RTÜK eski başkanı Ebubekir Şahin’in şikâyetiyle tutuklanan gazeteci İsmail Arı, BirGün gazetesine yazdığı mektupta yaşadığı süreci anlattı. Gözaltı ve tutuklama sürecine dair bilgi veren Arı, sorgu sırasındaki ifadelerinin değiştirildiğini açıkladı.
"Arz etmişim’ ama benim haberim yok! Böyle iş olur mu?" ifadelerini kullanan Arı'nın mektubunun tamamı şu şekilde:
“Önceki tutukluluğumda savcı yüzü görmemiştim, bu sefer görebildim. Savcı da ifademi aldı. Adını her andığımda bana yeni bir dava açtıran malum şahıs benden şikâyetçiymiş yine! ‘Kuvvetli suç şüphesi var’ denilerek yine yatarı olmayan bir suç iddiası ile sulh ceza hâkimliğine sevk edildim. Sulh ceza hâkimliği sorgusu oldukça kısa sürdü. Hem hâkim bizi doğru düzgün dinlemedi hem de 40 yıllık hukukçu olan avukatımı tersledi ve kısa sürede ‘Seni tutukladım’ dedi.
"Paranız yoksa soğukta kaldınız"
Polislerle cezaevinin yolunu tuttuk; akşam üzeri cezaevine getirildim, yine tecrit koğuşu denilen geçici koğuşa götürüldüm. Bu arada öncekinden farklı olarak yastık ve battaniye verilmedi kimseye. Sabah işlemlerin ardından kalacağım koğuşa gönderildim ve burada da battaniye, yastık verilmedi. Meğer battaniye ve yastık kalmamış. Bin TL’ye kantinden battaniye satın aldım. Bin TL’niz yoksa ve Sincan’daysanız soğukta kaldınız yani!”
28 kişilik koğuşta 62 kişi
“28 kişi kapasiteli koğuşta 62 kişiyiz, yine makus talihimden olacak ki yerde yatıyorum. Bu yaz cezaevi, koğuşlar tıka basa dolmuş; cezaevi önceki tutukluluğuma göre çok daha kalabalık. Beni gören tutuklu ve personel epey şaşırıyor ‘sen nasıl geri geldin? ne oldu?’ diyorlar.”
"Bunu görünce yok artık dedim"
“Avukatlarımın ilk ziyaretiyle ifade, sorgu tutanaklarıma da ulaştım. Bir de ne göreyim, kendi ayağımla emniyete gitmeme rağmen ‘kaçma ve delil karartma’ şüphesinden tutuklanmışım! Hayretle sulh ceza hâkimliğinin tutanağını okurken ikinci şoku yaşadım. Güya ben ‘Bugün Dünya Gazeteciler Günü, bugün beni tutuklamamanızı arz ederim’ demişim! Bu ifadeyi okuyunca yok artık dedim. Avukatlarım Hayati Küçük, Taylan Arı ve Ezgi Ergen Sürer’in de tanık olduğu üzere ‘Gazeteciler Günü’nde gazeteci tutuklayan hâkim olarak tarihe geçmeyin’ dedim. Ancak cümlemi değiştirip tutanağa geçirmişler. Yani ‘arz etmişim’ ama benim haberim yok! Böyle iş olur mu? Bu sefer de malum şahsın tuhaf suç duyurusu ile aynı yıl aynı adliyede ikinci kez tutuklandım da halkımızın yüzü mü güldü? Gazetecileri peş peşe cezaevine atıyorsunuz da refah düzeyi mi yükseliyor? Ekonomi mi düzeliyor? Anayasa’da ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ denmesine rağmen bizi cezaevine atıyorlar. Tüm tutuklu meslektaşlarım adına da bu kalın duvarların ardından sesleniyorum; Anayasa’yı daha fazla çiğnemeyin. Bizi bırakın, işimizi yapalım.”


