Aralarında CHP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 107’si tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB davasında ikinci hafta.
Hakimden söz isteyen İmamoğlu, mahkemeye getirilen kısıtlamaların doğru olmadığını söyledi. Tutuklu yakınlarının yanı sıra basının salonun en uzak köşesine alınmasını eleştirdi, ayrıca heyete bayram öncesinde "sürpriz" tahliye çağrısı yaptı.
Murat Or: Çocuklarımın görüşe gelmesine razı olmadım
Duruşma Ağaç AŞ Genel Müdürü Ali Sukas’ın özel kalem müdürü Murat Or'un savunmasıyla başladı.
ANKA muhabiri Zuhal Çiloğlan'ın duruşma salonundan aktardıklarına göre Or savunmasında şunları söyledi:
“Ben 30 yaşındayım. İlkokul çağında iki evlat sahibi bir babayım. Şanslıydım ki şafak baskını sırasında çocuklarım evde değildi. Babalarının cezaevinde olduğunu bilmesinler, bu durumdan etkilenmesinler diye görüşüme gelmelerine razı olamadım. Haftada yalnızca bir kez, 10 dakika sesli görüşme hakkım olduğu için 9 aydır yavrularımın yüzünü dahi göremedim. Uzun süredir çocuklarının yüzünü göremeyen bir baba olarak huzurunuzdayım. Yaşadığım bu ağır süreç; beni, ailemi, kalp hastası babamı ve annemi derinden etkilemiştir, halen de etkilemeye devam etmektedir.
Ben kimya mühendisiyim. 2012 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştirakinde, araç ve tesislere ilişkin Ar-Ge laboratuvarında çalışmaya başladım. 2017 yılında, dönemin belediye başkanı rahmetli Kadir Topbaş kurumumuzu ziyaret etti. O dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin canlı yayınlanan bu ziyaretinde laboratuvarın tanıtımını kendisine ben yaptım. Bu sunumum çok beğenildi. Sonrasında dönemin genel müdürü tarafından, 2017 yılında, AK Parti döneminde özel kalem görevine getirildim. Kendisini daha önce isminden dahi tanımıyordum. Muhtemelen o zamanki yöneticimden hakkımda bilgi alındı; sonrasında beni çağırıp konuştular ve göreve başladım. 2019 seçimlerinden sonra ise Sayın Ali Sukas genel müdür olarak atandı. Kendisini de önceki yöneticim gibi daha önceden ne görmüşlüğüm ne de tanışıklığım vardı."
"Para verildiğini gözümle görmüş değilim"
Or, etkin pişmanlık beyanında bulunmadığını vurguladı, "Çünkü ben bir suça tanık olmadığım gibi, bu dosyada sanık olarak bulunmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben yalnızca gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım hususları anlattım. İfademde de belirttiğim üzere, Ali Bey’in herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmüş değilim" dedi:
"Gizli tanık beyanlarına bakıldığında, bu kişilerin dosya süreci başladıktan sonra ifade verdikleri görülmektedir. Bu durum, sanık olma ihtimallerinden kurtulmak, cezaevine girmemek ya da mevcut durumlarını lehlerine çevirmek amacıyla olabildiğince fazla isim vererek kendi anlatımlarını destekleme çabasında olduklarını düşündürmektedir. Benim ismimin de bu amaçla kullanıldığını değerlendiriyorum. İlk beyanımda da, ikinci beyanımda da özellikle belirtmek istediğim husus şudur: Ben, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan biri değilim. Çünkü ben bir suça tanık olmadığım gibi, bu dosyada sanık olarak bulunmamam gerektiğini düşünüyorum. Ben yalnızca gördüğüm, duyduğum ve yaşadığım hususları anlattım. İfademde de belirttiğim üzere, Ali Bey’in herhangi birine para verdiğini kendi gözümle görmüş değilim.
Tutanaklarda yer alan bazı ifadelerim, kesin bilgiye dayalı beyanlar değil; o an tarafıma sorulan sorular çerçevesinde olaylara ilişkin yaptığım değerlendirmelerdir. Takdir edersiniz ki savcılık ifadesi, burada dosyada birkaç sayfa olarak görünse de, o şekilde tek seferde ve kesintisiz anlatılmış bir metin değildir. Diyalog halinde sorular sorulmuş, ben de o anda düşündüğüm çerçevede cevaplar vermiş bulunmaktayım. O nedenle bazı kısımlar değerlendirme niteliğindedir. İkinci savcılık ifadem bakımından da şunu belirtmek isterim: O ifadeyi verdikten sonra, uzun süren süreç nedeniyle metni o anda ayrıntılı inceleme imkânım olmadı. Hatta bir süre dosyada da bulamadık.
Sonradan esaslı biçimde inceleme fırsatı bulduğumda, bazı hususların birbiriyle çeliştiğini fark ettim. Burada kimseyi haksız yere itham etmek istemem. Fakat maddi hata niteliğinde bazı hususlar bulunduğunu, bunların da dosyanın bütününü değiştirmese bile açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Müsaadenizle bu çelişkili noktaları da arz etmek isterim."
İmamoğlu söz aldı
Halk TV'den Gamze Altunay'ın haberine göre İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, söz istedi. Hakim kabul etti. İmamoğlu konuştu. İmamoğlu, gazetecilerin ve kameraların “En köşeden, 50-60 metre kuş bakışı ile izlemeye mecbur bırakılmasının doğru olmadığını”söyledi. Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine çağrıda bulundu. İmamoğlu, Ramazan Bayramı'na çok az bir vakit kaldığını belirterek mahkemenin bir sürpriz yapıp tutukluları tahliye etmesini talep etti.
İmamoğlu şunları ifade etti:
"Ramazan Bayramı’na gireceğiz. Bugün son gün. Olgunlaşan bir takım süreçlerde karşılıklı müzakere ve diyalog süreçleri yaşandı. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların kendi birtakım sıkıntılarından ve yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede benim gözlemlediğim bir asimetri var. Burada gerçekten yaşanan bir sıkıntı var.
Örneğin ailelerden bir kişi alınıyor. Ben sabah telefon hakkımı kullandım, haftada 10 dakika eşimle konuştum. Aileden bir kişi… Zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Bu reddedilip görüldüğü anda mutlu olanlar var, umudu büyüyenler var. Bu insanların “bir kişi” diye bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum.
İkinci asimetrik olan durum: 107 tutuklu burada öncelikle yargılanıyor. Bu 107 tutuklunun üç avukatı gelebilir diyorsunuz. Bu şöyle eksik kalıyor: Zaten insanların haftanın bir gününde görüşme günleri var. O görüşme günlerini değiştirmediler. Ben kendi adıma her gün katılmak zorundayım dediğim için beni buranın olmadığı güne kaydırıyorlar. Bu üç avukat kısıtının da doğru olmadığını düşünüyorum.
Çok önemli bir konu da medya. Arka taraftan buranın izlenmesiyle karşı karşıya kalınması… Basındaki insanların burayı izlemesi, heyetlerin de tanınması için daha doğru bir çerçeve olur.
"Bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki insanları eve gönderirsiniz, tarih değişir"
Dün İBB Başkan Vekili giremedi. Bu nereye kadar varıyor?
Ben 1300 kişiye senede bir kez toplantı yapıyorum. Burada konuşulan her konu belediye yöneticilerini ilgilendiriyor. Bunlar çete değil, itibarlı insanlar.
İddianamede CHP, ilk cümleden itibaren suçlu şüpheli gibi gösteriliyor; Yargıtay’a şikâyet edilecek kadar işaret edilen bir pozisyonda. CHP’lilerin girişi bile lütuf gibi gösteriliyor. Bu doğru değil.
Jandarmayla karşı karşıya gelmeyelim, özenli çalışalım; çabamız bu.
Herkes sorumluluk almaya hazır. Bütünüyle taahhüt ediyoruz ki lütfen bayramda bunu iyi değerlendiriniz. Bu tür kısıtlamaların ne size ne de burada yargılanan insanlara katkısı yoktur. Gerçekten insanların buna ihtiyacı var. Öyle çıkışlar vardır ki tarihte unutulmaz; bütün bunları revize eder. Müzakere kapısını açık tutarsanız burada çok daha makul, itibarlı bir hat çizersiniz ve kazanan yüce Türk yargısı olur. Naklen yayından bahsederken bu kısıtlamalara geldik. Bu ülke bir senede milyon dolarlar kaybetti. Bu mahkeme çok büyük. Bayrama giriyoruz. Bayrama gidecek herkesin en güzel günleri olsun. Bazen öyle bir çıkış yaparsınız ki insanları eve gönderirsiniz, tarih değişir. Böyle bir sürprizden bahsediyorum."


