CHP'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, "mutlak butlan" kararı sonrası katıldığı ilk grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. TBMM’de basın mensuplarıyla bir araya gelen CHP lideri Özel'e sorulan sorular ve yanıtlarından öne çıkanlar şu şekilde:
Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile yaptığı görüşmenin sorulması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bizim kata gelmişler oradan biliyorum. Daha önce de bizim baba ocağına gelmişlerdi pazar sabahın köründe. Ümit ediyorum, Devlet Bey bu meseleden duyduğu rahatsızlığı ifade etmiştir. Çünkü Devlet Bey’in değerlendirmelerini önemli buluyorum. Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı aynı gün değişmişlerdi ve eş zamanlı göreve başladılar. Sonra yaşadığımız sürece bakınca o kabine değişikliğinin bize özel olduğunu anladık. Ümit ediyorum, Devlet Bey ile yaptıkları görüşmeden sonra, bu devletin geleneklerinde olmayan bu tip işler; yani yürütmenin doğrudan yargıya karışması, yani Adalet Bakanı Cumhuriyet tarihinde ve bence dünya hukuk tarihinde bir mahkeme kararı açıklandıktan dakikalar sonra yürütmenin bir üyesi olarak çıkıp da kendince bunun demokrasi tarihi açısından önemli bir karar olduğu gibi, karar güzellemesi yapması, değerlendirme yapması bu büyük hukuksuzluğun neresinde olduğunu tam olarak söylüyor. Aslında bu korkunç sürece imzasını atmış oldu. Tarihe o yönüyle geçti. Türkiye'de de dünyada da örneği yoktur. Kuvvetler ayrılığının kuvvetler hiyerarşisine, kuvvetler birliğine dönüştüğü noktada imza eseridir o gün yaptığı basın toplantısı.”
Dokunulmazlığın kaldırılması
Özel, “Dokunulmazlığınızın kaldırılmasına ilişkin endişe taşıyor musunuz” sorusuna, "Ben yıllardır Meclis’teyim. Bazı gerilimli dönemler olur. O dönemlerde hep dokunulmazlıklar konuşulur. Meclis’in bayatlamayan haberi ‘fezleke geldi’ haberidir. Her zaman son dakikadır. O yüzden bir endişem yok. Zaten kendisiyle ilgili endişe duyan CHP gibi bir partinin genel başkanlığına soyunmaz. O yüzden kendimle ilgili herhangi bir endişem yok ama Türkiye'de çok partili siyasal yaşamın geleceği açısından endişem var. Kamu düzeni açısından. Dünya kadar kamu hukukçusu takip ediyorsunuz, açıklamalar yapıyorlar. Bunların hepsi CHP'li olamaz. Hepsi diyor ki ‘Bu sökük, bu yırtık hemen kapanmadığı takdirde kamu düzeni ortadan kalkar. Sabah erken kalkanın seçilmişlere müdahale edebildiği bir düzen bu ve bunu bir asliye hukuk hakimi ya da o kabul etmezse bir istinaf mahkemesi heyetini ayarlayan istediği seçilmişi ve istediği seçimi yok hükmünde sayabilir.’ Çünkü biliyorsunuz ceza davasını beklemediler. Hukuk davasının ceza davasını beklememesi ve onun önünden, onun bir kararı varmış gibi karar vermesi hukuksuzluk. Ama endişem Türkiye demokrasisi açısından, kendim açısından bir şey yok. Onu içeriden de izlesem dışarıdan da izlesem zaten gönlüm katlanmaz" dedi.
İmamoğlu partiden ihraç edilir mi?
Özel, "Ekrem İmamoğlu’nun partiden ihraç edilmesi konuşuluyor, yeni yönetim tutuklulara sırtını mı dönecek" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
“Ekrem İmamoğlu seçilmiş başkandır. Görevden uzaklaştırılmış olması partiden ihracını kolaylaştırmaz. Ekrem İmamoğlu tutuklandığında eşine ilk ziyarete gidenlerden birisi Kemal Bey'di. Ekrem Bey’i cezaevinde ziyaret ettiler. Ekrem Bey'e defalarca ‘Birlikte olalım. Özgür Bey'i dışlayalım. Biz bir olalım. Özgür Bey'i indirelim’ dediler. Ekrem Bey'e cezaevindeyken genel başkanlık teklif ettiler. Ekrem Bey'e sandık kurduk, oy verdiler. O günlerde iktidar medyası Ekrem Bey ile ilgili para görüntülerinin çıkacağını, parkenin altından milyon eurolar çıkacağını, çantalarda para olduğunu, bir yere gömülü kasanın arandığını söylüyorlardı. O gün bunlar söylenirken ve iddianame yokken suçsuz olan Ekrem, bunların hepsi yalan çıkıp iddianamede yer almadan ve iftiracılar teker teker dökülürken ve teker teker dönüp helallik isterken arkadaşlarımızdan şimdi ne oldu da Ekrem Bey hırsız oldu? O zaman operasyon çıktığında bunları söylersin. O kendince bir tutum almaktır. Bence ayıptır. Ama tutarlı bir şeydir. O gün dünya iftira var. Şimdi iddianame dökülürken birileri A Haber’in, TGRT’nin peşine takılıyor. Olacak iş değil.”
Özel, kurultay ceza davasında tanık olarak dinlenen ve para alışverişi içinde olduğu yönünde ifade veren Veysi Uyanık’ın oğlu Ahmet Hakan Uyanık’ın Kılıçdaroğlu’nun MYK’sında yer almasına ilişkin olarak ise “Karşı tarafın ne kadar ilkeli olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Haftaya grup toplantısı var mı?
Özel, salı günleri yapılan haftalık grup toplantılarına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Meclis Başkanı söylediği yazıyı yazdı. O yazıya da bir cevap yazıldı. Biz de bugün grup toplantısını yaptık. Meclis’in muhatabı grup yönetimidir, grup yönetiminin aldığı kararlardır. Genel başkan milletvekili değilse grup başkanı olamaması da bu yüzdendir. Çünkü milletvekilini muhatap alır Meclis. Meclis milletvekillerinin toplandığı yerdir. Meclis, milletvekili dışında birini ya da milletvekillerini temsil edecek kişilerin dışında birini muhatap almaz, alamaz. İç hukuk öyle. Aldığında başka şeyler olmaya başlar. Meclis’te ilk kez grup başkanıyla genel başkanın farklı düşündüğü olmuyor. Karayalçın, Aydın Güven Gürkan döneminde benzer örnek var. Grup başkanı, grup yönetimi, grup başkanvekili her an grup toplantısı yapabilir. Dün de 111 milletvekiliyle birlikte bir tutum sergiledik. Meclis’te 30 kere seçim yapsak bu sonuç çıkar. Ama ‘Ben genel başkanım, grup yaptırmam’ falan doğru değil. Zaten seçilmiş bir genel başkan olsa onunla uyumlu çalışılır ama şimdi atanmış bir genel başkan ve kabul etmemesi gereken bir görevi kabul etmiş bir genel başkanın, kongreden partiyi kaçıran bir genel başkan grup da yaptırmazsa parti düşüşe geçer. O yüzden partiyi yukarıda tutmak için kusura bakmasınlar ama biz muhalefet yapmaya, siyaset yapmaya devam edeceğiz. Haftaya grup olur mu? Aslında olmaması lazım. Çünkü Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümüdür. Benim Manisa'da olmam lazım. Ama bu bir grup meselesi, bir inatlaşma dönerse diye, bizim bir pozisyon göstermemiz gerekirse diye bakıyoruz ama normalde 9 Haziran’da Manisa'da olmayı düşünüyorum. 16 Haziran'da grup yapmayı düşünüyoruz.”
Özel, bir basın mensubunun “Gelip konuşmak için kürsüye yürürse” sözleri üzerine, “Bugün grubu gördünüz. Öyle bir atmosfer, öyle bir imkan, öyle bir moral, öyle bir şey yok. Meclis kürsüleri, seçilmişlerin kürsüsüdür. Meclis kürsüsüne seçilip gelirsen yakışırsın” dedi.
"Ömrümde ilk kez öfke biriktiriyorum"
Özel, kendi hakkındaki kaset iddialarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:
“Öyle bir şey olmadığını cümle alem biliyor. Bu tamamen bizimle baş edemeyenlerin kendi yaptıkları psikolojik harp yöntemleri. Özkan Yalım'ın çocuğunun sünnetinde Sivaslı'daki bir otelde yıllar önce kalmıştık, onun dışında yemek yemişliğimiz var. Bunları gördükçe hakikaten sinirleniyorum, kızıyorum, midem bulanıyor. Hakikaten insan karşısında kendisiyle siyaseten rekabet edebilecek muhatap ve onun medyasını görmek istiyor. Hiç fezleke beklemesin, yarın sabah getirsin, yarın sabah bırakayım. Onlar beni daha tanımamış. Ben öyle olsa Akın Gürlek'e ‘Sert kayaya çarptın’ demem. Ben öyle olacak olsa bunlarla uzlaşırım. Ben Akın Gürlek kadar bir işi ilkesiz, kuralsız, ahlaksız ve her türlü rezaleti… Bilmiyor muyuz Son TV'yi kim yönlendiriyor? Hani ne oldu voleybolcu? Hani ne oldu uçakta görüntüler. Tamamen soytarılık, tamamen iftira. Ömrüm boyunca ilk kez ama ilk kez öfke biriktiriyorum. Bu çünkü olmaz. Ölmüş bir kadına iftira attıran zihniyetle muhatabız. Akıl almaz.”
Özel, kararın Türkiye siyasal hayatına etkisinin sorulması üzerine "Siyasi partileri felç etmenin, bir yapıyı felç etmenin yolu omurgasını kırmaktır. Bizim omurgamız öyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bilmem nesiyle kırılmaz. Bu partinin omurgası örgütüdür. Bu partinin omurgası başından ayağına kadar onu üzerinde taşıyan örgütüdür, üyeleridir. Örgütün kimden yana olduğuna bakacaksınız” dedi.
"Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım"
Kılıçdaroğlu ile ilk yaptığı telefon görüşmesi sırasında kendisini 2023’ün Haziran ayında hissettiğini söyleyen Özel, şöyle devam etti:
“2023 Haziran'ın 1’i ya da 2’siydi. Kemal Bey bir televizyon programına çıkacağını söyledi, ne önerdiğimizi sordu. Ben de kendisine o zaman dedim ki ‘Efendim bir seçim kaybettik. Bizim hatalarımız var, ortaklarımızın hataları var, hepimizin eksiği var. Şu anda millet yas durumunda. Büyük bir tepki olacak. ‘Yeniden cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız’ diye sorarlar ya da ‘Genel başkanlığa aday mısınız’ diye sorarlar. ‘Bir an önce kongre yapacağız’ diye söyleyin.’ Dedi ki ‘Öyle bir talep var mı? Sokakta öyle bir şey var mı?’ Dedim ki ‘Yastayız. Üç gün kimse konuşmaz. Yedisine kadar bir tek deliler konuşur. Millet işine geliyorsa dinler, gelmiyorsa susturur, kovalar. 40’ı çıktı mı? Merhumun evladı bile konuşur. ‘Babam iyiydi ama şunları da yanlış yaptı’ diye. Bugünkü sessizliğe bakmayın, bir öfke var. Ama bir öz eleştiri ve bir yeni yol açılmasını bekliyorlar.’ Ben bunu söylediğimde bir arkadaşımız bana, ‘Sen genel başkan adayı olacaksın herhalde, ondan mı böyle yapıyorsun’ diye bir imada bulununca dedim ki ‘Açıkça söylüyorum: Kemal Bey, ‘Aday değilim, değişimin önünde adım atacağım’ desin, beş yıl boyunca ben de aday değilim, Kemal Bey nereye giderse yanında ben yer alacağım. Ama Kemal Bey'in bir akil pozisyona çekilmesi, partide değişimin, umudun önünü açması lazım. Yoksa felaket geliyor.’ Ardından o televizyon programına çıkıldı. Sonrasında felaket başladı işte. Sonra büyük tepkiler, sonra bizim değişim yolculuğumuz ve seçim kaybederek görevden uzaklaşma.
"Butlancı 'vatandaş zamanla benimle empati kurar' diye beklemesin"
Bugün, o gün sokaktaki tepkinin 10 katı var. Bu öfke beni hem üzüyor hem ürkütüyor. Ben İzmir'de insanların gözündeki öfkeyi hiçbir yerde görmedim. Bugün siz bir miktarını burada gördünüz. O yüzden sokağı dinlememek, duygu durumunu ölçmemek, seçmenin beklentisine ya da eleştirisine duyarsız kalmanın ne noktaya getireceği ortadaydı. Aynen şu anda da bunu görüyorum. Kemal Bey umursamadı bunu. ‘Geçer’ dedi. Mesela neden bu kararı bayram öncesi aldılar? ‘Bayramda sönümlenir.’ 19 Mart'tan sonra da ‘Saraçhane'den sonra bu iş de sönümlenir' diyorlardı. Ben o işin nasıl sönümlenmeyeceğini söylemiştim. Bayram bitti. Öfke daha büyük. 'Biraz bekleriz, biter.’ Bitmez. Bu öfke sönerse hiçbir seçmen dönüp de Kemal Bey ile empati yapmaz. Apatidir o vakitten sonra gelişen duygu. Yani ilgisizlik, uzak durma, küskünlük, sandığa gitmeme ya da kalıcı kayıplar, partiye antipati. Yani bir butlancı, ‘Herhangi bir vatandaş zaman geçince benimle empati kurar’ diye beklemesin. En iyi ihtimal apati olur ya da partiye ve kendisine antipati olur. Bir daha da asla ve asla onaramayacakları yaralar açarlar partiye. O noktadayız."
Kaynak: T24.



