Gazeteci Alican Uludağ tutuklandı, gerekçe cumhurbaşkanına hakaret
Dün gece İstanbul Cumhurriyet Başsavcılığının kararıyla Ankara'daki evinden gözaltına alınan ve İstanbul'a getirilen Deutche Welle Türkçe muhabiri Alican Uludağ, bugün çıkarıldığı mahkemede "Cumhurbaşkanı'na alenen hakaret" iddiasından tutuklandı. Uludağ'ın sosyal medya hesabındaki 22 paylaşımı suçlamalara gerekçe olarak gösterildi. Hâkimliğin tutuklama kararında, Uludağ'ın paylaşımlarının, "Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde olduğu" iddia edildi. Kararda, "paylaşımlarla zincirleme şekilde suç işlediği ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığı için suçun alenen işlendiği" öne sürüldü. Uludağ'ın davranışlarıyla "kaçma, delilleri yok etme ve gizleme şüphesi" oluşturduğu öne sürülen kararda, "tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturduğu" iddia edildi.
"Susmadım, susmayacağım"
Hâkimlik, savunmaların ardından Uludağ'ın tutuklanmasına karar verdi. Alican Uludağ, avukatları aracılığıyla dışarıdaki meslektaşlarına gönderdiği mesajda, "Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak. Bu tutuklamayı kabul etmiyoruz" dedi.
Alican Uludağ, hâkimlik sorgusunda ise şunları söyledidedi:
"18 yıldır adli muhabirliği yapıyorum, alanım adliye muhabiridir, kürsünün önünü ve arkasını iyi bilen birisiyim, çocuklarımın gözyaşları arkada bırakarak buraya getirildim, gazetecilik uğruna bedel ödemem isteniyorsa hazırım, savcılığın iddialarındaki hiçbir paylaşımın suç unsuru olmadığını, tamamen eleştiri olduğunu kendisi de gayet iyi biliyor, bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanı'ndan ne de avukatlarından şikâyette bulunuldu, aylar öncesinde yapılan paylaşımlarla ilgili re'sen soruşturma açılmadı, bugün neden Ankara'dan apar topar buraya getirildim?
Akın Gürlek temizliği
Bunu anlatmak istiyorum, buradaki temel mesele bu paylaşımlarım değil, aylar öncesinde yapılan paylaşımlarda bir soruşturma ya da Cumhurbaşkanı'na şikâyet yok, bugüne kadar tutuklatamadılar. 'Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından yapamadık, mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz' dediler. 'Ankara'da Akın Gürlek'e ilişkin bir temizlik yapılmak isteniyor, benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican'ı Ankara'dan uzaklaştırmamız lazım' denilerek bu dosya uyduruldu, nesnel bir şekilde tutuklama talebi okunursa ne Cumhurbaşkanı'nın şahsına ne de makamına yönelik bir küfür vardır, yargı muhabirinin eleştirileri vardır.
Yeni bakan rahat etsin soruşturması
Buraya gönderilme amacım kaçırılırcasına adeta burada saklanarak içeri kadar sokulmam... Ben adi bir suçlu değilim, 18 yıldır gazetecilik yapıyorum, bu ülkede Cumhurbaşkanı'nı eleştirdik diye cezaevine atılacaksak neden arkanızda, 'Adalet mülkün temelidir' yazıyor. Neden Anayasa var, Basın Kanunu'nda eleştiri doğrudan korunmuş durumdadır, suç işlendiği iddiasıyla ilgisi yoktu. Bu soruşturma, 'Ankara'da yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var, tutuklayalım, susturalım' diye yapılıyor.
Sulh Ceza Hâkimliği'nin kararında şu ifadelere yer verildi:
"Şüphelinin üzerine atılı Cumhurbaşkanına Hakaret suçu ile ilgili dosya içerisindeki şüphelinin savunmaları, dosya içerisinde mevcut; şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlar içerisinde Cumhurbaşkanı'nın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek şekilde somut bir fiil istinadı içerdiğine yönelik kuvvetli suç şüphesinin somut olay yönünden mevcut olduğu, şüphelinin farklı tarihlerde yapmış olduğu paylaşımlarla üzerine atılı suçu zincirleme şekilde işlediğinin değerlendirildiği, yine şüphelinin ilgili paylaşımları herkese açık şekilde X isimli sosyal medya platformunda yapmış olması ve paylaşımların belirlenemeyen sayıda kişiye ulaştığının anlaşılması karşısında suçun alenen işlendiğinin değerlendirildiği, şüphelinin kolluk marifetiyle yakalandığı ve bu anlamda kaçma şüphesinin bulunduğuna dair tespitler ile diğer tutanak, delil ve belgeler hep birlikte incelendiğinde, şüphelinin atılı suçu işlediğine ilişkin olarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun cezasının üst sınırı gözetildiğinde bundan hasıl olan kaçma şüphesinin bulunduğu, şüphelinin davranışlarının delilleri yok etme, gizleme, tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluşturması, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olduğu, bu meyanda atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, atılı suçun yasada öngörülen cezasının alt ve üst sınırı ölçülülük ilkesi nazara alınarak değerlendirildiğinde, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nun 100 ve devamı kabulü ile şüphelinin maddeleri uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin TUTUKLANMASINA karar verildi."
Başsavcılıktan açıklama
Gece saatlerinde gözaltına alınan Uludağ için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı şu açıklamayı yapmıştı: "Alican Uludağ isimli şahsın '@alicanuludağ' rumuzlu X sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir takım paylaşımlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca 'Cumhurbaşkanına Alenen Hakaret' ve 'Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma' suçlarından re'sen soruşturma başlatılmış olup şüpheli şahıs Ankara ilinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Şahsın 20.02.2026 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızda mevcutlu olarak hazır edilmesi yönünde talimat verilmiştir. Soruşturma titizlikle sürdürülmektedir."
Yargıtay'ın bozma kararı ve tahliyeler
Habere konu olan kararda Yargıtay 3. Ceza Dairesi, yerel mahkemenin "fazla ceza tayin ettiği" değerlendirmesinde bulundu. Daire, 46'şar kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen 6 sanık ile örgüt üyeliğinden 12 yıl hapis cezası alan bir sanık yönünden hükmü bozdu.
Bozma kararında, sanıklardan üçünün örgüt üyeliğinden, birinin terör örgütüne finans sağlamaktan, birinin saldırıya yardım suçundan cezalandırılması gerektiği belirtildi. Kararın ardından 7 sanıktan 6'sı 12 Aralık 2024'te tahliye edildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 2018 yılında saldırıyı planlamakla suçlanan altı sanığa "anayasal düzeni ihlal" ve "tasarlayarak öldürme" suçlarından müebbet hapis cezası vermiş, bir sanığı ise "örgüt üyeliği" suçundan 12 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Tahliye kararı yalanlanmadı
Haberin ardından İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bir açıklama yaparak tahliye kararını doğrularken tahliyelerin terör faillerini kapsamadığını savunmuştu.
Açıklamada şu ifadelere yer verilmişti: "Bazı basın yayın organlarında yer alan, 'Atatürk Havalimanı'nda 45 kişinin katledildiği davada terör örgütü DAEŞ üyeleri tahliye edildi' haberinin çarpıtmalara sebebiyet verdiği tespit edilmiştir. Söz konusu haberler kamuoyunda, 'terör saldırısının failleri serbest bırakılmış' gibi bir algıya neden olmaktadır. Ancak tahliye edilen söz konusu 6 sanık 8 yıldır tutuklu olup, saldırının faili değillerdir. Bu kişiler, örgüt üyeliği, örgütün finansı gibi suçlardan yargılanmaktadırlar. 6 sanığa isnat edilen suçlar yönünden tutuklu kaldıkları süreler verilecek cezaları karşılama ihtimali bulunduğundan tahliyelerine karar verilmiştir. Asılsız iddialara itibar etmeyiniz."
Savcılık ifadesi tamamlandı
Uludağ, gece saatlerinde yola çıkarılarak İstanbul'a götürüldü. Emniyette ifade vermeyen Uludağ, savcılıkta ifade vermek üzere sabah saatlerinde Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.
Uludağ, tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi, daha sonra da mahkeme tarafından tutuklandı.
Alican Uludağ kimdir?
Gazeteciliğe 2008 yılında Cumhuriyet gazetesinde başlayan Uludağ, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Uzun yıllar yargı muhabirliği yapan Uludağ, insan hakları ihlalleri, yolsuzluk dosyaları ve kamuoyunun yakından izlediği davaları takip ediyor.
2019'da Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü'ne, 2020'de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin siyasal haber ödülüne ve 2021'de Friedrich Naumann Vakfı'nın Raif Badawi Cesur Gazeteciler Ödülüne layık görüldü.
Mart 2021'de DW Türkçe'ye özel haberler yapmaya başlayan Uludağ, 2 Aralık 2024'te NOW TV'ye geçti; 1 Aralık 2025'te ise yeniden DW Türkçe kadrosuna katıldı.

