Gazze: İnsan haklarının mezarlığı

“Gazze’nin, Filistin’in insan haklarının gömüldüğü bir mezarlık olmasına izin vermeyeceğiz.” Uzun ve çetin yıllar boyunca Filistinlilerin insan haklarını korumak ve soykırıma karşı çıkmak için yaptığı çalışmalarla bu yılki Hrant Dink Ödülleri’nde uluslararası ödülü alan Filistinli avukat ve aktivist Raji Sourani, ödül töreni sonrasında yapılan küçük bir toplantıda yukarıdaki cümleyi söylerken, bir gerçeği yalın bir şekilde dile getiriyordu. Gazze, artık bir “mezar”dı, Gazzelilerin inatla yaşadığı. Üçüncü yılına giren Hamas’ın 7 Eylül saldırılarından sonra İsrail, resmi rakamlara göre 74 bin Gazzeliyi katletti.
Sourani’den sonra, hiç görmediği Filistinli hemşerisi Atta Said Hasan Şevik de saldırıların üçüncü yıldönümünde BBC’ye şöyle diyordu: “Hayattayız ama koca bir mezarda yaşıyoruz.”
Gazze'nin Şucaiyye mahallesinden olan Atta Said Hasan Şevik oğlunu, kızını, kız kardeşini ve onun çocuklarını İsrail saldırılarında kaybettiğini anlatıyor. Aileden geriye kalanlar da Şevik ile birlikte İsrail’in zorlamasıyla bir oraya bir buraya gönderiliyor. Şevik, “Artık bir çözüm bulunmalı. Yıllardır pislik, rezillik içinde yaşıyoruz” diyor.
7 Ekim ve sonrası
Ahmet Atta Şevik ise bulundukları durumu, "Sefalet, eziyet, ıstırap ve acı” olarak yorumluyor.
"O gün şahit olduğumuz dehşeti, yıkımı ve ölümleri bir kez daha hatırlıyoruz" diyen Şevik, "Hayatlarımız tamamen mahvoldu" diyerek ailesinin tamamının öldürüldüğünü sözlerine ekliyor. Tüm ailenin tamamen yok olması normalmiş gibi, yaşamaya devam etmek zorunda olduklarını da.
Samira Abdullah Al-Wadiya için 7 Ekim, Gazze Şehri'nin Şucaiyye bölgesindeki evinden edildiği gün. "Savaşın başından beri oradan oraya sürüklendik. Yeniden yerimizden edilmeden önce 40 gün bile olduğumuz yerde kalamadık" diyor. Çocuklarının savaşta öldürüldüğünü anlatan Samira, yaşananların tam anlamıyla "dehşet" olduğunu ekliyor.
Gazze’de bir şekilde varılan barış anlaşması kağıt üzerinde duruyor ama İsrail hala öldürmeye ve Filistinlilerin “soyunu kırmaya” devam ediyor. İsrail’in Dışişleri Bakanı, dünyadan utanmadan, Filistinliler için “hayvan insanlar, yok edilmeleri gerekiyor” diyebiliyor, hastaneleri bombalıyor, suyu kesiyor, gıda geçişini engelleyerek Filistinlileri açlıkla terbiye etmeye çalışıyor. Ama “mezarlık” hâlâ hayata tutunuyor. Ölüm, yıkım, açlık ve insanlık dışı koşullar devam etse de.
Resmi rakamlar soğuktur, okursunuz geçersiniz. Ama bu sefer bir yakınınızı kaybettiğinizde duyduğunuz acıyı en azından kafanızdan geçirerek resmi rakamlara bakın: Uluslararası kuruluşların soykırım olarak nitelediği İsrail saldırılarından şimdiye kadar en az 74 bin Filistinli öldürüldü. Filistinli sağlık yetkililerine göre, ölü sayısı muhtemelen çok daha yüksek, binlerce kişi İsrail tarafından bombalanan evlerin, hastanelerin, okulların, pazarların altında kaldığı için sayı kesinleştirilemiyor.
Öte yandan İsrailliler, yaklaşık 1.200 kişinin öldürüldüğü ve 251 kişinin rehin alındığı Hamas öncülüğündeki 7 Ekim 2023 saldırısının üçüncü yılında kaybettiklerini anıyor. İsrail genelinde yapılan anma törenlerinin en öne çıkanı 378 kişinin öldürüldüğü ve 44 kişinin rehin alındığı Nova müzik festivalinin yapıldığı alandaki anma oldu. Kızı festivalde vurularak öldürülen Ahuva Yavin Mayze, "Burada yaşananlar korkunçtu" diyor. Ölüm acısı kimseyi es geçmiyor, aynı şekilde vuruyor.
Çocuklardan ne istiyorsunuz?
Resmi veriler yaşananları tam olarak yapıları yansıtmasa da, Gazze’den gelen rakamlar son derece can yakıcı ve İsrail’in ne kadar korkunç bir yok etme programı uyguladığını gözler önüne seriyor. İnsan Haklarını Koruma Merkezi’nin son rakamlarına göre İsrail'in Ekim 2023'te başlayan saldırılarından bu yana 21.745 çocuk öldürüldü. Hayatta kalan çocukların durumu da hiç iyi değil. 300 bin çocuk yetersiz beslenmeden mustarip. Yani bildiğiniz aç. Zaten bu süreç içinde 123 çocuk açlıktan hayatını kaybetti. Öldürülen çocukların 293'ü yeni doğandı, 1.000’den fazlası ise 1 yaşın altındaki bebeklerdi. İsrail saldırılarında üç yılda 46 bin çocuk yaralandı, 11 bin çocuk ise ampute edildi. Ailesinden ayrı düşen, bomba seslerinde uyuyamayan, hastane bulamayan, bulsa bile doktor ve ilacı temin edemeyen ya da otizmli çocuklar ise resmi rakamların içinde değil bile.
Haritadan silme operasyonu
İsrail’in saldırılarından etkilenenler sadece çocuklar değil. Yaşlılar, kadınlar, erkekler, engelliler, hayvanlar, toprak hepsi toptan etkileniyor. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu’nun son verilerine göre İsrail bombardımanlarla Gazze’nin yüzde 82’sini yerle bir etti. Son üç yılda İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki saldırılarında 134.422 bina tamamen yıkılırken, ateşkese rağmen defalarca yerinden edilen en az 1,65 milyon Filistinli kış öncesinde ağır bir barınma kriziyle karşı karşıya.
Şehrin altyapısının yüzde 90’ı tahrip edildi. Hane halklarının yüzde 70’i kişi başı günde sadece 6 litre suya erişebiliyor. Yani bu içme suyu bile yok demek. Gazze nüfusu bölgenin yüzde 40’ından azını kapsayan bir alana sıkıştırıldı. Ama Filistinliler unutulmuş değil, onbinler farklı ülke sokaklarında “Denizden nehire…” sloganları atıyor.
Gazeteciler.. Hâlâ isminiz anılıyor
Dünyanın birçok haber kurumuna Gazze’ye giriş izni verilmediği için üçüncü yıl dönümüne ilişkin haberler genellikle İsrail’deki anmalar üzerinden yapılıyor. Çünkü İsrail meslektaşlarımızı hedef gözeterek, bile isteye, öldürdü. Öldürmekle kalmadı, onların Hamas üyesi olduğunu da iddia etti.
Filistinli yetkililer ve gazetecilik örgütlerine göre, İsrail üç yılda 263 medya çalışanını öldürdü. Gazeteciler evlerini, iş yerlerini ve aile üyelerini kaybetti, ancak sevdiklerini toprağa verip haber yapmaya döndü. İsrail hapishanelerinde 50 gazeteci gözaltında, 23’ü tutuklu, üç gazeteci ise kayıp. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, 7 Eylül'de, Gazze'deki gazeteci ölümlerinin modern gazetecilik tarihindeki en yüksek sayı olduğunu belirtti: “Gazetecilerin beşte birinden fazlası öldürüldü.”
Haber yaparken öldürülen sevgili meslektaşlarım Samer Abu Daqqa, Enes El Şerif, Mairam Ebu Dakka ve Fatma Hassouna’nın anısına saygıyla… Hâlâ isminiz anılıyor.



