Hükümet programı Meclis'te onaylandı
"Gerçek Ermenistan" devletin tarifi olurken

25 Ağustos Salı günü 63 kabul, 24 ret oyuyla onaylanan Ermenistan hükümetinin 2026-2031 programı yaklaşık 90 sayfalık bir vaatler listesinden oluşuyor. Yıllık ortalama yüzde 6 büyüme, 125 bin yeni iş, 2.500 kilometre yol, 100 bin GPU eşdeğeri yapay zekâ kapasitesi, üç uydu. Ama metnin asıl önemi rakamlarda değil. Bu program, "Gerçek Ermenistan" fikrinin ilk kez bir parti ideolojisi olmaktan çıkıp devletin çalışma tarifine dönüşmesi anlamına geliyor.
Nitekim daha ilk sayfalarda hükümet, 7 Haziran seçimlerinde bu ideolojinin halkın onayını aldığını ilan ediyor ve 29 bin 743 kilometrekareyi devletin tek meşru coğrafi referansı olarak tanımlıyor. Geçen yıl kurultay programı için yazdığım yazıyı "Gerçek Ermenistan bir ideoloji midir, yoksa zorlu bir imtihanın adı mı?" sorusuyla bitirmiştim. Cevabın bir kısmını artık biliyoruz. Paşinyan onu bir seçim sloganı olarak değil, Dördüncü Cumhuriyetin kurucu doktrini olarak görüyor.
Programın en tutarlı tarafı da burada. Dış politika, güvenlik, ekonomi, eğitim, vatandaşlık ve yapay zekâ birbirinden kopuk bölümler değil; aynı devlet hayalinin parçaları. Güvenlik bölümünde "barış, güvenliğin tek etkin ve güvenilir garantisidir" deniyor, ordu ise diplomasi işlemediğinde devreye girecek bir "yedek araç" olarak tarif ediliyor. Daha önemlisi, Silahlı Kuvvetlerin uluslararası barış gücü görevleri dışında tanınmış sınırların ötesinde kullanılamayacağı açıkça yazılmış. Karabağ sonrası devlet aklındaki kırılmanın bundan daha çıplak bir cümlesini bulmak zor.
“Türkiye” başlığında neler var?
Aynı mantık dışarıda ve içeride de sürüyor. "Rusya mı Batı mı" ikiliği değil "dengeli ve dengeleyici" model vurgulanıyor. AB ile vize serbestisi, ABD ile TRIPP, Rusya ile "dönüşen ortaklık" aynı tablonun içinde işlenmiş. Türkiye başlığı ise ilk kez bu kadar somut. Diplomatik ilişki, sınırın açılması, en az iki modern geçiş noktası, ulaştırma-enerji-dijital altyapının yeniden bağlanması açıkça belirlenmiş. Egemenlik artık yalnız sınır koruma kabiliyetiyle değil; enerji üretme, veri işleme, mal satma ve farklı pazarlara ulaşma kapasitesiyle ölçülüyor. Geçen yazımda "Barış Kavşağının bir yanında raylar varsa öteki yanında veri olacak" demiştim; program bu benzetmeyi neredeyse resmi politikaya çevirmiş.
“İkamete” bağlanan vatandaşlık
Program yalnız ekonomiyi ve güvenliği değil, vatandaşın devletle kuracağı duygusal ilişkiyi de tarif ediyor. Eğitimin "devlet merkezli bir sosyo-psikoloji" oluşturması gerektiği, vatandaşın devleti sevmesi ve ona güvenmesi gerektiği yazılıyor. Önceki parti programında başlayan çizgi sürdürülerek vatanseverlik hamasetten çıkarılıp vergi ödemeye, kurumlara güvenmeye ve refah üretmeye indirgeniyor. Vatandaşlık ise etnik kökenden çok ikamete ve Ermenistan'ın kişinin "hayati çıkarlarının merkezi" olmasına bağlanıyor ki bu, diasporadan gelen biri için de geçerli.
Katolikos seçimi
En dikkat çekici bölümlerden biri "ruhani güvenlik" başlığı. Hükümet, Ermeni Apostolik Kilisesi'nin reformunu bir devlet politikası hâline getiriyor. Kilisenin fiilî başının görevden uzaklaştırılmasından yeni bir tüzüğe ve yeni Katolikos seçimine kadar süreci tarif ediyor. Ancak Kilisenin siyasallaşmasına itiraz etmek başka, devletin kilisenin başına kimin geleceğini programına yazması başka şey.
Aynı soru yeni Anayasa için de geçerli. Program, Anayasayı halkın ortak siyasi sözleşmesi olarak tanımlıyor ve taslağın geniş bir kamuoyu ve uzman tartışmasına açılacağını söylüyor. Doğru bir yaklaşım olmakla beraber, yeni Anayasa taslağının referanduma götürülebilmesi için Mecliste 70 oy gerektiğinden metin de temkinli. "Referandum yapılacak" demiyor, "referanduma götürmek için adımlar atılacak" diyor. Asıl mesele ise seçim sonucunu daha ilk sayfada "Gerçek Ermenistan ideolojisinin halk tarafından onaylanması" olarak kabul ederseniz, açacağınız tartışmanın ne kadar açık uçlu olabileceği haklı olarak sorulabilir.
Ve metnin dışında unutulmaması gereken bir gerçeklik var. Program 63 kabul, 24 ret oyuyla onaylanırken aynı saatlerde eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan, Yolsuzlukla Mücadele Komitesi'ndeydi, büyük oğlu Sedrak ise iki ay süreyle tutuklandı. Gözaltı, diğer oğlu Levon Koçaryan'ın Mecliste program görüşülürken Paşinyan'la aralarında geçen tartışmanın ertesi günü geldi. Bu haliyle program, henüz kendisi tamamlanmamış bir Meclisten geçti.
Bununla birlikte 2026-2031 programını Paşinyan döneminin en bütünlüklü devlet tasarımı olarak görüyorum. Hedefleri ölçülebilir ve savaş sonrası Ermenistan'ın ne olmak istediğine açık bir cevap veriyor. Ama tam da bu bütünlük nedeniyle sınavı ağır. "Gerçek Ermenistan" yalnız iktidarın Ermenistan'ı olarak kalırsa, Dördüncü Cumhuriyet bir dönem adı olur. Muhalifinin, Kilisenin, diasporanın ve kendisine oy vermeyenin de yaşayabileceği ortak bir devlet yaratabilirse, o zaman gerçekten yeni bir Cumhuriyetten söz etmeye başlayabiliriz.


