Ermenistan’ın Syunik ilinde, dünyaca ünlü Tatev Manastırı’na çok uzak olmayan bir yerde, Vorotan Nehrinin nefes kesici boğazı içinde Ermenistan’ın Machu Picchu’su gizleniyor. Tıpkı Peru’daki benzeri gibi dimdik bir uçurumun yamacına konmuş, tıpkı onun gibi coşkun bir doğanın kucağında, terk edilmiş bir büyük köy Eski Khot (Hin Khot). Eski İnka kenti bugün UNESCO Dünya Mirası Alanı olarak belirlenip dünyanın sayılı turizm merkezlerinden biri haline gelmiş, haftalar öncesinden bilet alıp turist güruhlarıyla boğuşarak gezilebilen bir yer. Ermenistan’un bu uzak köşesindeki hayalet köyü ise günde iki-üç meraklı gezginden başka bilen, gören yok.
Hin Khot adı gibi eski bir yer. Köyün içinde geçmişi Milat öncesine dayanan mağara konutları var. 11. yüzyılda köyün adı, Tatev Manastırı’na vergi ödeyen köyler arasında sayılıyor. Uzun süren İran ve Türk egemenliği çağlarında Tatev civarının aşılmaz kayalıklarında kurulu diğer yedi sekiz köy gibi Khot da Ermeni karakterini ve nispi özgürlüğünü yüzyıllar boyunca korumuş.

Köyün taşınması
Eski Khot’un geleneksel düzeni 1960-70’e dek devam etmiş. Bu tarihte Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin öncülüğünde Khot köyü binlerce yıldan beri sığındığı kartal yuvasını terk ederek, kanyonun yukarısındaki düz yaylaya taşınmış. 1970 yılında Khot sakinleri, evlerini ve anılarını geride bırakarak, 350 metre yukarıdaki Yeni Khot’a göçmüşler. Yeni yerleşimin Sovyet planlama anlayışına göre cetvelle çizilmiş paralel sokakları, mağarasız evleri, her eve tahsis edilmiş eş büyüklükte bahçeleri, okulu, sağlık merkezi, kütüphanesi ve sineması varmış. Eşek sırtında uçurumlu patikalarda yol almaktan kurtulmak da eski köyün hızlıca unutulmasına yardımcı olmuş. Kollektif çiftliğin “kom”larında o zamanlar 700-800 “davar” barınırmış.
Sonra Sovyetler dağılmış. Sovkhoz kapanmış. Köyün uçsuz bucaksız meraları özel şahıslara satılmış. Mera kalmadığından hayvancılık bitmiş. Yeni köy dışındaki devasa hayvan barınakları terk edilmiş, paslanmış, çökmüş, uğursuz bir harabeliğe dönüşmüş. Eski Khot’un yaşamını hâlâ hatırlayan son ihtiyarlar, 56 yıldan beri tamirat görmemiş evlerinde, önceki kuşağın diktiği dut ağaçlarının meyvesini toplayarak vakit geçiriyor.
Kızıl Kilise’nin kalıntıları
Sovhoz harabelerinin yanındaki toprak yoldan Eski Köye inmeye teşebbüs ediyoruz. Bir kaya, kaya daha, bir çukur, bir tümsek derken otomobilimiz isyan bayrağını çekiyor. Solumuzdaki dehşetli uçuruma çok bakmamaya gayret ederek köye yürüyoruz.
Köyden önce mezarlığa ulaşıyoruz. Bu mezarlıkta, 12. yüzyılda inşa edilmiş Kızıl Kilise'nin kalıntıları bulunmakta. Efsaneye göre, bu kilisenin çanları o kadar güçlüymüş ki, bütün bu diyarın adı olan Zangezur bu çanın sesinden esinlenmiş (Ermenice zang, çan demek). Meşhur Zangezur Koridoru’nun ismi böylece biraz olsun zihnimizde aydınlanıyor.

Khot Manastırı
Köyün biraz yukarısında, yüksek bir uçurumun tepesinde, 5.- 6. yüzyıllarda inşa edildiği söylenen Khot Manastırı bulunuyor. Ermeni din adamı ve gezgin Ğevond Alişan, bu manastırı Surp Asdvadzadzin olarak adlandırmış. Köy içinde ayrıca 1700 yılına tarihlenen küçük, tek nefli Mrgadzori Khaç (Մրգաձորի խաչ) adlı bir kilise var. Kayalık bir alanın altında ve mağara ortamında yer alan bu kiliseyi, köylülerin rivayetine göre Şah Abbas'ın hareminden kaçıp bu ulaşılmaz köye sığınan bir Ermeni kadın inşa ettirmiş. Ancak kilisenin alnındaki yazıt biraz farklı bir öykü anlatıyor.
“Ben Kaştağ diyarında Khanadzakh köyünden Baron Melik Hahnazar oğlu Baron Bahatur, ben ve anam Mahpari bu aziz kiliseyi ruhumuzun selameti için ՌՃԽԹ: (1700) yılında inşa ettirdik.” *
Kurucularının adları gibi kilisenin mimarisi de Ermeni ve İran etkilerini harmanlayan bir yapıda.
Doğanın tarihle iç içe geçtiği, gizemin güzellikle uyum içinde olduğu bu köy, Ermenistan'a tutku duyan, yeni bir şeyler keşfetme arzusu taşıyan herkesin görmesi gereken bir konumdur.
* «Ես պարոն Պ[ա]հաթուր պակս՝ որդ/[ի] պարոն մելիք Հախնազարին, որ եմք/ երկրէն Քաշթաղուց, ի գեղջէն Խանածա/խա. ես եւ մայր իմ Մահփարին շինել տվինք/ ս[ուր]բ եկեղեցիս ի փրկութի[ւն] հոգոյ: Թվ. :ՌՃԽԹ: (1700)»



