Niğde'deki tarihi yapı çok şey anlatıyor
Gastronomi evi mi Bartevyan Ermeni okulu mu?

Bir kentin hafızası resmi evraklarla tamamen silinebilir mi? Ya da daha önemlisi; gözümüzün önündeki devasa bir anıt, onlarca yıl boyunca bize bambaşka bir kimlikle yutturulmuş olabilir mi? Bugün Niğde’de Saruhan mahallesinden geçen herkesin hayranlıkla baktığı, belediyenin Tabal Gastronomi Evi olarak şehre pazarladığı o muazzam taş bina, gerçekten iddia edildiği gibi sıradan bir sivil konut mu? Yoksa tescil raporlarının arkasına gizlenmiş, üzeri örtülmeye çalışılan bambaşka bir geçmişin çığlığı mı?
Sorular, Ak Medrese Caddesi üzerindeki o anıtsal kapının önünde başlıyor. Koruma kurullarının uzmanları, binayı incelerken tam olarak nereye bakıyordu? Giriş kapısının hemen üzerindeki çelenk motifli mermer kitabeye kazınmış olan 1891 tarihini raporlara yazanlar, o tarihin hemen üzerinde duran Ermeni alfabesine ait "Յ" (Y/H) ve "Ս" (S) harflerini nasıl oldu da görmedi? Kitabede taşın üzerine kazınmış bu iki kadim harf bir tesadüf mü, yoksa yapının gerçek kimliğini haykıran silinmez bir imza mı? Geleneksel ve saf bir Türk konutu olduğu iddia edilen bir yapının başköşesinde, Ermenice harflerin işi neydi?

Şüpheleri körükleyen en büyük skandal ise bugün yapıyı işletenlerin kurumsal tavrında gizli. Kurumun resmî web sitesine girip (tabal.com.tr) "Hakkımızda" bölümünü okuduğunuzda karşınıza tuhaf bir sessizlik çıkıyor. Metinde antik Tabal Uygarlığı'ndan, coğrafi zenginliklerden, yerel üreticilerden ve hatta Michelin hedeflerinden uzun uzun bahsediliyor. Ancak ne hikmetse, içinde bulundukları o yüz yıllık anıtsal taş bina hakkında tek bir cümle, tek bir kelime dahi edilmiyor.
İnsan sormadan edemiyor: Uluslararası gastronomi standartlarından bahseden profesyonel bir vizyon, hizmet verdiği binanın tarihini neden tamamen es geçer? Tarihsel kimliği misafirlere sunmayı amaç edindiğini iddia eden bir merkez, üzerinde oturduğu binanın tarihinden neden bu kadar korkmaktadır? Yoksa binanın gerçek adını yazarlarsa, kurdukları o hayali "sivil Türk mimarisi konut örneği" hikayesinin yerle bir olacağını onlar da mı biliyor? Bu bilinçli bir hafıza silme operasyonu değilse nedir?
Bir aile neden sayısız odası olan bir evde yaşar?
Resmi kayıtlara "Resul Özkul Evi" adıyla geçen bu yapının içine adım attığınızda şüpheleriniz daha da derinleşmiyor mu? Akademik dergilerde basılan orijinal kat planlarına bakıldığında, devasa bir koridorun etrafına adeta askeri bir nizamla dizilmiş sayısız oda neyi gizliyor? Bir aile, neden birbiriyle tıpatıp aynı ölçülerde onlarca odaya ihtiyaç duyar? Yoksa burası bir ev değil de, yüzlerce çocuğun sesinin yankılandığı bir eğitim yuvası mıydı? Bugün yemek masalarının dizildiği o yüksek pencereli, geniş hacimli salonlar aslında birer sınıf mıydı?
Oysa resmi kayıtlara bakılsa…
İşte burası, iddiaların sübjektif yorumları aşarak devletin resmî belgeleriyle çarpıştığı kırılma noktası. Bugün bu binanın geçmişini saklamaya çalışanlar, devletin kendi kayıtlarına, yani Osmanlı Arşivi’ni de yer alan bilgilere baksa dönemin resmi "Niğde Gayri Müslimlere Mahsus Ruhsatname Defteri" kayıtlarında, tam da bu bölgede yer alan eğitim kurumlarının hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde net olarak tescil edildiğini görecekti:
-Niğde Kazasında Ermeniyan Mektebi
-Niğde Ermeni İnas (Kız) Mektebi
Devletin kendi eliyle tuttuğu bu ruhsatname defterleri ortadayken, resmi raporlarda bu devasa yapıyı alelade bir "konut" ilan etmek hangi mantığa sığmaktadır?
Tarihin tozlu sayfalarını ve arşivleri yan yana getirdiğimizde parçalar neden bu kadar kusursuz birleşiyor? Dönemin Ermeni cemaatinin kalbi olan Saruhan Mahallesi'nde, tarihi Niğde Ermeni Kilisesi’nin hemen yanı başında yükselen bu devasa mülk, ünlü tarihçilerin bahsettiği o Bartevyan mektebi olabilir mi? Belgelerde adı geçen ve 1901 yılı kayıtlarına göre tam 201 öğrencisi olan tarihi Bartevyan Ermeni Okulu tam olarak burası değilse peki neresi?
1976 ve 1986 yıllarında alınan resmi koruma kararlarıyla bu yapıyı sadece bir "Konut" olarak tescil eden sistem, Niğde’nin çok kültürlü kent hafızasını bizden saklamaya mı çalıştı? Bugün Tabal Gastronomi Evi’nde yemek yiyen insanlar, aslında yüz yıllık bir yalanın ve üzeri örtülmüş bir tarihin gölgesinde oturduklarının farkındalar mı?


