CİNAYETİN 19. YILINDA DİNK ANILIYOR
Hrant'ın izinde, adaletin peşindeyiz
Gazetemizin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink, her yıl olduğu gibi bu yıl da vurulduğu Sebat Apartmanı’nın önünde anılıyor. 14.30'da başlayan anma töreninde kar yağışına rağmen binlerce kişi Agos’un eski bürosunun önünde yerini aldı.
Hrant Dink’in Arkadaşları’ndan Bülent Aydın ve Bircan Yorulmaz’ın sunduğu anma programında Bülent Aydın gelenleri selamlayarak başladığı konuşmasına “Bu meydanın bir ucu Malatya’dadır, bir ucu Diyarbakır’dadır, bir ucu Ani’dedir, bir ucu Yerevan’dadır. Ama kalplerimizi birleştiren iyiliktir, isteğimiz adalettir” diye konuştu.
Hrant Dink’in kurucusu ve yayın yönetmeni olduğu ve bu yıl 30. yaşına girecek Agos gazetesinin aramızdan ayrılan emekçilerini de anma programında unutulmadı. Sarkis Seropyan, Yervant Gobelyan, Agop Ayvaz, Oşin Çilingir, Diran Bakar, Mıgırdiç Margosyan, Nazar Büyüm, Yetvart Tomasyan, Ohannes Yaşar Uçar, Rafi Hermon Araks ve Aydın Engin’in ismi alkışlarla karşılandı.
Anmada Gazze’de yaşanan soykırım da unutulmadı, Gazze’ye dayanışma mesajları gönderilirken, “Kahrolsun soykırımcı zorbalar” sloganları atıldı.
Anmaya Dink Ailesi'nin yanı sıra dostları, yakınları, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, avukat Eren Keskin, Gülten Kaya, Cumartesi İnsanları, DEM Parti milletvekilleri Kezban Konukçu Kok, Celal Fırat ile Sezai Temelli, DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanları, EMEP milletvekili İskender Bayhan, TİP milletvekili Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi de katıldı. Anmada sık sık "Katiller halka hesap verecek", "Yaşasın halkların kardeşliği", "Hepimiz Hrantız, Hepimiz Ermeniyiz", “Hak hukuk adalet”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları atıldı.
Silivri'den, Bakırköy'den Şişli'ye
Hrant Dink anmasına, tutuklu siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri de cezaevinden gönderdikleri mesajlarla katıldı. 23 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir’in yanı sıra, geçtiğimiz hafta cezaevindeki 3 bininci gününü tamamlayan Gezi davası tutuklusu Osman Kavala ve 2022’den beri tutuklu bulunan Çiğdem Mater, Hrant Dink için kaleme aldıkları mektupları anmaya iletti. Osman Kavala'nın mektubunu Kemal Gökhan Gürses, Çiğdem Mater'in mesajını Gaye Boralıoğlu, Ebru Özdemir'in mektubunu Bircan Yorulmaz ve Resul Emrah Şahan'ın mesajını ise Bülent Aydın okudu.
Sebat Apartmanı önünde yapılan anmada okunan mektuplar, yalnızca bir anma değil, yıllardır süren adalet arayışının, yüzleşilmeyen suçların ve kopmayan dayanışma bağlarının kaydı oldu. Cezaevlerinden gönderilen mesajlarda Hrant Dink’in katledilmesinin ardından derinleşen mahcubiyet, inkârla beslenen cezasızlık ve buna karşı ısrarla sürdürülen adalet talebi ortak bir dilde buluştu; içeride ya da dışarıda olmanın bu talebi zayıflatmadığı vurgulandı.
Ebru Özdemir: "O kaldırım susmuyor, adalet arayışı devam ediyor"
28 Mart'ta tutuklanan ve şu anda Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir, Dink’e seslendiği mektubunda cinayetin ardından yıllardır süren adalet talebine vurgu yaptı. Özdemir'in mektubu şu şekilde:
"Sevgili Hrant,
Bu satırları sana, her yıl önünde durduğumuz yerden fiziken uzakta ama ruhumla orada olarak yazıyorum. Düştüğün yer Agos’un önündeki o kaldırım, bir adres olmaktan çoktan çıktı. Bugün orası, bu ülkenin yüzleşmekten kaçtığı sessiz ama inatçı tanığı…. Seni katlettiklerinde yere düşen sadece bir beden olmadı, adalet duygusu yaralandı, hakikat sendeledi. O günden beriyse o kaldırım susmuyor. Üzerinden geçen her adım, cevapsız bırakılmış bir sorunun ağırlığını taşıyor. Arkadaşların her yıl aynı yerden, aynı kararlılıkla “ adalet” talep ediyor. Bu talep zamanla zayıflamadı, tersine derinleşti, kök saldı. Yıllarca 19 Ocak’ta oradaydım Ahparig. O kaldırımda durmayı, susarak konuşmayı, bir ülkenin vicdanıyla yüz yüze gelmeyi öğrendim. Sen bize korkunun değil, vicdanın dilini öğrettin. Hakikatin bedel göze alınmadan taşınmayacağını gösterdin. Bugün orada değilim Ahparig.
Orada olamayışım hakikatin hâlâ ne kadar rahatsız edici bulunduğunun açık bir göstergesi. Sana bu satırları, görevini yaparken eşitlikten yana dururken getirildiğim Silivri cezaevinden yazıyorum. Buradan bakınca, senin yıllar önce söylediğin sözlerin neden susturulmak istendiğini çok daha net görüyorum. Ama biliyorum, hakikati dile getirenler, adalet isteyenler, hâlâ bedel ödenmeye zorlansa bile, senin sözün dustugun yerde kalmadı. O kaldırımda her yıl yeniden çoğaldı. Orada olamasak da o soru hâlâ yerinde duruyor: Sahi, bu ülkede adalet neden hala yerini bulmuyor? Bu mektubu sana, yüreği barış, demokrasi ve eşitlik için atan herkes adına, unutmadığımızı bir kez daha söylemek için yazıyorum. Bir kez daha alışmadığımız ve ASLA vazgeçmeyeceğimizi. Sesim oraya ulaşmayabilir ama sözüm orada. Senin adını ve mücadeleni, karanlığa rağmen umudu büyüterek, barışı ve kardeşliği çoğaltarak, hakikat görünür olana ve adalet yerini bulana dek yaşatmayı sürdüreceğiz. Saygıyla, sevgiyle, ısrarla, vazgeçmeden….."
Resul Emrah Şahan: Ne tutsaklıkla, ne kurşunla kardeşliğimizi öldürebildiler
“Kent uzlaşısı” soruşturması kapsamında 23 Mart’ta tutuklanan ve yerine kayyım atanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da Hrant Dink anmasına cezaevinden gönderdiği mesajla katıldı. Silivri Cezaevi’nden yazdığı mektubunda Şahan, Hrant Dink'e "abim" diye seslendiği mektubunda Sebat Apartmanı’nın önünde yapılan anmada fiziken bulunamasa da mücadele ve dayanışma duygusunun parçası olduğunu vurguladı. Gelecek seneki anma töreninde "Yanınızda olacağım" sözü verdi:
Sevgili Hrant Dink, hiç tanımadığım abim, Değerli Rakel Hanım ve Dink ailesi, Vefa ve mücadele ruhuyla bir araya gelen arkadaşlar, dostlar, Sevgili Şişli halkı,
Size Silivri'deki hücremden yazıyorum. Ama sanmayın ki yanınızda değilim. Oradayım. Sebat Apartmanı'nın tam önündeyim. Abimin düştüğü yerdeyim. Her yıl öfkeye, düşmanlığa, ölüme ve savaşa inat; kardeşlik duygularıyla bir araya gelen siz değerli dostlarla birlikteyim. Siz de bugün burada benimle berabersiniz. Şişli'nin demokrasiye ve birlikte yaşama dair verdiği mücadelenin bu durağında; desteğinizi, dayanışmanızı hissediyorum. Sesinizi duyuyorum.
Hep birlikte, Hrant'ın izinde, adaletin peşindeyiz. Birimiz tutsak olunca hepimizin ruhu incinir. Birimiz düştüğünde hepimiz yaralanırız. Ama ne tutsaklıkla, ne kurşunla kardeşliğimizi öldürebildiler.
Söz veriyorum: Seneye yanınıza geleceğim. Hep birlikte hasret ve kavuşma türküleri söyleyeceğiz. Hepinize selam olsun.
Çiğdem Mater: Umutsuz olmaya hakkımız yok
25 Nisan 2022’den bu yana Gezi Davası gerekçe gösterilerek Bakırköy Kadın Cezaevi’nde tutulan Çiğdem Mater, Hrant Dink anmasına cezaevinden gönderdiği mektupla katıldı. Mater, Dink’in katledilmesinin ardından geçen 19 yıla dönerek, yüzleşilmeyen suçlar, inkâr ve sessizlikle örülü bir toplumsal hafızaya işaret etti.
Sevgili Hrant Dink,
Herkesin bildiği ama engellemek için kimsenin kılını bile kıpırdatmadığı cinayetten, o mahcubiyet ve utançla bezenen, pek de alışık olmadığımız bir kalabalıkla seni uğurlamamızdan bir yıl sonra, seni cenaze törenindeki kalabalıklarla anan bir dergi “Neredeyiz?” diye sormuştu.
19 yıl sonra soruyu ödünç alıyorum: Neredeyiz? İnatla ve sebatla buradayız evet ama aynı zamanda mahcubiyetle...
Sevgili Hrant Dink, sen ilk değildin. Katillerinin utanç ya da suçluluk hissetmeden, hesap vermeden, huzurla, evlerinde aileleriyle mutlu mesut yaşamayı sürdürdükleri geniş kayıplar albümümüzde ne yazık ki ilk değildin. Son da olmadın. Oysa eminim seninle bitsin isterdin. Son olmak isterdin. Olmadı, yapamadık. Mahcubuz.
Sana dördüncü kez orada olamayacağım bir 19 Ocak için bu mektubu yazdığım gün, medyanın “amiral gemisi” gazetesinde Gomidas ile ilgili ehveni şer bir köşe yazısı vardı. Söylenmeyenleri işaret eden, alameti son cümlesinde saklı: “Çankırı’ya sürüldü, bırakıldı, 22 yıl hiç konuşmadı, bir akıl hastanesinde öldü.” Neden sorusunun yanıtı tabii ki, yoktu.
Yüz küsur yıllık suçlar, her an üstüne eklenen yenileri, hesap vermeyenler, inkârda ısrar edenler, suçu ikrar etmeyenler, ses çıkmadıkça, itiraz edilmedikçe dahasını yapmaktan imtina etmeyenler, her suçun bir diğerine sebep olduğunu görmeyenler, sessizlikleriyle suça ortak olanlar…
Bu geç kalmışlık umutsuzluğa düşürüyor insanı. Yalan yok. O umutsuzluk zihnimi her kapladığında aklıma geliyorsun. Her şeye ve herkese rağmen anlatma ve dinletme iradeni, yeni bir dil kurmanın imkânlarında inat etmeni, yenilsen de durmamanın kıymetini hatırlatmanı düşünüyorum. İnadın beni kendime getiriyor. Eminim, yalnız değilim. Tanışsak da tanışmasak da pek çoklarımız için zihinlerdeki varlığın bu.
Varlığın ve yokluğunla kuşaklara umut vermeye, hatırlamanın kıymetini anımsatmaya devam ediyorsun. Sen hayatınla üzerine düşeni yaptın, bizler ne yazık ki 19 yıldır üzerimize düşeni yapamadık. Yüz küsur yıldır yaşanan yüzlerce felakette, katliamda, cinayette üzerimize düşeni yapamadığımız gibi. Özür dileriz, sessizliğimizi kıramadığımız, maruz kalanı yalnız bıraktığımız bütün suçlar için özür dileriz.
Yine senden omuz alıyorum. Sessizliğin yarattığı suç ortaklığına rağmen umutsuz olmaya hakkımız yok, umutla devam edeceğiz. Bugün, o umudun acıtarak kendini anımsattığı gün. Neredeyiz? Buradayız. Hasretle buradayız. İçeride de olsak, dışarıda da, uzakta da olsak, aklımız, fikrimiz burada, o umutta."
Osman Kavala: Umudumuzda eksilme olmayacak
Gezi Parkı davasında, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin "derhal tahliye edilmeli" kararına rağmen 3 bin gündür hapiste tutulan iş insanı Osman Kavala da Hrant Dink'i hücresinde kaleme aldığı bir mektupla andı. Kavala, anmaya dokuzuncu kez katılamadığını hatırlatarak, Dink cinayetinin ardından büyüyen adalet mücadelesinin hâlâ yol gösterici olduğunu dile getirdi.
Değerli Arkadaşlar,
Dokuzuncu defa aranızda olamamaktan dolayı çok üzgünüm. Ama bu mesaj okunurken ben de sevgili Hrant’ı ve sizleri düşünüyor olacağım. Aramızdan ayrılanlar iç dünyamızda varlıklarını sürdürmeye devam ediyor, bazı ölümler dünyada yeni gerçeklikler yaratıyor, ölenler yeni birlikteliklerde hayat buluyor.
Sevgili Hrant’ın katledilişi bu cinayetin aydınlanması için bir araya gelen insanlara güçlü bir mücadele azmi verdi. Hrant’ın düşünceleri, üzerimizde derin izler bırakmış şahsiyeti ve kurucusu olduğu Agos’un 30 yıldır taze kalan nefesi; geçmişle adil biçimde yüzleşilmesini savunan, çocukların katile dönüştürülmediği bir gelecek için uğraş veren ve herkes için adalet talep eden bizler için en hakiki biçimde yol gösterici oldu.
Kuşkusuz Hrant’ın dostları, Hrant Dink Vakfı ve Agos bu engebeli yolda sebatla yürümeye devam edecek. Hrant Dink cinayetinin tam manasıyla aydınlatılacağına ve adaletin ülkemizde hükümran olacağına dair inancımızda, umudumuzda eksilme olmayacak.
Bu duygu ve düşüncelerle sizlerle birlikte Hrant Dink’i sevgiyle, saygıyla anıyor, ailesinin ve dostlarının verdiği adalet mücadelesini selamlıyorum.

