“Herkes anadilinde hayal kurabilmeli”
1999’da Bangladeş’in girişimiyle UNESCO Genel Konferansı'nda kabul edilen ve 2000 yılından beri dünya çapında kutlanan Uluslararası Anadil Günü, Türkiye açısından da önemini koruyor.
“Giderek daha fazla dilin yok olmasıyla dil çeşitliliği giderek daha fazla tehdit altında” diyen UNESCO’nun verilerine göre, dünya çapında nüfusun yüzde 40'ı konuştuğu veya anladığı bir dilde eğitim alma olanağına sahip değil. Bununla birlikte, özellikle erken okul döneminde çok dilli eğitimin önemine dair artan farkındalıkla bu alanda ilerleme kaydediliyor.
Türkiye’de 2019’da akademisyenler, hak savunucuları ve sivil toplum aktörleri tarafından kurulan, dilsel çoğulluğu savunan DHİBRA, kolektif bir ağ olarak çalışıyor. Tüm dillerin eşitliğini savunan, diller arası hiyerarşiyi reddeden ve anadili hakkını devredilemez bir insan hakkı olarak kabul eden DHİBRA, her yıl olduğu gibi 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nde çok dilli bildirisini yayımladı. Bu yılki bildiri 26 dile çevrildi ve 165 sivil toplum kuruluşu tarafından imzalandı.
Anadili Günü’nü kutlamak için Türkiye çapında farklı şehirlerde sempozyumlar, paneller düzenlenecek. 21 Şubat’ta Değirmenlik Belediyesi’nde Sevan Ataoğlu, Ayhan Erkmen ve Halil Karapaşaoğlu’nun katılacağı “Dünya Anadil Günü” paneli düzenlenecek. Aynı gün Ankara’da Eğitim–Sen, bu yıl üçüncü kez Uluslararası Katılımlı Anadili Sempozyumu’nu düzenleyecek. Ankara Türkiye Barolar Birliği’nde gerçekleşecek sempozyumda, “Çok Dilli Eğitim Uygulamalarından Örnekler” başlığı altında Agos gazetesi Ermenice Sayfalar Sorumlusu Pakrat Estukyan da konuşmacı olacak.
Çocuklar anadillerinde hayal kursun
“Anadili haktır, susturmak adaletsizliktir” diyen Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı’nın açıklamasında öne çıkan noktalar şöyle:
“Anadili hakkı, temel, devredilemez ve müzakere edilemez bir insan hakkıdır.
Bu hakkın korunması, sadece kültürel bir mesele değildir; dilsel adalet ve eşit yurttaşlık için zorunludur.
Anadili hakkının önündeki politik, ekonomik ve idari engeller kaldırılmadıkça adaletten söz edilemez. Barış içinde yaşamanın garantisi, çokdilli bir toplumda eşit haklara sahip olmaktır.
Bugüne kadar uygulanan tekdilli asimilasyon politikaları nedeniyle dilsel çoğulluk, bertaraf edilmesi gereken bir 'tehlike' olarak görüldü ve gösterildi. Oysa bir dil sustuğunda yalnızca kelimelerini değil; acılarını, sevinçlerini, masallarını ve dünyaya bıraktığı izleri de beraberinde götürür.
Dil yalnızca kültürün taşıyıcısı değil; tarihsel olarak inkâr edilmiş kimliklerin, bastırılmış var olma biçimlerinin, susturulmuş seslerin ifade alanıdır.
Eğitim ve kültür politikaları, tüm dillerin ortak değerimiz olduğu ilkesiyle belirlenmelidir. Çocukların anadillerinde düşünebileceği, hayal kurabileceği ve okul öncesinden üniversiteye kadar her kademede anadillerinde eğitim görebileceği siyasal ve toplumsal yapıyı inşa etmek, hepimizin gecikmiş sorumluluğudur.
Dillerimizin yaşatılması, geliştirilmesi ve kamusal hizmetlerde eşit, erişilebilir ve görünür biçimde yer alması için devletin ve tüm kamu kurumlarının gerekli adımları atması bir lütuf değil, tarihsel bir yükümlülüktür.
Dil Hakları İzleme, Belgeleme ve Raporlama Ağı (DHİBRA) bileşenleri olarak, tüm anadillerinin korunması, yaşatılması ve canlandırılması çağrımızı yineliyoruz. Tüm halkların Dünya Anadili Günü kutlu olsun!”
Ayrıca Ağ, öncelikli taleplerini de sıraladı:
- · Öncelikle, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne konulan çekinceler hemen kaldırılmalı.
- · Anayasanın 42. maddesi başta olmak üzere, Türkçe dışındaki dillerde eğitimi yasaklayan veya fiilen engelleyen tüm yasal düzenlemeler kaldırılmalı.
- · Türkçe dışındaki dillerin gelişiminin desteklenmesi amacıyla, anadilinde eğitim, bilimsel üretim ve sanatsal faaliyetler için kamu bütçesinden düzenli kaynak ayrılmalı.
- · Türkçe dışındaki anadillerinin yaşaması ve canlandırılması için yeterli olmasa da toplumsal-siyasal kabulü ve gelişimi bağlamında önemli kazanım olan mevcut "Yaşayan Diller ve Lehçeler" seçmeli derslerinin etkin ve sürdürülebilir şekilde uygulanmasının önündeki idari ve bürokratik engeller kaldırılmalı.

