Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti.
Türkiye'nin önde gelen felsefecileri arasında yer alan ve özellikle insan hakları, insan felsefesi ve etik alanlarında çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 89 yaşındaydı.
Türkiye Felsefe Kurumu'nun sosyal medya hesaplarında, Kuçuradi için 4 Ekim Pazar günü saat 11.00'de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu'nda tören düzenleneceği bildirildi.
İoanna Kuçuradi'nin cenazesinin 4 Ekim'deki törenin ardından 13:30'da Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı'nda defnedileceği açıklandı.
Kuçuradi'nin hayatını kaybetmesinin ardından çok sayıda akademisyen, insan hakları savunucusu, siyasetçiler, vakıf ve dernekler, taziye mesajları yayımladı.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü'nün açıklamasında, bölümü 1969 yılında kuran ve emekli olduğu 2003 yılına kadar görev yapan İoanna Kuçuradi'nin, felsefenin Türkiye'de kurumsallaşmasına emekleri hatırlatıldı.
Maltepe Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yusuf Aksar yayınladığı mesajda, "Maltepe Üniversitesi'nin kuruluşundan bu yana akademik yaşamımıza değer katan, kıymetli hocamız, filozof ve akademisyen Prof. Dr. İoanna Kuçuradi; düşünceleri, akademik çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencilerle üniversitemizin akademik hafızasında daima özel bir yere sahip olacaktır" mesajını paylaştı.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin (ÇYDD) açıklamasında, Kuçuradi'nin insan hakları, felsefe ve etik alanındaki öncü çalışmalarıyla Türkiye'de çağdaş düşüncenin gelişimine önemli katkılar sunduğu ve 17. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü'nün kazananı olduğu kaydedildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) de bir taziye yayımlayarak, "Prof. Dr. İoanna Kuçuradi iyi bir bilim insanı ve insan hakları savunucusuydu. İoanna Kuçuradi hoca derneğimizin de birçok çalışmasına büyük katkılar sunmuştur. İnsan hakları hareketine ve felsefe camiasına başsağlığı diliyoruz" mesajını paylaştı.
"İsmimiz, kimlikler yumağının adıdır"
İoanna Kuçuradi, 10 Ekim 2015'te Agos'tan Rita Ender'e verdiği söyleşide şunları anlatmıştı.
‘İoanna’nın anlamı nedir?
Yahya Peygamber’in, İoannis’in dişilidir İoanna. Etimolojisinin sorumluluğunu taşımamak şartıyla –(çünkü İbraniceden geliyor) ‘Tanrı’nın armağanı’ demekmiş, Theodoros’un İbranicesiymiş. Arapçası, yani Yahya’nın dişili, ‘Mahya’ imiş. Bunu bir Arapça uzmanı söylemişti bana, hatta takılmıştı, “Adını Mahya yapalım” diye.
Bu ismin size verilişinin bir hikâyesi var mı?
Yok. Bizde gelenek var; dedelerin ve büyükannelerin isimleri verilir torunlara. Benim iki dedemin de ismi İoannis’tir, ondan bana da bu adı vermişler.
Aziz İoannis’in kişiliğinden etkilenmiş olabilirler mi?
Sanmıyorum. Kimdi Yahya? İsa’yı vaftiz eden kişi. Bu adı taşıyan bir kadın, bir azize de varmış. Bizim isim günleri var, biliyorsunuz, ama artık pek kutlanmıyor. Temmuz’da öyle bir azizenin ismi kutlanırmış. Benden artık uzak kalmış şeyler…
Türkiye’de bu ismi taşımak sizin için kimi ‘uzaklık’lar oluşturuyor mu? İoanna ismine sahip olmak zor mu?
Benim ismimden bir şikâyetim yok. İsmimiz çok önemlidir. Hatta, kişilerin istediği ismi taşımasını bir temel hak olarak görüyorum. Çünkü isim, çeşitli kimliklerimizin bir çeşit mührüdür. Binbir türlü kimliğimiz var. Birini bununla, öbürünü öbürüyle paylaşırız, ama biz olan o kimlikler yumağı tektir. İsmimiz, o kimlikler yumağının adıdır.
Kimi insanlar o yumağı, kimliğini saklama gereği duyuyor…
Niye saklayalım kimliğimizi? İnsanların çektikleri sıkıntılardan dolayı isimlerini saklamasını anlamak mümkün, ama biz o sıkıntıları kaldırmalıyız. İsimlerinden dolayı, yani etnik kimliklerinden dolayı, insanların hiçbir yerde ayırımcı muamele görmemesi gerekir.
Siz isminizden dolayı nasıl muameleler görüyorsunuz?
Mesela bankada bir işlem yaptırırken, bana iltifat etmek amacıyla diyorlar ki “Ne güzel Türkçe konuşuyorsunuz, ne zamandan beri Türkiye’desiniz?” Ben de “Yaşımı mı soruyorsunuz? Doğduğumdan beri” diye cevap veriyorum. Böyle isimlere alışılmamış, demek ki insanlar böyle bir olgunun farkında değiller.
Bir dönem Erzurum’da görev yapmışsınız. Orada isminiz, İstanbul’dakinden farklı tepkiler almanıza sebep oluyor muydu?
Her yerde oluyor, yalnız Erzurum’da değil. En iyi yorumla, yabancı sayılıyorsun. Ama ben, merak edenlere şöyle diyorum: Ben doğduğumdan beri buradayım, böyle isimli yurttaşlar da vardır ve buna alışmak gerekir.
Bu soruları cevaplarken neye alışıyoruz?
İnsanlarda bir bilgisizliği görüyorsun. “Ne iyi Türkçe konuşuyorsunuz” diyen aslında iyi niyetli; niyeti iltifat etmek. Fakat alışkanlık var, bazı insanlar “İoanna Hanım” diyemiyor, bunda zorlanıyor. Ben de takılıyorum. “Bayan Fatma mı dersin, Fatma Hanım mı?” Bir komşum var, çok tatlı bir insan, bana ‘Matmazel’ diye hitap ediyor ve öyle yapması gerektiğini sanıyor. Böyle nazik olacağını sanıyor. Bu, eğitimimizle ilgili.
Bunun eğitimi nasıl verilmeli?
Farkına varmadan yapılan ayırımcılıklara dikkati çekmeli. Çok sık yapılıyor. Politikacılarımız da yapıyor, farkında değiller. Ben burada niyetten çok bilgisizlik görüyorum. Böyle çok örnek yaşıyoruz. Annem hastanedeydi, yanımızda da bir ailenin babası vardı. İkisi de öldü. Başsağlığına geldiler, bana iyi bir şey söylemek isteyerek, ailenin annesi dedi ki “Ermeni bir komşumuz vardı ama çok iyiydi.” O ‘ama’yı kaldırmak gerekiyor. İyi bir şey söylemek istiyor ama ayrımcı ifadeler dile o kadar işlemiş ki... Çok rastladığımız bir şeydir bu, yaygın konuşma biçimlerinin ezbere kullanılması durumu. Bunu bir farkındalık eksikliği olarak görüyorum. Bunları aşmak gerekir. İnsan hakları ve etik konularında insanlar düşündürülürse, bunları da aşmanın imkânı daha fazla olur.
İoanna Kuçuradi kimdir?
İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul'da doğdu. 1954'te Zapyon Rum Lisesi'nden mezun olan Kuçuradi, 1959'da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. 1965'te "Schopenhauer ve Nietzsche'de İnsan Problemi" başlıklı teziyle doktor oldu. 1970'te doçent, 1978'de profesör oldu.
1965-1968 arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde görev yaptı. 1969'da geçtiği Hacettepe Üniversitesi'nde aynı yıl felsefe bölümünü kurdu ve 2003'te emekli olana kadar bölüm başkanlığını yürüttü.
1974'te Türkiye Felsefe Kurumu'nun kurucu üyeleri arasında yer alan Kuçuradi 1980'den bu yana kurumun başkanlığını yürütüyordu.
Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu'nun (FISP) 1988-1998 arasında genel sekreterliğini, 1998-2003 arasında başkanlığını yaptı.
Kuçuradi'nin "İnsan ve Değerleri: Değer Problemi", "Etik", "Sanata Felsefeyle Bakmak" ve "Ahlak Etik ve Etikler" başta olmak üzere çok sayıda kitabı bulunuyor. Kant'ın "Pratik Aklın Eleştirisi" ve "Ahlâk Metafiziğinin Temellendirilmesi" adlı eserlerini Türkçeye çevirdi.

