Hatay Dörtyol’daki tarihi Ermeni Kilisesi harap halde

Çok kültürlü tarihi ve zengin arkeolojik geçmişiyle bilinen Hatay’ın Dörtyol ilçesi, Özerli Mahallesi sınırları içerisinde kaderine terk edilmiş bir tarihi mirası barındırıyor. Değirmen Caddesi üzerinde, 36°49'25.8"N 36°13'49.7"E coğrafi koordinatlarında yer alan ve mülkiyet durumu belirsizliğini koruyan tarihi Ermeni kilise kalıntısı, zamana, doğa şartlarına ve insan eliyle yaratılan tahribata karşı direnmeye çalışıyor.
Yapının resmi tescil adı henüz netleşmemiş olsa da, tarihi arşiv belgeleri buranın muazzam ve canlı geçmişini gözler önüne seriyor. Her ne kadar günümüzde ismi tam olarak tescillenmemiş olsa da İstanbul Ermeni Patrikhane kayıtlarına göre bu yapının, 1877’de Özerli köyünde inşa edilen Surp Krikor Lusavoriç Kilisesi olabileceği tahmin ediliyor. S. Eprigyan’ın Tarihi Metinler kayıtlarına göre o dönem Özerli, 300 haneli son derece canlı bir yerleşimdi (250 hane Ermeni, 50 hane Müslüman). Buradaki Ermenilerin günlük yaşamda Türkçe konuştuğu belirtilirken; köyde "Diramayr" (Meryem Ana) adlı güzel bir kilise, bir okul, çarşı, geniş bahçeler ve tütün rejisi binası bulunuyordu. Hatta yaz aylarında Payas Kaymakamlığı bile idari merkez olarak bu serin ve gelişmiş köye taşınıyordu. Böyle köklü bir idari, ekonomik ve kültürel geçmişe tanıklık etmiş olan yapının bugünkü durumu ise ne yazık ki tam bir tezat oluşturuyor.
Garen Taşçı’nın ziyaret ettiği ve fotoğrafladığı bu tarihi yapı ve alanda yapılan incelemelerden elde edilen verilere göre; orijinal tavanının çökmesi üzerine derme çatma ahşap bir çatı ve kiremitle kapatılan, pencereleri beton briketlerle örülen yapının ana girişindeki tarihi kitabesi de ne yazık ki sökülmüş durumda. Korumasız bırakılan ve zemini tamamen toprakla dolan bu tarihi kilise kalıntısı, geçmişten bugüne bir samanlık veya ahır olarak kullanılmış. Yöre halkının ve çevre sakinlerinin aktardığı tanıklıklar da binanın uzun yıllar boyunca keçi barınağı olarak kullanıldığını ve yapısal bütünlüğünün bu süreçte ciddi zarar gördüğünü açıkça ortaya koymakta.
Kültür mirası mı, yoksa sadece bir "Harap Bina" mı?
Yapının hiçbir zaman koruma altına alınamamasının önündeki en katı yasal ve bürokratik engelin ise mülkiyet durumu olduğu tahmin ediliyor. Resmi tapu ve kadastro kayıtlarında mülkün cinsinin bir inanç merkezi veya tarihi eser yerine doğrudan "Harap Bina ve Arsası" olarak tescil edilmiş olması, yapının muhtemelen şahıs mülkiyetinde (özel tapulu) bulunduğuna işaret ediyor. Türkiye’deki kültür varlıklarını koruma mevzuatına göre, özel mülk statüsündeki bu tür tescilsiz veya tescil süreci tıkanmış yapılar, kamulaştırma bütçesi yetersizliği ve mülkiyet dokunulmazlığı gibi yasal duvarlar nedeniyle devlet eliyle koruma altına alınamıyor, yerel yönetimler tarafından restore edilemiyor.
Pencereleri briketle kapatılmış, duvarları sprey boyalarla tahrif edilmiş ve içi keçi barınağına dönüştürülmüş bu yapı Hatay'ın çok katmanlı tarihi hafızasının bir sessiz bir tanığıdır. Tavanı çürüyen ve çatısı korumasız bırakılan bu yapı, Dörtyol'un tarih sahnesinden tamamen silinen bir başka kayıp ortak kültür mirasımızdır.


