“Almancılar,” göçün 65. yıl dönümünde, Berlin’in önemli kültür kurumlarından Maxim Gorki Tiyatrosu’nun "Aşk, Mark ve Ölüm" sergisiyle İstanbul’a geri dönüyor. Tiyatro tarafından iki yılda bir düzenlenen Berliner Herbstsalon adlı festivalin yedinci ve son edisyonundan (2025) yapılan tematik bir seçki Depo’da izleyiciyle buluşuyor.
"Aşk, Mark ve Ölüm", Yeni Alman Dalgası olarak anılan müzik akımının temsilcilerinden Ideal’in 1982’de yayımlanan bir şarkısı. Grup, geleceğin Almanya’sının kimler olmaksızın varlığını sürdüremeyecek olduğunu daha o zamanlar fark etmişti. Şarkı sözleri için Aras Ören’e başvuruldu. Ören, 1982’de yazdığı Aşk, Mark ve Ölüm başlıklı şiirinde göçmenlerin Almanya’daki yaşam hakkında duydukları hayal kırıklığını anlattı. O dönem hızla yayılmaya başlayan yabancı düşmanlığı, medya ve siyasette yürütülen ırkçı tartışmalardan da besleniyordu.
Ören şiirini şu dizelerle bitiriyordu:
“Ağla tepin bağır çağır
Alçak sesle yüksek sesle
Her yan duvar her yan sağır
Ölüm ucuz gelir bize”
Cem Kaya’nın belgeseline de adını veren sergi
Aşk, Mark ve Ölüm aynı zamanda Cem Kaya’nın Türkiyeli göçmenlerin müzik tarihi üzerine çektiği çok ödüllü belgesel filminin de adı. Yönetmen, film için DJ ikilisi Ayata/Kullukçu’nun Songs of Gastarbeiter adlı derleme albümünden esinlendi.
İkilinin bir araya gelmesine ise, 2011 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan işgücü anlaşmasının 50. yıl dönümünü, sanat yönetmenliğini Shermin Langhoff’un yaptığı Ballhaus Naunynstrasse’de kutlayan Almancı – 50 Jahre Scheinehe (Almancı – 50 Yıllık Sahte Evlilik) adlı festival vesile olmuştu.

“Aşk, Mark ve Ölüm I”: Stresemannstrasse 30’daki kadın işçiler
Serginin ilk bölümü, Melek Konukman-Tulgan, Filiz Taşkın, Serpil Yeter ve Gülsün Karamustafa’nın eserleri dışında belgesel bir niteliğe sahip. Geniş çaplı bir araştırmaya dayanan bu bölüm, Telefunken firmasının Berlin’de Stresemannstrasse 30 adresinde “misafir kadın işçiler” için tahsis ettiği yurdun sakinlerine odaklanıyor.
Emine Sevgi Özdamar’ın eserleri bu konuda önemli bir rol oynuyor. 1946 yılında Malatya’da doğan ve İstanbul ile Bursa’da büyüyen Özdamar, 1965 yılında Stresemannstrasse 30’a yerleşti. Telefunken’deki işi ile tiyatroya ve sömürü ile baskının olmadığı bir dünyaya duyduğu özlemin damga vurduğu yurttaki hayatını, 1998’de yayımlanan ve Berlin üçlemesinin ilk kitabı olan Die Brücke vom Goldenen Horn’da anlattı.
Roman kahramanlarından biri İstanbul’dan Berlin’e yaptığı uzun yolculukta şöyle der:
“Bu nasıl bitmek bilmez bir yol.”
Sergi metnine göre bu yolculuk bugün hâlâ bitmiş değil. Bir zamanlar çok yakın gibi görünen daha iyi bir dünya hayali giderek ulaşılmaz bir hale geliyor.
Üçlemenin ikinci kitabı Seltsame Sterne starren zur Erde’nda ise yazar şöyle diyor:
“Konuştuğum dilde mutsuzum. Kelimeler hasta. Sözcüklerimin bir sanatoryuma ihtiyacı var. Tekrar şifaya kavuşması için ne kadar zamana ihtiyacı vardır bir kelimenin? Yabancı ülkelerde insan anadilini yitirir derler. İnsan kendi ülkesinde de anadilini yitiremez mi?’’
“Kelimeleri iyileştirme çabası”
Sergi metninde, bu cümlelerin bir zamanlar Almanya için de geçerli olduğu belirtiliyor. İnsanların, Üçüncü Reich’ın diliyle kendi anadillerini zehirleyen ebeveynlerinden, büyükanne ve büyükbabalarından utandıkları zamanlara işaret ediliyor.
Emine Sevgi Özdamar’ın “kelimeleri iyileştirmek” için Berliner Ensemble’a gittiği aktarılırken, Stresemannstrasse işçi yurdunu bir buçuk yıl yöneten Nuran Oktar ve Vasıf Öngören’in de Berlin’e tiyatro için geldiği hatırlatılıyor.
Metinde şu ifadeler yer alıyor:
“Kelimeleri iyileştirme çabası, tiyatronun da hayat damarlarından biridir. Bunu hiç kimse tek başına kotaramaz; hele bir ‘ulus’ asla. Çünkü uluslar başka insanlara, başka dillere muhtaçtır.”
İkinci bölümde Almanya’yı tartışan sanatçılar
Serginin ikinci bölümünde ise özellikle video çalışmaları, yazılı metin ve heykellerden oluşan eserleriyle yaşam öykülerinden esinlenerek Almanya’yı tartışan sanatçılar yer alıyor.
Bu bölümde eserleri bulunan isimler şöyle:
Nevin Aladağ, Züli Aladağ, Cana Bilir-Meier, Zühal Bilir-Meier, Ahu Dural, Semra Ertan, Harun Farocki ve Antje Ehmann, Daniel Knorr, Hakan Savaş Mican, Ersan Mondtag, İrfan Önürmen, Emine Sevgi Özdamar, Ülkü Süngün ve Želimir Žilnik.
Film programında ise Özlem Sarıyıldız, Isa Andreu, Hannelore Schäfer, Detlef Zuther, Andrea Schmidt ve Uwe Gawron yer alıyor.
Kamusal Program
8 Mayıs Cuma
18:00 "Aşk, Mark ve Ölüm" Açılışı ve Nihan Devecioğlu ile Müzik Dinletisi
19:30 Emine Sevgi Özdamar ile Okuma ve Söyleşi. Moderatör: Olcay Akyıldız (Türkçe)
9 Mayıs Cumartesi
Sahneden Perdeye: Tiyatro Filmleri Gösterimi ve Söyleşiler
16:00 Cinler (Dschinns, 2023) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacı: Nurkan Erpulat. Moderatör: Selin Tunç (Türkçe)
19:30 Almanya Masalımız (Our German Fairytale, 2024) (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
Konuşmacılar: Dinçer Güçyeter ve Hakan Savaş Mican (Türkçe)
10 Mayıs Pazar
17:00 Cana Bilir-Meier ile Söyleşi. Moderatör: Erden Kosova (Türkçe ve İngilizce)
15 Mayıs Cuma
19:00 Göç, Emek ve Toplumsal Cinsiyet: Almanya’ya Giden İlk Kuşak Kadın İşçiler
Sunum: Ayfer Bartu. Moderatör: Hülya Karcı (Türkçe)
16 Mayıs Cumartesi
17:30 Sema Poyraz Filmleri Gösterimi ve Yönetmenle Söyleşi. Moderatör: Tunçay Kulaoğlu (Türkçe)
Die Türhüter, 1988, 17’, Fremd. Yaban., 2007, 18’. (Almanca; Türkçe ve İngilizce altyazılı)
19:00 Stresemannstrasse Kadın İşçi Yurdu Sakinleri Mevhibe Çetin, Nuran Dirlikli, Aysel Göksu ve Sabahat Tezyel ile Söyleşi. Moderatörler: Hülya Karcı ve Mürtüz Yolcu (Türkçe)
27 Haziran Cumartesi
19:00 Kapanış Filmi ve Söyleşi
Aşk, Mark ve Ölüm (2022) (Türkçe ve Almanca; İngilizce altyazılı)
Cem Kaya ve Ekim Zafer Acun (Şokopop) ile Söyleşi. Moderatör: Çiğdem Özdemir (Türkçe)
Küratör Shermin Langhoff Sergi Tasarımı Alice Faucher Küratöryel Asistan Maral Müdok Sanat Yönetmeni Asistanı Thalia Hertel Araştırma Ekibi Hülya Karcı, Erden Kosova, Tunçay Kulaoğlu, Maral Müdok ve Mürtüz Yolcu Prodüksiyon Ece Tufan Prodüksiyon Yardımcısı Marta Stein Koordinasyon Çiğdem Özdemir Film Koordinasyonu Gari Vanisian Sergi Tasarım Asistanları Martha Bamberg ve Ruby Wisdom



