20 Mart 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde “Okullarda, kurum kontenjanı dikkate alınarak yabancı uyruklu misafir öğrenciler de öğrenim görebilir, ancak bu öğrencilere diploma düzenlenemez. Okuldan ayrılanlara gördükleri derslere ve aldıkları notlara ilişkin okul yönetimince düzenlenen belge verilir” maddesi yer aldı. Ermeni okulları, bu maddeyi dikkate alarak yaklaşık 14 yıldır Ermenistanlı öğrencileri kabul ediyor. Ancak bu öğrencilere diploma verilemiyordu.
Geçtiğimiz ay Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettişler, azınlık okullarında incelemelerde bulunmuş ve okul müdürlerine sözlü olarak misafir öğrenci kabul edilemeyeceğini, kayıtlı bulunan öğrencilerin kayıtlarının özel veya devlet okullarına nakledilmesi gerektiğini belirtmişti. Müfettişler, Ermeni okullarındaki okul müdürlerinden geçmiş yıllarda eğitim almış Ermenistanlı öğrencilerin akıbetlerine dair bilgiler de talep etmişti. Agos olarak konuyu gündeme getirmiştik ve haberimiz Türkiye ve Ermenistan’da yankı uyandırmıştı. Ermenistanlı öğrencilerin eğitim durumlarını yakından takip eden sivil toplum kuruluşu MAZLUMDER de gazetemize açıklama yaparak, “Bilindiği gibi eğitim hakkı; çocuğun uyruğuna, yasal statüsüne veya ailesinin göçmenlik durumuna bakılmaksızın evrensel ve ertelenemez bir haktır. Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme bunu açıkça güvence altına alır. Bu nedenle, Ermenistan vatandaşı çocukların eğitim süreçlerinin bürokratik gerekçelerle kesintiye uğratılmasını açık bir insan hakları ihlali olarak görüyoruz. Eğer 10 yılı aşkın süredir uygulanan ve soruna çözüm olmayan bu ara formülden vazgeçilecekse yapılması gereken bu sorunu herhangi bir mağduriyete meydan vermeyecek şekilde çözmektir. Bunun için yetkililere çağrımız gerekli hukuki düzenlemelerin yapılmasıdır. Bakanlık, Türkiye'de bulunan her çocuğun eğitim hakkına erişimini kolaylaştırmak için çalışmalıdır” ifadelerini kullanmıştı. Geçtiğimiz yıl Ermeni okullarında toplam 50 Ermenistanlı öğrenci eğitim almıştı.
Ermenistanlı öğrencilerin durumu, 24 Ağustos’taki ERVAB toplantısında da gündeme geldi ve AKP İstanbul Milletvekili Doç. Dr. Sevan Sıvacıoğlu sorunla ilgileneceğini söyledi. 26 Ağustos’ta Agos’a açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Sıvacıoğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ile yapılan görüşmede bakanlıkça, "Son günlerde Ermeni cemaati okullarında okuyan misafir öğrenciler ile ilgili yeni bir düzenleme olmadığı, mevcut olan yönetmelik doğrultusunda okulların eğitim ve öğretim faaliyetlerine devam ettiği" mesajını verdi.
Bu gelişmeyle sorunun “şifahi” olarak çözüldüğü yönünde bir tablo oluştu ancak edindiğimiz bilgilere göre yaşanan gelişmelere rağmen Ermeni okullarına herhangi bir resmi yazı iletilmedi. Bu ortamda bazı Ermeni okulları Ermenistanlı öğrenciler açısından yeni kayıt almakta tereddüt ediyor, hatta almıyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gelişmelere dair herhangi bir açıklama yapılmış değil. 28 Eylül’de İstanbul Valiliği’nde Ermeni okul binalarının depreme dayanıklılığı üzerine bir toplantı yapılacak. Edindiğimiz bilgilere göre toplantıda Ermenistanlı öğrencilerin durumu da gündeme gelebilir.
“Bu çocukların geleceği nasıl olacak?”
20 yıldır İstanbul’da yaşayan Ermenistanlı anne H. K. kendisi ve benzer durumdaki aileler adına Agos’a konuştu ve Ermenistanlı ailelerin çocuklarının yaşadığı belirsizliğin çözülmesi çağrısında bulundu..İsminin saklı kalmasının isteyen H.K. , Ermenistanlı çocukların okula gidemediklerini belirterek mağduriyetin giderilmesi istedi ve şu ifadeleri kullandı: .
“Bizler, Türkiye’de yasal izinleriyle yaşayan, çalışan, üreten ve çocuklarının geleceği için derin bir endişe taşıyan Ermenistan vatandaşı aileleriz. Son dönemde gazetenizde yer bulan okullardaki müfettiş denetimleri ve gizli baskılar, ne yazık ki bizlerin ve evlatlarımızın hayatını tam bir tıkanıklığa sürüklemiştir. Bugün birimizin çocuğu, yarın hepimizin çocuğu bu haksızlığın doğrudan mağduru olmaktadır.
Bizim çocuklarımız henüz 5-6 yaşlarında, okul çağının en başında masum çocuklardır. Akranlarıyla birlikte kendi dillerini, kültürlerini öğrenerek büyümek, okula gitmek onların en temel insan hakkıdır. Ancak şu an çocuk büyük, küçük demeden önümüze duvarlar örülüyor. Ankara’da "yeni bir kısıtlama yok" açıklamaları yapılırken, bizler okulların kapısına gittiğimizde müfettiş baskısı ve sözlü talimatlar gerekçe gösterilerek geri çevriliyoruz. Okul yönetimleri korkudan çocuklarımızı kaydedemiyor.
Biz bu ülkede kaçak yaşamıyoruz. Bizlerin resmi çalışma izinleri, ailelerimizin yasal oturma izinleri var. Eşlerimiz bu devlet için gece gündüz çalışıyor, emek veriyor ve bu devlete vergilerini kuruşu kuruşuna ödüyor. Biz bu toplumun bir parçası olarak tüm sorumluluklarımızı eksiksiz yerine getirirken, neden çocuklarımızın en temel hakkı olan eğitim hakkı ellerinden alınıyor? Biz yükümlülüklerimizi yerine getiriyorsak, devlet neden çocuklarımızın eğitim hakkını korumuyor?
Bu çocuklar burada doğdu, burada büyüyor ve burayı biliyorlar. Şimdi daha bu yaşta okul kapılarından çevrilen, eğitimden mahrum bırakılan bütün bu çocukların geleceği nasıl olacak? Yaşanan bu fiili mağduriyet, sadece bir çocuğun değil, koca bir neslin geleceğini karartmaktadır.
Bütün okullar eğitim dönemini başlattı, ders zili çaldı. Diğer tüm çocuklar sıralarında yerini alırken, benim 5 yaşındaki çocuğum okul kapısından çevrildiği için şu an okula gidemiyor, evde çaresizce bekliyor. Bir anne olarak bu tıkanıklık karşısında ne yapacağımı bilemez durumdayım.
Resmi makamların "sorun yok" açıklamaları okullardaki korkuyu ve kapıdaki tıkanıklığı çözmüyor. Bizler tüm yasal izinlere sahip aileler olarak çocuklarımızın eğitim hakkının kalıcı, hukuki bir güvenceye bağlanmasını ve acilen bir çözüm bulunmasını istiyoruz. Çocuklarımızın geleceği bürokratik korkuların ve belirsizliklerin kurbanı olmamalıdır.”
H.K., gazetemize yaptığı açıklamada 5 yaşındaki kızı için bazı Ermeni okullarıyla görüştüğünü ancak yaşanan süreç nedeniyle çocuğunun kaydının yapılamadığını söyledi.
Anne H.K., okul müdürlerinin kendisine “Bizi sıkıştırıyorlar. Ermenistanlı öğrenci almayın diyorlar” dediklerini aktardı. Yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de bulunduğunu söyleyen anne H.K., kendisiyle eşinin oturma ve çalışma izinlerinin bulunduğunu, kızının ise İstanbul’da dünyaya geldiğini ifade etti.
Anne H.K., yeğeninin de bir Ermeni okulunda yedinci sınıf öğrencisi olduğunu, yaşanan süreç nedeniyle çocuğu psikolojisinin bozulduğunu ı söyledi. Anne H.K., diğer Ermenistanlı aileler ile yaptıkları görüşmeler hakkında da şunları söyledi.
“Hepimiz mağduruz. Okullar ne olacağını bilemediği için kesin bir şey diyemiyorlar. ‘Bilmiyoruz’ diyorlar. Çocuklar burada doğdular ve uzun zamandır bu okullarda okuyorlar.”
Anne H.K., sorunun çözülmemesi halinde çocuğunun eğitimden mahrum kalmaması için Ermenistan’a geri dönmek zorunda kalacaklarını vurguladı ve şöyle konuştu:
“Çocuğumuz için mecburuz. Ama geri dönersek buradaki emeklerimizin de hepsini kaybetmiş olacağız.”




