Keldani Şimuni ve Hurmüz Diril, Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı, Süryanice ismi “Mehre” olan ve birçok kez boşaltılan Kovankaya köyüne 2011’de dönerek ekolojik bir yaşam sürmeye başlamıştı. Ancak kendilerinden en son 7 Ocak 2020 tarihinde haber alınması üzerine, çiftin oğlu ve İstanbul Keldani Kilisesi Papazı Remzi Diril’in köye gitmesi ardından ne Hurmüz ne de Şimuni’den bir haber alınabildi.
O tarihte 65 yaşında olan Şimuni’nin cansız bedenini, oğlu 70 gün sonra 17 Mart 2020’de köy yakınındaki bir derede buldu. Çocukları, annelerini işkence edilerek katledilmiş hâlde bulduklarını ve vücut bütünlüğünün olmadığını paylaşmıştı. Şimuni Diril, Feriköy Latin Katolik Mezarlığı'nda defnedildi fakat eşi Hurmüz’ün akıbeti konusunda bir gelişme yaşanmadı. Daha sonra çiftin çocukları için “adalet” arayacakları uzun ve “belirsiz” bir süreç başladı.
Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, gizlilik kararı olması sebebiyle soruşturmanın akıbetine ilişkin bir buçuk yılı aşkın süre boyunca hiçbir bilgi alınamadı. Diğer yandan hava koşulları “gerekçesiyle” köyde yapılan birkaç arama dışında da etkin bir arama yapılmadı. Tek görgü tanığı olan çiftin ailesi ve komşusu Apro Diril’in ifadeleri dışında, bu süre zarfında olaya dair herhangi bir bilgi edinilemedi.
Olayın üzerinden iki yıl geçtikten sonra, Şırnak Cumhuriyet Savcılığı’nca hazırlanan iddianamenin Şubat 2022 tarihinde kabul edilmesi ile dava süreci başladı. Bu süreçte defalarca tutuklanıp serbest bırakılan dosya sanıklarından Apro Diril’e, 21 Temmuz 2023’te görülen karar duruşmasında, mahkeme tarafından “Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme” ve “Tasarlayarak öldürme” suçlarından müebbet hapis cezası verildi. Bu dosya, Diril ailesi avukatları tarafından talepleri tam olarak karşılanmadığı gerekçesiyle Yargıtay’a taşındı.
Hurmüz Diril için altı yıl sonra dava açıldı
Öte yandan akıbeti altı yıldır bilinmeyen Hurmüz Diril dosyasında sanıklar Apro Diril, Behçet Öztunç ve İsmail Yıldız hakkında “kasten öldürme” suçlamasıyla Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 31 Aralık 2025’te iddianame hazırlandı. İddianame Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi’nce 19 Ocak’ta kabul edildi. İddianamede, “Şüpheli Apro'nun Agos Gazetesine verdiği röportajda ve Beytüşşebap Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan son ifadesinde birçok husus hakkında çelişkili beyanlarda bulunması” ifadesi de yer alıyor. Ayrıca iddianamede, “Hurmüz Diril veya cansız bedenine 2020-2025 yılları arasında gerçekleşen kapsamlı tüm aramalara rağmen ulaşılamaması ile yapılan çalışmalara rağmen Hurmüz Diril hakkında herhangi bir yaşam belirtisi elde edilememesi nedeniyle Hurmüz Diril'in de birlikte yaşadığı eşi Şimuni Diril gibi aynı şekilde bir suça maruz kalarak öldürüldüğü yönünde yeterli suç şüphesine dosya kapsamında toplanan deliller neticesinde ulaşılmıştı” deniliyor.

“Tek kişinin ceza alması vicdanımızı rahatlatmayacak”
Davanın ilk duruşması, 12 Mart’ta Şırnak 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Apro Diril, 2019 yılında Hurmüz Diril’in evine silahla ateş etmesine dair, “Alkollün etkisindeydim” savunmasını yaptı. Apro Diril, olaya dair Agos’a verdiği bir demeçte, sözlerinin çarptırıldığını iddia etti, tape kayıtlarına da geçen sözlerini inkâr etti. Duruşmaya SEGBİS ile katılan sanıklar İsmail Yıldız ile Behçet Öztunç da, savunmalarında suçlamaları reddetti. Mahkeme, Apro Diril’in tutuklanmasına karar vererek bir sonraki duruşma tarihini 12 Mayıs olarak belirledi.
Aile avukatlarından Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz ile gelişmeleri konuştuk.
Davaya giden süreçte, yaşanan hukuki gelişmeleri anlatabilir misiniz?
Altı yıldır devam eden bir süreç. Daha önce Şimuni Diril’in cenazesinin bulunmasından sonra bir iddianame hazırlanmıştı. Bize göre, sağlıklı bir sürecin sonunda hazırlanan bir iddianame değildi. Yargılama süreci içerisinde, dosyada daha önce ceza almış olan Apro Diril ile beraber henüz belki dosyada olan veya olmayan, yargılanması gereken gerçek faillerin açığa çıkarılması noktasında bir irade ortaya konulabileceğini düşündük. Taleplerimizi de bu yönde ilerlettik. Şimuni Diril dosyasına ilişkin sadece Apro Diril hakkında oy çokluğuyla ceza verildi. O dosya şu an Yargıtay’da.
Hurmüz Diril’in cenazesine ulaşılamadığı için belli bir süreden sonra eğer bu anlamda bir gaiplik durumu söz konusu olursa, cenazesine ulaşılamasa bile yine iddianame hazırlanabiliyor. Bu sefer Hurmüz Diril’e ilişkin de aslında benzer şekilde üç kişinin sanık olduğu ve daha çok Apro Diril'e yönelik suçlamaların da olduğu bir iddianame hazırlandı. Daha önce sanıklardan biri hakkında cezalandırma yoluna gidildi, müebbet hapis cezası verildi. Şimdi de aynı süreç devam ediyor ama bizim istediğimiz sadece bu değil.

Talepleriniz nedir?
Bizim istediğimiz şey, sadece 70 yaşındaki birinin ceza alması değil. Onun ceza alacak olması, bizim vicdanımızı rahatlatmayacak. Hukukçular olarak talebimiz, adaletin yerini bulması. Mahkemelerde de savunmalarımızda da dile getirdik. Biz, herhangi bir kuruma, yapıya veya şahsa, hiç kimseye yönelik bir ithamda bulunmuyoruz. Tek talebimiz adaletin tecelli etmesi. Tarafsız ve bağımsız mahkemelerde, gerçek faillerin ortaya çıkarılıp, yargılanıp, hak ettikleri cezayı alabildikleri bir sürecin başlangıcını oluşturmak istiyoruz.
Şunu da özellikle dile getirdik, güpegündüz, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde ve tüm giriş çıkışların jandarma denetiminde, kontrolünde olduğu bir bölgede iki kişi kaybedildi. Dolayısıyla hem failleri, hem de Hurmüz Diril’in cenazesini ortaya çıkarması gereken devlet mekanizması ve kurumlarıdır. Biz değiliz. Ailesi veya avukatları bunu ortaya çıkaramaz. Bizim elimizde böyle bir güç, kudret yok. Ancak taleplerimizle bu süreci belli bir olgunluğa ulaştırabiliriz. Ama taleplerimiz de reddediliyor.
Biz bunu mahkemelerde de, “Taleplerimiz reddedilecekse, biz bu süreci nasıl açığa çıkaracağız? Gerçek failleri nasıl bulacağız? Nasıl açığa çıkaracağız?” diye sorduk. 12 Mart’ta görülen duruşmada da bunları söyledik, dile getirdik. Alternatif olarak özellikle Narin Güran cinayetinin çözülmesinde önemli bir teknik veri olan, daraltılmış baz istasyonlarının o çerçevede çıkarılmasını, bunun raporlaştırılmasını talep ettik. Yine ismi geçen birkaç kişinin dinlenilmesini, olay öncesi ve sonrasında köye giriş çıkış yapan isimlerin jandarmadan sorulmasını talep ettik. Bu çerçevede yine olaydan önce ve sonra, bölgede bir “Kapan1” operasyonu yapılmıştı. Ona ilişkin görüntülerin olup olmadığının tespitinin yapılmasını istemiştik. İlginçtir ki mahkeme tüm bu taleplerimizi reddetti. Bizim anladığımız, çok yüksek bir ihtimalle yine sadece Apro Diril’e ceza verilecek. Ve dosya bu şekilde kapatılacak, gerçek failler ortaya çıkarılamayacak. Bunu mahkemede de dile getirdik. 12 Mayıs'a ertelenen duruşmada tüm bu taleplerimizi dile getireceğiz.
Sürecin bu doğrultuda ilerlemesi hâlinde hukuki anlamda nasıl yol alacaksınız?
Hukuki alanda yapılması gerekenleri her türlü yapıyoruz ve yapmaya çalışıyoruz. Bu yönde ilerlerse, değişik HTS kayıtları var, sanıkların kendi aralarında ve başkalarıyla iletişim kurduğu. O HTS kayıtlarında ismi geçen insanların mahkemeye getirilip dinlenmesi ve onları çapraz sorguya alabileceğimiz bir mekanizmanın yaratılması için çabalayacağız. Çünkü biz sadece bu sanıkların, o coğrafyada tek başına bunu yapabileceğine kesinlikle inanmıyoruz. Dolayısıyla amacımız eğer böyle bir yapı varsa veya bu yapının, bu cinayeti işlemelerindeki gerçek sebep neyse, yapının ortaya çıkarılması ve ortak olduğu cinayetlerin sebebinin ayrıntılarıyla açığa çıkarılması bizim temennimiz.
O yüzden bu talepleri dile getiriyoruz. Yeni şeyler ortaya çıkarsa, bizim bu taleplerimiz kabul edildikten sonra biz de o hukuki süreci ona göre devam ettirmeye çalışacağız ve yeni taleplerle mahkemenin önüne çıkacağız. Fakat şu anda bizim elimizi kolumuzu bağlayanın bağlantılar, HTS kayıtları ve görüşmeler olduğunu biliyoruz. Fakat bu yönlü taleplerimizin tümü maalesef bu süreçte reddediliyor. Bugüne kadar çok nadir kabul edilen taleplerimiz oldu. Onlar da dosyaya çok fazla etki edebilecek talepler değil.
Şimuni Diril cinayetinin faili Apro Diril'in bu dosyada da tutuklanmasıyla ilgili değerlendirmeniz nedir?
Ceza verilmedi. Apro Diril, önceki dosyadan zaten tutuklu. Hukuken farklı farklı dosyalardan da tutuklama kararı verebilir. Bu dosyadan da tutuklama kararı aldı. Duruşmadaki ifadesinde her şeyi reddetti, hatırlamadığını söyledi. HTS kayıtlarındaki yapmış olduğu görüşmeleri hatırlamadığını, o kişileri tanımadığını söylüyor. Tamamen red üzerine kurulu bir savunma kurgusu geliştirmiş Apro Diril.
Biz sürecin takipçisi olarak, gerçek faillerin açığa çıkartması noktasında her türlü talebimizi mahkemede dile getireceğiz ve adalet talebimizi yinelemeye devam edeceğiz.




