Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik baskılara karşı gazeteciler ve yurttaşlar, 29 Mart Pazar günü (bugün) Kadıköy’de bir araya geldi.
“Gazetecilere özgürlük” çağrısıyla düzenlenen eylem saat 14.00’te Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda başladı. Gazeteciler ve yurttaşlar Kadıköy Rıhtım'a yürümek istedi ancak polis barikat kurarak yürüyüşe izin vermedi. Yoğun yağış altında toplanan yurttaşlar “Özgür basın susturulamaz”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” ve “Basına değil, çetelere barikat” sloganları attı. Ayrıca tutuklu gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ’a destek verildi, tutuklu tüm gazetecilerin serbest bırakılması istendi.
Çok sayıda gazeteci, basın meslek örgütü ve yurttaşın katıldığı eylemde tutuklu gazeteci İsmail Arı’nın ailesi ve 6 Şubat depreminde 3 yakınını kaybeden Nurgül Göksu da gazeteci Arı için eylemdeydi.

Kitle, polis barikatları arasında sloganlar attı ardından basın açıklaması okundu. RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş de açıklama yaptı.
Gazeteciler cezaevinden mesaj gönderdi
Eylemde, tutuklu gazeteciler Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın mesajları okundu. BirGün'de yer alan habere göre gazetecilerin açıklamaları şu şekilde:
Silivri'de tutulan Merdan Yanardağ'ın mesajı şöyle:
"Türkiye gerici iktidar eliyle islamcı-faşist bir diktatörlüğe doğru sürüklenmek isteniyor. Bu amaçla her türden demokratik ve ilerici muhalefet ezilmeye, toplumun cumhuriyetçi direnişi kırılmaya, halkın eşitlik ve özgürlük mücadelesi bastırılmaya çalışılıyor. Yine bu amaçla halktan ve gerçekten yana gazetecilik yapan bağımsız medya kuruluşları susturulmak isteniyor.
Halkın haber alma ve doğru bilgiye ulaşma hakkını savunan, çalışmalarıyla bu hakkın gerçekleştirilmesini somut olarak ortaya koyan gazeteci ve yayıncılar zindanlara atılarak etkisizleştirmek hedefleniyor. Ancak başaramayacaklar. Beşinci sınıf bir kumpas ile Tele1’e el koyup beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalıştılar. Ardından Alican Uludağ arkadaşlarımızı düzmece bir suçlamayla tutukladılar. Son olarak arkadaşımız İsmail Arı, yalan ve iftira ile cezaevine konuldu. Acizliklerini sergiliyorlar.
Bu tablo bir korkuya işaret ediyor. Çok korkuyorlar. Bu, halka ve tarihe karşı suç işleyenlerin, demokrasi ve adalet çiğneyenlerin korkusudur. Hiçbir korkuya benzemediği gibi kaybetmelerini de durduramayacaktır. Çünkü tarihsel ve siyasal ömrünü dolduran ve tükenen iktidar yönetimini sürdürebilmek için öncelikle basın ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıramaya çalışıyor. Toplumsal tabanı çözülen iktidar, gerçeği görülmesini ve yürüttüğü algı yönetimine dayalı sanal hegemonyanın yıkılmasını önlemek istiyor. Cumhuriyeti büyük ölçüde imha etmesine karşın, kendi rejimini kuramıyor. Buna gücü, görgüsü, bilgisi yetmiyor. Çünkü halkın büyük kesimi; gazeteciler, aydınlar, gençlik ve emekçiler direniyor.
Durum böyle olunca gerici-faşist iktidar saldırganlaşıyor. Sola ve cumhuriyetçilere karşı hukuksuz, ahlaksız ve ölçüsüz bir imha operasyonu yürütülüyor. İran savaşının yol açtığı yıkıcı ve halk düşmanı ortamı fırsata çevirmeye, ABD emperyalizminden meşruiyet devşirmeye çalışıyor. Saldırgan ABD haydut devletini, bir kelime ile bile kınayamıyor. Timsah gözyaşı döküyor. Bu oyunu bozacağız. Bu ablukayı hep birlikte kıracağız. Bunun yolunun birleşik bir muhalefet cephesini örmekten geçtiğini unutmayacağız. Bağımsız ve özgür basını, halkın bilgiye ve gerçek habere ulaşma hakkını, gerçek gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz."

Alican Uludağ: Sonunda gazetecilik kazanacak
Silivri'de tutuklu bulunan Alican Uludağ'ın mesajı okundu:
"Türkiye’de bir gazetecinin tutuklanması yalnızca basına yönelik bir müdahale değildir. Asıl susturulmak istenen halkın kendisidir. Gazetecinin hapiste olması demek halkın gerçekleri öğrenememesi demektir. Yani halkın gözünün, kulaklarının, ağzının kapatılması demektir. Ses kısılan halkın kendisidir.
Bugün bize yapılanlar son yıllarda ülkede artan hukuksuzluklardan ayrı tutulamaz. Şuan seçilmiş belediye başkanları, avukatlar, insan hakları aktivistleri, öğrenciler, gazeteciler cezaevinde. Asıl hedef Türkiye'deki demokratik düzendir. Merdan Yanardağ'ın, İsmail Arı'nın tutuklanması da bu düzene karşı yapılan bir hukuksuzluktur.
20 Şubat'tan beri cezaevindeyim. Bir günde tutuklanmam için dosya hazırlayanlar günlerdir iddianameyi yazmıyor, yazmak istemiyor. Sonunda beraat edeceğim bir dosyada süreç geciktirilerek tutukluluk cezalandırmaya dönüştürülüyor. Bir günde soruşturma izni veren Adalet Bakanı Akın Gürlek 2 hafta geçti dava açılması için gereken kovuşturma iznini vermekten kaçıyor. Amaçlarının adalet değil susturma olduğunu açıkça gösteriyorlar.
Ama buradan ilan ediyorum. Dün nasıl gazetecilik yaptıysam yarın daha güçlü gazetecilik yapmayı sürdüreceğiz. Yolumuz Uğur Mumcu'nun yolu. İster mezar, ister cezaevi. Sonunda gazetecilik kazanacak. Halkımız için ödediğimiz bu bedel bizim için onurdur."
İsmail Arı: Beni cezaevinde tutanlar suç işliyor
Sincan Cezaevi'nde tutulan İsmail Arı'nın mesajı:
"Sadece gazetecilik yaptığım için cezaevinde tutuluyorum. Daha önce hakkımda yürütülen bir hukuksuz soruşturma kapsamında MASAK raporum ile HTS kaydım alındı. Ve hiçbir şey bulamadılar. Çünkü ben tertemizim. Bir şey bulamadıkları için de bayram günü, şehir dışında aile ziyaretindeyken gözaltına alıp beni tutukladılar. Hem de yatarı olmayan bir suçla!
Bayram günü beni gözaltına almak için Tokat’taki tüm akrabalarıma eş zamanlı jandarma ve polis gönderildi. Azılı bir suçluya operasyon düzenlenir gibi kendi halindeki insanların kapısına jandarma, polis dayandı! Peki ne için yapıldı bu? Gazeteci İsmail Arı’yı susturmak için. Son bir yıldır da açığımı aradıklarını, beni tutuklamak için bahane aradıklarını biliyordum. Ben gazeteciyim. Gazetecilik dışında da bir şey yapmadım. Haberlerim birilerini rahatsız etti diye cezaevine atıldım.
* Peki ben Fatmanur Çelik’in haberini yaptığım için mi tutuklandım? Yoksa ısrarla yolsuzlukların üzerine gittiğim için mi?
* Kesilen ağaçların haberini yaptım diye mi beni içeri attılar, yoksa diğer kent suçlarının mı?
* İstismara maruz bırakılan çocukların sesi oldum diye mi cezaevindeyim, yoksa depremzedelerin sesini duyurdum diye mi?
Beni cezaevinde tutanlar suç işliyor. Bu mücadeleyi büyütmenizi, gazetecilere sahip çıkmanızı rica ediyorum."



