıyorum. AB’nin kurulma ilkesinde olduğu gibi düşmanlıkları yok etmenin en etkili yolu ticaret yapmaktan geçer. Gürcistan üzerinden gelen Azerbaycan ürünlerinin Ermenistan’a girmesi olumlu gelişmelerin bir göstergesi.
Genel itibariyle, AB ve ABD’nin bölgede olma istekleri ve Türkiye’nin çıkarlarının da bu iki güçle örtüşmesi Ermenistan ile sınırların açılmasında büyük ilerleme sağlıyor. Aliyev her ne kadar zaman zaman talihsiz açıklamalarda bulunsa da ilerleyen süreçlerde olumlu gelişmelerin yaşanacağına inanıyorum. Paşinyan zor, sancılı ama uzun vadede gelecek vaat ediyor.



