23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı açılış haftası, 21-26 Nisan tarihleri arasında bir dizi etkinlik düzenliyor. Hafta boyunca gazetemizin kurucularından ve 19 Ocak 2007’de katledilen eski Genel Yayın Yönetmenimiz Hrant Dink’in “23,5 Nisan” başlıklı köşe yazısındaki anlatılar farklı etkinliklerle ele alınıyor.
23 Nisan 1996’da Agos’ta yayınlanan “23,5 Nisan” makalesi; acı ile umut arasında bir sarkaç, geçmiş ile gelecek arasında bir taahhüt ve köklü değişime davet olarak değerlendiriliyor.
Program kapsamında hafta boyunca atölyeler, etkinlikler ve müzik dinletisi gerçekleştiriliyor. 5 Nisan’da kutlanan Paskalya (Zadig) Bayramı vesilesiyle çörek ve yas dönemlerinde ikram edilen, birlikteliği temsil eden irmik helvası da kavruldu.
Hafta boyunca süren etkinliklerden biri de eski Agos Genel Yayın Yönetmeni, yazar ve editör Rober Koptaş ile yapılan “Geçmişin Aynasında” Atölyesi oldu.
23 Nisan Perşembe günü, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda saat 16.00-18.00 arasında düzenlenen atölyeye 15 kişi katıldı. Atölyede, yazar Yervant Odyan’ın otobiyografik Lanetli Yıllar kitabından ilhamla gerçekleştirildi.
Hrant Dink yazılarından tema çıkarıldı
Koptaş, katılımcılar ile Hrant Dink’in 24 Nisan 1915’in 90’ıncı yıl yazılarından pasajlar okudu ve bugün ile ilişki kurdu. 15 kişi gruplara ayrıldı ve bu yazılardan şu temaları çıkardı: Kürtler ve Ermenilerin konuya dair duyguları, üçüncü tarafların rolü, adlandırma meselesi, geçmişi yük olarak taşıma fikri ve hayatta tutma fikri. Fikir üretmek üzerine temalar çıkarıldı.
Türkiye’nin yüzleşme haritası
İkinci bölümde ise Türkiye’de bir yüzleşme haritası çıkarıldı. Koptaş, katılımcılara yüzleşme için gerekli olan üç maddeyi sordu. Katılımcıların sunduğu fikirlerden büyük bir harita ortaya çıktı. Bu harita, atölyedeki tahtanın tamamını doldurdu. Bu harita kapsamında farklı grupların nasıl mağdur olduğu ve sürekliliği konuşuldu. Daha sonra da bu harita ile ne yapılacağı konusunda tartışıldı.
Koptaş, “İnkârın sona erdiği, yüzleşmenin hakim olduğu bir Türkiye’de yapılacaklar nedir sizce” diye sordu. Bu soruya karşılık da, “Adalet ve onarım, hakikat ve hafıza” başlıkları ortaya çıktı.
Yine katılımcılar gruplar hâlinde, “neler değişir, neler yapılır, ne tür dirençlerle karşılaşılır ve aşılır” soruları üzerinde yoğunlaştı.
Koptaş son olarak da katılımcılara, “24 Nisan’ı anma günü olarak kabul ettik diyelim. Bu anma gününü nasıl organize ederdiniz? O gün Türkiye’de nelerin olmasını isterdiniz” sorusunu sordu. Bu soru üzerine tartışıldı ve gruplardan “Anmayı tüm Türkiye’ye yayma” fikri öne çıktı.



