Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteciliğe ve gazetecilere destek çağrısı yaptı.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından paylaşılan açıklamada İmamoğlu, "Sana savaş açtılar ey halkım! Vurguncular son kozları medya vurgunu ile halkın haber alma hakkını gasp ediyor. Televizyonlar, sosyal medya hesapları, haber siteleri, YouTube kanalları kapatılıyor!" tepkisini gösterdi.
Yurttaşlara çağrıda bulunan İmamoğlu, şunları söyledi: "Halk düşmanlarına karşı ayağa kalkın, gazete satın alarak yanıt verin. Okuyun, okutun, anlatın... Konuşun, konuşturun… BirGün, Sözcü, Cumhuriyet, Karar, Tavır, Milli Gazete, Korkusuz, Evrensel, Yeniçağ, Oksijen, Nefes... Ayrıca bütün bağımsız gazeteci ve habercileri de takip edin, abone olun! Hep beraber bu kara düzeni bitireceğiz!"
Neler oluyor?
Türkiye medyası son dönemde baskı ve sansürle karşı karşıya.
Eylül ayının son günü, Türkiye’nin en çok okunan haber sitelerinden T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında uygulanan erişim engeli kararından önce de soruşturma kapsamında çok sayıda LGBTİ+ aktivisti, hak savunucusu ve gazeteci tutuklanmış; kişilerin ve medya kuruluşlarının dijital hesaplarına erişim engeli getirilmişti. Öte yandan Türkiye'de özellikle Eylül ayında gazetecilerin de arasında bulunduğu yaklaşık bin 300 X hesabı erişime engellendi. Bunlar arasında Evrensel ve Kısa Dalga'nın X hesapları da yer aldı.
9 Ekim’de, “fon soruşturması” kapsamında yaptıkları yorum ve haberler nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla gözaltına alınan gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklandı. Aynı suçlamayla ifadeleri alınan İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Savcılığın itirazı üzerine 10 Ekim’de Saymaz ve Ağırel hakkında ev hapsi kararı verildi. Ancak Ağırel için hikaye henüz bitmemişti.
Takvimler 14 Ekim’i gösterirken Halk TV’nin İstanbul’daki binasına sabah saat 05.30’da polis baskını düzenlendi. Kanala kayyım atanırken televizyon yayını durduruldu ve çalışanların binaya girişine izin verilmedi. Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu dahil 17 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Kanalın sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.
Fon soruşturması kapsamında, haberleri nedeniyle 15 Ekim’de “soruşturmanın gizliliğini ihlal” suçlamasıyla gözaltına alınan gazeteci Bahadır Özgür de yurt dışına çıkış yasağı ve imza yükümlülüğünü içeren adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Halihazırda ev hapsinde tutulan Ağırel, Sarıgül Ailesi'ne yönelik yürütülen "kara para aklama ve çıkar amaçlı suç örgüt kurma ve yönetme" soruşturması kapsamında "suç örgütüne yardım" suçlamasıyla 19 Ekim'de tutuklandı.
20 Ekim’de ise BirGün muhabiri İsmail Arı, eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamalarıyla gözaltına alındı. İfade vermek üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne giden Arı’ya burada gözaltı kararı tebliğ edildi. Geceyi nezarette geçiren Arı, 21 Ekim sabahı adliyeye sevk edildi ve savcılık ifadesinin ardından tutuklama talebiyle hâkimliğe gönderildi. İsmail Arı, çıkarıldığı hâkimlik tarafından tutuklandı. Gazetesine gönderdiği açıklamada, “Hâkim dinlemedi bile, avukatların sözünü kesti. Yatarı bile olmayan suçtan beni bir kez daha cezaevine gönderiyorlar” dedi. Arı’nın sözleri, insanın aklına o eski sözü getiriyor: Kurt kuzuyu yemeye karar verince suyun nereden aktığının önemi kalmazmış. Arı, daha önce de “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla 21 Mart 2026’da tutuklanmış, Sincan Cezaevi’nde 75 gün kaldıktan sonra 5 Haziran’da görülen ilk duruşmasında adli kontrol uygulanmadan tahliye edilmişti.


