DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Hatimoğulları, ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası başlayan sürecin ağır yıkıma yol açtığını ifade etti. Hatimoğulları, iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladıklarını ancak İslamabad’daki görüşmelerden sonuç çıkmamasının endişe verici olduğunu dile getirdi.
Hatimoğulları, başta Selahattin Demirtaş ve Ekrem İmamoğlu olmak üzere tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
1 Mayıs’a ilişkin mesaj veren Hatimoğulları, tüm kesimleri Taksim’de buluşmaya davet ederek, “Taksim 1 Mayıs’a açılmalıdır” dedi.
Hatimoğulları'nın açıklamalarından satır başları şöyle:
"Yıllardır beklenen adaletin yerini bulması için hakikaten önemli bir adım atıldı. Gerçekler yıllardır karanlıkta tutuluyor. Bu karanlığı kim büyüttü? Kim korudu bugüne kadar? Bunların hepsinin hesap vermesi lazım.
Aynı soruşturmanın Rojin Kabaiş için yapılması da son derece önemli. Rojin'e ne oldu? Kimler ve neden korunuyor? Rojin'in akıbetinin açığa çıkmaması için kim ve neden korunuyor? Neler saklanıyor? Bütün bunların açığa çıkması lazım.
Tarih 14 Nisan 1988. Irak'ta Kürtlere yönelik bir katliamın, Enfal'in yıl dönümü. İnsanlığın sustuğu, tarihin utançla mühürlendiği bir gün. Kürt halkını tarih sahnesinden silmeyi hedefleyen sistematik bir katliamla karşı karşıya kaldık.
Dünya unutsa da biz bu acıyı unutmuyor, unutturmuyoruz. Öfkemiz de yasımız da adalet talebimiz de hâlâ diridir. Türkiye, Kürt halkının acısını paylaştığını Enfal'i resmen tanıyarak gösterebilir. Bu nedenle her yıl olduğu gibi bugün de Meclis'e kanun teklifi verdik.
41 gün boyunca İran kentlerine ve Ortadoğu'nun merkezlerine uçaklardan, dronlardan ve balistik füzelerden ölüm yağdı. Bunun sonucu binlerce sivilin yaşamını yitirmesi, yıkım, yoksulluk ve derin acı oldu. Kan ve barut kokusu altında varılan iki haftalık ateşkesi bu nedenle memnuniyetle karşıladık.
Lübnan cephesi başlıklarında düğümler çözülmedi
Ancak hafta sonu, görüşmelerin sürdüğü İslamabad'dan çok da olumlu haberler gelmedi. ABD ve İran heyetleri, ‘uzlaşamadık’ diyerek masadan kalktı. Nükleer taahhütler, Hürmüz Boğazı ve Lübnan cephesi başlıklarında düğümler çözülmedi, yeni bir müzakere takvimi de belirlenemedi.
İran rejimine gelince, dış müdahaleye zemin hazırlayan iç baskıyı artırma hatasında ısrar etmek yalnızca daha büyük zararlar doğurur. Nitekim ateşkesin başladığı anda kitlesel gözaltılar devreye girdi, başta Kürtler ve kadınlar olmak üzere muhaliflere yönelik idam kararları gündeme alındı. Emperyalizme ve savaşa karşı durduğunu söyleyen, ancak kendi halkına zulmeden yönetimler meşruluğunu kaybeder. Derin bir devlet tarihine sahip olan İran bunu iyi bilir, bilmelidir.
Bizler DEM Parti olarak, ülkemizde olduğu gibi bölgede de halklar için barışı, eşit yurttaşlığı, demokrasiyi ve özgürlükleri haykırmaya devam edeceğiz. ‘Savaşa hayır’ demeyi sürdüreceğiz.
Mehmet Türkmen işçi ölmesin diyor, tutuklanıyor. Esra Işık yaşam alanlarını savunuyor, tutuklanıyor. Başaran Aksu holding talanına yeter diyor, holding emrediyor, Başaran Aksu tutuklanıyor. Mehmet Türkmen'e, Esra Işık'a, Başaran Aksu'ya ve onu savunduğu için tutuklanan Doğukan Akan'a buradan selam ve sevgilerimizi gönderiyorum. Sizler yalnız değilsiniz.
Dünyada artan ırkçı, faşist, otoriter, erkek egemen ve doğa düşmanı rejimler halkları ezim ezim eziyor. Savaş ve çatışmalar yalnızca Ortadoğu ile sınırlı kalmıyor, Avrupa kıtası dahil birçok yere yayılıyor. Bu tabloda Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik, enerji, ekoloji ve demokrasi krizini de az önce ifade ettiğim çerçevede derinlemesine değerlendirdik.
Net olan şudu;, işsizlik, yoksulluk, aşırı pahalılık ve ücretlerin düşüklüğü yurttaşın belini kırmış durumda.
Aleviler varlıklarının tanınmasını istiyor
Milyonlarca Kürt ve dostları, bu ülkenin hak ve vicdan sahibi yurttaşları, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyor. Milyonlarca yurttaş, seçilmişlerin, Ekrem İmamoğlu'nun, Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Can Atalay'ın haksız ve hukuksuz biçimde hapiste tutulduğuna inanıyor ve serbest bırakılmalarını talep ediyor. Aleviler, inançlarının Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kenar süsü olmasını değil, inançlarının kabulünü, cemevlerinin ibadethane sayılmasını ve en önemlisi eşit yurttaşlık hakkı temelinde haklarının ve varlıklarının tanınmasını istiyor.
1 Mayıs’ta dayanışmayı büyüteceğiz
Önümüz 1 Mayıs. İşçi sömürüsüne ve iş cinayetlerine, doğa talanına, kadına yönelik şiddete, Kürtlere reva görülen haksızlığa, Alevilere dayatılan kimliksizliğe, doğayı savunan ekolojistlere yönelik zulme ve LGBTİ+'ların yok sayılmasına karşı hepimizin bir arada duracağı, dayanışmayı büyüteceği bir gündeyiz. 2026 1 Mayıs'ı, savaş tamtamlarının gürültüsünde, açlık oyunlarının pençesinde, katliam tehditlerinin eşiğinde hepimiz için açılan bir umut penceresidir.
1 Mayıs, evine ekmek götürmek için sabah akşam fabrikalarda, tarlalarda, madenlerde, işyerlerinde, market kasalarında, depolarda, ofislerde ve daha nice işkolunda güvencesiz, geleceksiz, sendikasız çalışanların, emeklilerin eşitlik çağrısıdır. Bu çağrı İstanbul'undur, Ankara'nın, İzmir'in, Amed'in, Van'ın, Batman'ındır. 1 Mayıs, dayanışma ve mücadele günüdür.
Zafer için bir adım atmak üzere eş genel başkanlar olarak bizler, MYK üyelerimiz, vekillerimiz ve tüm örgütlerimizle 1 Mayıs alanlarında olacağız. Bütün ezilenleri, kendi sözüyle, rengiyle, bareti ve flamasıyla yan yana durduğu Taksim 1 Mayıs'ında buluşmaya davet ediyoruz. Son olarak iktidarı Taksim sendromundan kurtulmaya çağırıyoruz. 1 Mayıs'ı işçilere ve ezilenlere açmak toplumsal barış için büyük bir adımdır. Taksim 1 Mayıs'a açılmalıdır. Yaşasın 1 Mayıs, bijî yek gulan."



