Hrant Dink cinayeti davasında adalet arayışı sürüyor
Gazetemizin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesi ile ilgili hukuki süreçte tetikçi Ogün Samast ve çevresindeki ekip yakalanıp yargı önüne çıkarılsa da cinayetin perde arkası, aradan geçen 19 yıla rağmen hâlâ aralanamadı. Cinayetle ilgili olarak çok sayıda kamu görevlisinin yargılanmasına 2016'da başlanmıştı. 2021'de mahkemenin kararını açıkladığı ve bazı sanıklara ceza verdiği davada Dink ailesi avukatları taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle İstinaf’a başvurdu, ancak İstinaf Mahkemesi bu talepleri kabul etmedi. Dink ailesi avukatları bu kez Yargıtay’a başvurdular. Yargıtay avukatların taleplerini kabul etmezken bazı sanıklar açısından ise kararı bozdu. Dink Ailesi avukatları taleplerinin karşılanması amacıyla bu kez Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Dolayısıyla ana dava şu an Anayasa Mahkemesi önünde. Tetikçi Ogün Samast ise 2023'te tahliye edildi. Samast hakkında daha önce savcılık tarafından bu yönde suç duyurusunda bulunulmasına rağmen ancak tahliyesi sonrasındaki tepkilerin ardından “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” maddesinden dava açıldı, ancak bu dava da zaman aşımından düştü. Diğer sanıklar hakkında süren yan davalarda da Dink ailesi avukatları adalet arayışını sürdürüyor. Kemal Kerinçsiz, Veli Küçük gibi Hrant Dink’in hedef gösterilmesi sürecinde rol oynayan bazı isimler hakkında ise avukatların suç duyurularına rağmen hiç mesafe alınamadı. Dink ailesi avukatları bu süreçle ilgili olarak ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmuş durumda. Dink ailesi avukatlarından Hülya Deveci hukuki açıdan gelinen durumu Agos için özetledi.
Kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyası, hakkında beraat ve düşme kararları verilen sanıklar yönünden Anayasa Mahkemesi önünde:
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyası olan 2016/32 E. sayılı dava dosyasında 26.03.2021 tarihinde karar vermişti. Mahkeme, cinayeti önlemede ve Hrant Dink’i korumayarak öldürülmesine yol açmada sorumluluğu bulunan kişilerden FETÖ ile bağlantılı olduğunu düşündüğü sanıklara ceza verirken, bu örgütle bağlantısının olmadığını düşündüğü, aralarında Celalettin Cerrah, Ahmet İlhan Güler, Reşat Altay, Engin Dinç, Ercan Demir, Muhittin Zenit, Sabri Uzun, Metin Yıldız, Cevat Eser, Ünsal Gürel, Hüseyin Yılmaz, Ergün Yorulmaz ile Hacı Ömer Ünalır’ın da olduğu bazı sanıklar hakkında ise beraat ve düşme kararı vermişti.
Bu karara karşı müdahil vekilleri tarafından 03.09.2021 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay’a itirazda bulunuldu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından 28.04.2022 tarihinde bir kısım istinaf başvurularının esastan reddine karar verildi, temyize tabi hükümler yönünden yapılan başvuru üzerine de dosya Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderildi.
Müdahil vekilleri olarak tarafımızdan İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 2.Ceza Dairesi’nin 28.04.2022 tarihli kararına karşı da 30.05.2022 tarihinde kararın bozulması için Yargıtay’a temyiz dilekçesi gönderilmişti.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 21.06.2023 tarihinde, itirazlarımızın hiçbirini dikkate almadan ve değerlendirmeden yerel mahkemenin verdiği beraat ve düşme kararlarının onanmasına, bir kısım sanık hakkında da mahkeme kararının bozulmasına karar verdi ve dosya tekrar İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 21.06.2023 tarihinde verdiği karara karşı ise müdahil vekilleri olarak 24.07.2023 tarihinde “hakkında beraat ve düşme kararı verilen sanıklar açısından etkin soruşturma ve kovuşturma yapılmaması ve böylece Hrant Dink’in yaşam hakkının ihlal edildiği” belirtilerek Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptık. Mahkeme tarafından bu tarih itibariyle henüz bir karar verilmedi.
Kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyasının Yargıtay tarafından hakkında bozma kararı verilen sanıkları yönünden devam eden dava dosyası:
Kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyasında verilen karar, Yargıtay tarafından bir kısım sanıklar hakkında bozularak tekrar İst. 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiş ve 2023/93 esas numaralı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmişti. Hakkında bozma kararı verilen ve yargılaması devam eden sanıklar; Ali Öz, Bekir Yokuş, Faruk Sarı, Gazi Günay, Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Mehmet Ali Özkılınç, Muharrem Demirkale, Okan Şimşek, Veysal Şahin, Volkan Şahin, Onur Karakaya, Osman Gülbel, Şükrü Yıldız, Yavuz Karakaya idi.
Bu dosyada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 05.10.2023 tarihinde hazırlanan ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/121 esas sayılı dosyası ile; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan dava açılan Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, Osman Gülbel de hakkında açılan dava dosyası da birleştirildi ve 19 sanığın yargılandığı davaya devam edildi. Mahkeme tarafından bu dosyada 07.02.2025 tarihinde karar verildi. Mahkeme bu kararda aynı zamanda yargılama sırasında savunması alınamayan Faruk Sarı hakkında dosyanın tefrikine karar verildi ve bu dosya aynı mahkemede başka bir dosya numarası üzerinden devam ediyor.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/93 esas sayılı dosyasının 07.02.2025 tarihinde verdiği kararına karşı bir kısım sanıklar açısından müdahil vekilleri olarak 24.06.2025 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne itiraz edildi. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi ise dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi konusunda karar verdiği için dosya şu an Yargıtay’da.
Mahkemenin 26.03.2021 tarihinde suç duyurusunda bulunulmasına karar verdiği kişiler hakkında açılan dava süreci:
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 26.03.2021 tarihinde kamu görevlilerinin yargılandığı ana dava dosyasında verdiği nihai kararda aynı zamanda Ogün Samast ve Yasin Hayal’in de aralarında bulunduğu bir kısım sivil kişiler hakkında “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” suçundan, kamu görevlisi olan bir kısım kişi hakkında ise “terör örgütüne üye olma”, “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etme” suçlarından suç duyurusunda bulunulmasına kararı vermişti.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulan; Âdem Sağlam, Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer, Ahmet İskender, Erhan Tuncel, Ersin Yolçu, Faruk Sarı, Tuncay Uzundal, Yahya Öztürk, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz hakkında 20.03.2023 tarihinde hazırlanan iddianame ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı. Savcılık 11 kişi hakkındaki bu davayı açmadan 3 gün önce yani 17.03.2023 tarihinde hakkında suç duyusunda bulunulan ancak suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olan Ogün Samast hakkındaki soruşturma dosyasını ise ayırarak soruşturmanın başka bir numara üzerinden devam etmesine karar verdi.
Ancak Savcılık Ogün Samast hakkında açması gereken davayı 15.11.2023’te Ogün Samast’ın cezaevinden tahliye edildiği tarihte hâlâ açmamıştı.
Tahliyenin kamuoyunda tepki yaratması neticesinde Savcılık, tahliyeden 2 gün sonra, ama mahkemenin 26 Mart 2021 tarihinde suç duyurusunda bulunulmasına karar vermesinden iki yıl 8 ay sonra, 17.11.2023 tarihinde Ogün Samast hakkında “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan cezalandırılması için dava açtı. Açılan dava, mahkemenin hakkında suç duyurusunda bulunduğu için açılan diğer yaşı büyük kişilerin yargılandığı dava dosyası ile birleştirilerek yargılamaya devam edildi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/48 E. sayılı dava dosyası ile devam eden bu yargılamada ise 10.01.2025 tarihinde nihai kararını verdi. Bu kararda özetle; sanıklar Ahmet İskender, Erhan Tuncel, Ersin Yolcu, Tuncay Uzundal, Yasin Hayal, Ogün Samast hakkında, TCK 220/6 yollaması ile TCK 314/2 gereğince "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte silahlı terör örgütü adına suç işlemek" suçundan açılan davanın ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DÜŞÜRÜLMESİNE, sanıklar Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek'in TCK'nın 309. maddesinden cezalandırılmasına, Âdem Sağlam'ın ise örgüt üyeliğinden cezalandırılmasına kararı verildi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/48 esas sayılı dosyasından verilen karara karşı müdahil vekilleri tarafından 05.05.2025 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne itiraz edildi. Ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından 04.11.2025 tarihinde “suç vasfı açısından hükmü istinaf etme hak ve yetkimiz bulunmadığı” sebebiyle itirazımızın reddine karar verdi. Müdahil vekilleri olarak bu karara karşı Yargıtay’a itiraz edeceğiz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 19.10.2015 tarihinde verdiği takipsizlik kararına karşı yapılan başvurular :
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19.10.2015 tarihinde; 2014/40810 No’lu soruşturma dosyasında; Özel Yılmaz, Ergun Güngör, Selim Kutkan, Bülent Köksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan, İzzet Akdağ, Seyfi İnan, Davut Ateş, Murat Çakan, Ufuk Kaba, Yalçın Kara, Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım, Gürhan Kuşçu, Oktay Daştan, Tolgay Sivrikaya, Salih Cihan, Nezat Mete, Vedat Yerener, Oğuz Evren Kılıç, Mustafa Laleli, Mesut Kılıçarslan, Mehmet Fikri Karadağ, Mehmet Ali Mutlu, İsmail Yıldız, İlhan Selçuk, İbrahim Gerçek, Hikmet Çiçek, Hayati Özcan, Erkut Ersoy, Engin Akçiçek, Coşkun Çelik, Cemal Yanık, Ayhan Çelik, Arif Akkale, Aptulla Öztürk, Ali Çınar ve Ali Loğoğlu’nun yer aldığı 43 kişi hakkında kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmişti.
Müdahiller vekilleri olarak bu karara karşı 24 şüpheli yönünden Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz edildi. Bu kişiler; Özel Yılmaz, Ergun Güngör, Selim Kutkan, Bülent Köksal, İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altunbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan, İzzet Akdağ, Seyfi İnan, Davut Ateş, Murat Çakan, Ufuk Kaba, Yalçın Kara, Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Oktay Yıldırım, Gürkan Kuşçu, Oktay Daştan, Tolgay Sivrikaya, Salih Cihan, Nezat Mete ve İbrahim Gerçek.
İtirazımız İstanbul 10.Sulh Ceza Hakimliği tarafından 12.04.2016 tarihinde reddedildiği için bu karara karşı tarafımızdan 27.05.2016 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuruldu.
Başvurumuz AYM tarafından da 18.07.2019 tarihinde “…Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez” kararı gerekçesiyle müşteki vekilleri tarafından 02.03.2020 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur. Bu başvuru ile ilgili henüz bir karar verilmemiştir.
Bu dosyaların dışında firari sanıklar hakkında devam eden iki ayrı dava dosyası daha halen açık durumdadır ancak firari olmaları sebebiyle sanıkların sorguları henüz yapılamamış durumdadır.

