Yandı, çanları çalındı, toplumu azaldı: Dolapdere’nin 169 yıllık mirası
Evangelistra Rum Ortodoks Kilisesi’nin ayakta kalma mücadelesi
Yenişehir Evangelistra Rum Ortodoks Kilisesi, İstanbul’un Beyoğlu ilçesine bağlı Dolapdere semtinde, 1857 yılında ahşap olarak inşa ediliyor. 20 yıl sonra yanan kilise, 1877’de 16 yıllık bir inşaat sürecine giriyor. 1894’te, bugünkü haliyle ibadete açılan ve ilk ayini yapılan kilise, mimarisi ve büyüklüğüyle görenleri büyülüyor. Neogotik tarzda inşa edilen kilisenin yanında Theotokos Ayazması yer alıyor. Kilise binası, 12 Mayıs 1979 tarihinde ikinci derece kentsel sit alanı olarak tescilleniyor. İlerleyen yıllarda kiliseye bir saat kulesi de yapılıyor.
Kilisenin tepesinde yer alan sivri çatılı iki kuledeki çanlar, 2003 yılında çalınıyor. Nasıl ve kimler tarafından çalındığı öğrenilemezken, daha sonra bir Rum ve kilise yönetiminin bağışıyla, kulelere yeniden iki çan yerleştiriliyor.
Restorasyon sonrası 169 yıllık Beyoğlu Yenişehir Evangelistra Rum Ortodoks Kilisesi’ni, Vakıf Başkanı Aleksandros Meydan ile geziyoruz. Her bir köşesinin ve mimarisinin özenle işlendiğini hissettiren kilise, tüm görkemiyle Tatavla’da yapayalnız kalmış durumda. Dolapdere’deki Rum nüfusunun yıllardan beridir yaşadığı düşüş nedeniyle, kilisede ibadet edenlerin sayısı da bir avuç kalmış durumda. Çocukluğunu kilise bahçesinde geçiren Aleksandros Meydan ile kilisenin tarihi ve bugünü hakkında konuştuk.
Kilisenin tarihi hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kilisenin geçmişiyle ilgili çok fazla bilgi yok maalesef. İstos Yayın ile kilise üzerine bir çalışma yürütüyoruz. Sahip olduğumuz bilgiler doğrultusunda da kilise, 1857 yılında ahşap olarak yapılmış. Daha sonra ahşap kilise yanıyor. 20 yıl sonra, 1877 yılında da şu anki mevcut hâlinin inşaatına başlanmış. 16 sene sürüyor inşaat. Çünkü tamamıyla bu semtin sakinleri, Dolapdereli Rumlar tarafından karşılanarak yapılıyor kilise. 16 sene sürmesinin nedeninin bundan kaynaklandığını düşünüyoruz. Tatavlalı mimar Petrakis Mimaridis tarafından 1893 yılında kilisenin inşaatı tamamlanmış ve 27 Kasım 1894 tarihinde Ekümenik Patrik 7. Neofitis tarafından açılışı yapılmış.
Günümüze kadar, Dolapdere’deki Rum nüfusunda ciddi bir düşüş yaşanıyor. Kilise vakfının da maddi olanakları iyi değildi. Bakımsızlık ve maddi imkânsızlık nedeniyle, kilisenin hem dışı hem de içi çok yıprandı. Vakıf olarak 2021 yılında, metropolitimizin aracılığıyla Ekümenik Patrik Bartholomeos’a bir ricada bulunduk. Patrik vesilesiyle, Yunan armatör Tanaş Martinos, restorasyona sponsorluk yaptı. Bütün masrafları kendisi karşıladı ve komple restorasyonu gerçekleştirdi. Restorasyon çalışmasını ise mimar Vasilis Poridis yaptı. İki buçuk sene sürdü restorasyon ve 2024'ün sonuna doğru açılış yapıldı. Katılım oldukça yoğundu. Ve şu an göründüğü hâlini kazandı.
Kilisenin pek çok mucizeye vesile olduğu da biliniyor. Örneğin ikiz kardeşim, doğduğumuzda rahatsızlanmış. Annem ne kadar hastaneye götürse de ilaçlar fayda etmemiş, sürekli yediklerini istifra ediyormuş. Annem en sonunda kardeşimi bu kiliseye getirmiş ve papaz da bizim için kutsal olan Yunanistan'daki Aynaroz dediğimiz yerden bir çiçek getirip anneme vermiş. Annem, papazın söylediği şekilde çiçeği hastanede kaynatıp kardeşime içirmiş. Bunun ardından kardeşim iyileşmiş. Doktor da anneme, ‘ne yapıyorsan devam et’ demiş.
Kilise çanlarının çalındığını duymuştum…
2003 yılında kilisenin çanları çalındı. Nasıl çalındığı bilinmiyor. İçeriden mi girildi, vinç mi getirildi, hepsi büyük bir soru işareti. Çalınan çanlar hâlâ bulunamadı. Çok değerli ve tarihi Rus çanlarının özel bir sesi de vardı. Semtin her yerinden duyuluyordu. Kilise kurulduğu zamandan beridir vardı çanlar. Çok değerli olduğu bilindiği için çalınmasının organize olduğunu düşünüyorum. İki çan da aynı gün çalınmıyor. İkinci çan, birincisinin çalınmasından iki gün sonra çalınıyor. Organize olduğu aşikâr. Muhtemelen çalındığı gün yurt dışına çıkartılmıştır çanlar. Yine bir çanı Dolapdereli Startos Tarinas bağışlıyor, diğer çan da kilise yönetimi tarafından yeniden takılıyor.
Bir rivayete göre, yine kilisede asılı olan, İsa Mesih’in çarmıha gerildikten sonra naaşının üç gün bekletilmesine dair çizilen bir tablo da, 6-7 Eylül 1955 olayları yaşanırken çalınmış. Tabloyu çalan kişi, bir buçuk yıl sonra kiliseye geri geliyor ve nefretle, “Bu tablo bende olduğu süreçte tüm ailemi kaybettim, tek kaldım. Bu lanetli” diyor. Tabloyu kiliseye geri verdiği söyleniyor.
Kiliseyi kaç kişi kullanıyor?
Kilise, konum itibariyle Tatavla'nın alt kısmında bulunuyor. Rumların çoğunluğu Kurtuluş’ta oturduğu için Tatavla yokuşu, kiliseye gelmek isteyenleri cezbetmiyor. Bu nedenle de toplumun katılımı az oluyor. Her Pazar ve büyük yortularda düzenli olarak ayin yapılıyor kilisede. Kilisenin, Meryem Ana’nın İsa Mesih’i doğuracağını müjdelemesi anlamına gelen Rumca “Evangelismos tis Teotoku” (Ευαγγελισμός της Θεοτόκου) isim günü olan 25 Mart'ta ve arifesinde de ayinler düzenleniyor. Her Pazar günü, ayin sonrası salonumuzda, kilisemizin papazıyla ve ayda bir kere gelen metropolitimizle birlikte zaman geçiriyoruz. Çocuklar için de etkinlikler düzenliyoruz.
Bölgede kaç tane Rum Ortodoks kilisesi var?
Tatavla, Feriköy ve Kurtuluş’ta olmak üzere toplam dört tane kilise var. Tatavla’daki Rum nüfusu ise yaklaşık 300 kişi. Kilisenin karşısında Rum okulu da var. Ancak okul, 1980’li yıllarda öğrenci yetersizliği nedeniyle kapanıyor. Dolapdere, Rum nüfusunun en hızlı azaldığı yerlerden biri. Dolapdere'de Rum nüfusu, artık ne yazık ki yok denecek kadar az. Benim ailem, bu kilisenin cemaatine mensup beşinci nesil. Dolapdere kilisesine bağlı en eski ailelerdeniz. Doğma büyüme Dolapdereliyim. Bu kilisenin bahçesinde büyüdüm. Kilisenin 2012'den beri yönetim kurulundayım. 2022'nin Aralık ayında yapılan vakıf seçimlerinde, yeni yönetimin gelmesiyle beraber başkanlığını üstlendim. Burası benim için çok farklı bir anlam ifade ediyor. Burayı kendi evim olarak görüyorum. Devam etmesi gereken bir kültür. Bu yüzden zaten bu görevi üstlendim ve bu kültürü yaşatmak için elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Zorlandığınız zamanlar oluyor mu?
Kilisenin çevresindeki Bit pazarı nedeniyle, Pazar ayinlerimizde çok rahatsız edici olaylar yaşıyoruz. Ayin esnasında kilisenin önünde alkol kullananlar oluyor. Bu konuyla alakalı defalarca belediyeye başvuruda bulunduk. Ancak cevap alamadık, bizimle ilgilenmediler. En son kilisemizin avukatıyla birlikte iletişime geçtik. ‘Yer arıyoruz’ dediler. Bit pazarı 20 senedir burada. 20 senedir yer bulamıyorsanız, ister istemez bunun yer bulamamakla alakalı bir durum olmadığını düşünüyorum. Yine restore edilmiş kilise duvarında çöp kutuları var. Bununla alakalı da belediyeye defalarca yazı yazdım. Çöp kutularının yerlerinin değiştirilmesini talep ettik ve yeni restore edilmiş olan duvarın çöp kutuları yüzünden ne hale geldiğini, duvarın nasıl zarar gördüğünü söyledik. Ancak buna dair de bir dönüş alamadık.

