Bahçeli’den kayyım açıklaması
“İki Ahmet’in makamlarına oturması sağlanmalı”
MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Kürt sorununun çözümü kapsamına başlatılan sürece değinen Bahçeli, "Terörsüz Türkiye' hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır" dedi.
Bahçeli, "Kayyım meselesi herhangi bir kaygı ve çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Bahçeli’nin, konuşmasından satırbaşları şöyle:
"Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk neyse Kürt odur, Kürt neyse Türk de aynısı olmuştur. Bu iki halk tarih boyunca bin yıllık ortak tarih, ortak kültür ve ortak inanç kapsamında bir millete vücut vermiş, bu milletin adı da Türk milletiyle anılmıştır. Nitekim devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milletimiz de Türk milletidir.
'Terörsüz Türkiye' hedefiyle devlet ve millet kudreti hem teyit edilmiş, hem de dışımızdan bizi yenemeyenlere karşı iç bünyemizde aşılamaz, yıkılamaz birlik, beraberlik ve kardeşlik şuuru güncellenip güçlendirilerek yeni yüzyılın rotası belirlenmiştir. Milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclis en üst seviyede inisiyatif almış, birkaçı dışında siyasi partilerin büyük çoğunluğu meseleye sorumlu ve duyarlı yaklaşmışlardır. Bu sayede Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tesis edilen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 5 Ağustos 2025 tarihinde fiilen çalışmalarına başlamıştır.Yaklaşık 6,5 ay süresince komisyon 20 toplantı yapmış, 137 kurum temsilcisi ve kişinin bilgi ve görüşüne başvurmuş, nihayet 17 Şubat 2026 Salı günü de hazırlığı yapılan raporunu tamamlamıştır. Komisyon üyesi 50 milletvekilinden 47’sinin oyuyla ikmal edilen rapor kabul edilmiştir.
Evvela komisyonda görev yapan her milletvekili arkadaşıma huzurlarınızda gönül dolusu teşekkürlerimi iletiyorum. ‘Terörsüz Türkiye’ hedefiyle ilgili samimi gayret ve girişimlerin en önemli ayağı komisyon raporuyla teşekkül etmiştir. Bahse konu bu rapora sefalet manifestosu diyenlerin bizzat kendileri sefih ve sefildir. Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir.
Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Üçüncü bir göz, yabancı bir el, dışarıdan bir arabulucu olmaksızın milli iradenin muhterem temsilcileri bir devlet politikası olan “Terörsüz Türkiye” hedefine layık-i veçhileyle hizmet etmişlerdir.
Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir. Bulanık suda balık avlayan şaşkalozlar, iyi dinleyin, şu sözlerime tıkanmış kulağınızı verin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır.
Bölücü terörün kanlı döngüsünü kıran Türk-Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır. Kardeşlik hukukumuz, tek millet gerçeğimiz iyice kök salacaktır. Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır. Terörün bitişiyle barış ve huzurun bahar mevsimi kalıcı hale gelecektir. Ortak geçmişimizle ortak geleceğimizin temelleri kazılacaktır. Demokratikleşme, ortak vatandaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınmasıyla ekonomik refah çıta yükseltecektir. Terörsüz Türkiye’nin kazananı herkes, hepimiz, milletimizin tamamı olacaktır. Bu da yetmez, kademe kademe ulaşılacak ‘Terörsüz Bölge’ hedefiyle etrafımız barış ve kardeşlik kuşağıyla ihata edilecektir.
Bölücü terör örgütünün münfesih olmasının yanında silah bırakılmasının güvenlik ve istihbarat kurumlarımızca takibi, teyidi ve ölçülebilir kriterleri netleşir netleşmez; hukuki düzenlemelerin süratle ve şeffaflıkla hayata geçmesi mümkün hale gelecektir. Adalet duygusunu zedelemeden, şehitlerimizin hatıralarını lekelemeden, gazilerimizin mücadelelerine gölge düşürmeden; silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleşecektir. Raporda da kaydedildiği üzere; örgütün tüm unsurlarıyla feshi, silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir. Toplumsal bütünleşmenin güç kazanması maksadıyla, silah bırakmayla birlikte işleyen süreci ve sonrasını yönetecek müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması da ayrıca önemli ve kıymetlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çerçevesi de çizilmelidir.
Türk’ün itibarı Kürt’ün itibarıdır. Kürt’ün iffeti Türk’ün iffetidir. Türk’ün onuru Kürt’ün onurudur. Bunların mecmuu da büyük Türk milletinin şanıdır, şerefidir, haysiyetidir.
Şöyle bir etrafımıza baktığımızda, hatta dünyanın içine gömüldüğü kaos ve kriz anaforuna göz attığımızda “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” hedeflerinin ne kadar büyük bir boşluğu dolduracağı, nasıl bir ihtiyacı karşılayacağı ortadadır.
Şimdi tekrar gelelim ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine. Dışımız kaynarken, içimizi kaynaştırmalıyız. Dışımız yangın yeriyken, içimizde birbirimizin yarı, yareni, can beraberi olmalıyız. “Terörsüz Türkiye” hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan atılımların, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır.
Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır."

