Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 243 gün hapsedilen gazeteci Ercüment Akdeniz, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.
Ercüment Akdeniz'in de katıldığı duruşmayı basın meslek örgütleri ve gazeteciler de takip etti. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA)'nın aktardığına göre SEGBİS sisteminde yaşanan sorun nedeniyle bir saatten fazla gecikmeyle başladı.
22 Şubat'ta tutuklanan, 23 Ekim'de görülen ikinci duruşmada tahliye edilen Akdeniz hakkında mahkeme10 Şubat’taki üçüncü duruşmada, yurt dışı çıkış yasağının devamına karar vermiş ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı savcılığa göndermişti. Savcılık celse arasında mütalaasını sundu. Mütalaada, Akdeniz’in “örgüt üyeliği”nden cezalandırılması talep edildi.
"Tuhaf bir yargılama"
Bugün görülen dördüncü duruşmada Akdeniz, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulundu. Medyascope'tan Furkan Karabay'ın haberine göre “Çok tuhaf bir yargılamayla karşı karşıyayım” diyen Akdeniz, devletin en üst katında dahi HDK’nın bir suç olarak görülmediğine dikkat çekti.
HDK’nın örgüt olduğuna dair Yargıtay kararı olmadığını söyleyen Akdeniz, “Ayrıca ben HDK’da yokum, burada bir görevim de yok. Ben Kürt sorunun barışçıl çözümünün yanındayım. Barış çabalarının kriminalize edilmesini doğru bulmuyorum” dedi.
“Bu yargılama Emek Partisi yargılamasına dönüştü” diyen Akdeniz, “İddia makamı yeni bir suç üretmiştir. Bu mütalaaya baktığınız zaman her Emek Partisi faaliyetini, yani Emek Partisi’nin her faaliyetini HDK’nın faaliyeti gibi saymış. Öyle yargılama olur mu? Olmaz. Kanaatimce olmaz” diye belirtti.
"Devlet vatandaşına tuzak kurar mı?"
Akdeniz, fezleke ve esas hakkındaki mütalaada çeşitli yayınların hatalı şekilde yer aldığını belirterek, “‘Faşizme Karşı Beleştepe’ gibi absürt bir isimde kitap adı ile ‘Sovyetler Birliği’ isimli bir kitap, MLKP ile ilişkilendirilerek fezlekeye ve mütalaaya girmiş. Böyle hataların yapıldığı bir fezleke ve iddianame için benden özür dilenecek mi?” diye sordu. Tapelerde yer almayan ifadelerin de mütalaaya dahil edildiğini söyleyen Akdeniz, “Olmayan şeyler neden ceza talep edilen bir mütalaaya yazılıyor, bunu anlamıyorum. Aklıma sadece şu soru geliyor: Bir devlet vatandaşına tuzak kurar mı? Kurgusal suçlamalar nedeniyle mütalaa da ciddiyetini kaybetmiş bulunuyor” dedi.
Akdeniz devamında şunları söyledi:
“Suçlamaların ne kadar yersiz, ne kadar isabetsiz olduğunu bence mütalaa metni de biliyor. Bu ruh hissedebiliyor. Bu yüzden torbanın içine Gezi’den de bir şeyler kalsın, mahkeme heyeti üzerinde bir algı oluşturalım diye düşünüldü. Bir de Gezi döneminde o alanda bir televizyona yönelik orada da gazetecilik kapsamında bulunuyordum. Gazetecilik suç değildir. Bunu her yerde dile getiriyorum, dile getiriyoruz.
Benim bir siyasi partide başkanlık yapmış olmam mı suç, benim gazeteci olmam mı suç? Bunu düşünüyorum herhalde. Yani toplumun önünde bir siyasi parti başkanlığı yapmış bir gazeteci insan, böyle asılsız, mesnetsiz suçlamalarla ceza alırsa insanlar siyasetten soğuyacak, belki siyasette daha ileri gitmeyecek, başkan olamayacak. İletişim fakültesindeki genç arkadaşlarımız gazetecilik yapmaktan korkacak. Bu ülkenin demokrasisi için ciddi bir durumdur. Hepimizin çocukları için hukukun üstün olduğu bir düzende yaşamak gerekiyor.”
Akdeniz son sözünde, “Başından beri beraat edeceğime inanıyorum. Bir kez daha ve son kez beraatimi talep ediyorum” dedi. Mahkeme, gazeteci Ercüment Akdeniz’in “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) suçlamasıyla yargılandığı davada beraatine karar verdi.
Kaynak: Medyascope, MLSA.



