22 yaşındaki Reyhane, Tahranlı bir İngiliz dili ve edebiyatı mezunu genç bir kadın. Ermenistan’a, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaştan sadece iki gün önce Agarak-Norduz sınır kapısından Ermenistan'a geçmiş. Reyhane için bu yolculuk bir savaştan kaçış değil, topyekûn bir “dijital karartma”dan kaçış anlamını taşıyor.
“Partnerim Avusturya’da. Dört yıldır birlikteyiz ve internet kesintilerinde basit bir telefon görüşmesi bile yapamadık” diyor. İran'daki internet kesintileri ona sadece kişisel ilişkilerinden fazlasına mal olmuş; internet olmadığı için üniversite başvuru tarihlerini de kaçırmış. Şimdi Yerevan’da Ermenistan oturma izni almaya çalışıyor. Çünkü Avusturya vizesine başvurabilmesinin tek yolu bu.
Reyhane gibi "dijital sürgünler", mutlaka savaşla gelen fiziksel bir yıkımdan değil, dijital hayatlarının çöküşünden kaçan profesyoneller ve öğrencilerden oluşuyor. İnternete erişebilecekleri güvenli bir alan; işlerine, eğitimlerine ve kişisel hayatlarına bağlanabilecekleri sabit bir IP adresi için geliyorlar.
İnternet özgürlüğü kuruluşu NetBlocks'a göre, İran 2026 yılının neredeyse üçte birini internetsiz geçirdi. Bu durum sadece interneti yavaşlatmakla kalmadı, tüm dijital ekonomiyi de yerle bir etti.
Bir zamanlar İran teknoloji dünyasının can damarı olan dev e-ticaret, pazarlama ve turizm şirketleri, gelirlerinin tamamen erimesiyle karşı karşıya kaldı. Bunu toplu işten çıkarmalar ve şirket kapanışları izledi. Bugün İranlıların LinkedIn akışı, dünyaya hâlâ bir çıkış yolu aradıklarını duyurabilmek için çeşit çeşit VPN’le bağlanan profesyonellerin paylaştığı "İş Arıyorum" ilanlarıyla dolu bir denize dönüşmüş durumda.
Sınırın ötesinde, Ermenistan’da ise dijital dünya yeniden açılıyor. İranlılar burada yeni geçim kaynakları ve gelecekleriyle yeniden ilişki kuruyor.
Bazıları için güvenlik, bazıları için hayatta kalma
Yerevan, önce Rus şimdi de İranlı dijital sürgünlerin ani akınına yabancı değil. Şehir, 2022’de savaşın etkilerinden ve finansal yaptırımlardan kaçan binlerce Rus için ana duraklardan biri oldu. Ancak İran’dan gelen bu yeni dalga ile aradaki tezat çarpıcı. Rus dalgası büyük ölçüde Yandex gibi devlerin tüm departmanlarını ve bankacılık sistemlerini taşıdığı kurumsal bir süreçken, İranlı akını daha sessiz sedasız ilerliyor. Bu grup; günlük ihtiyaçları için küresel internet ağına bağımlı olan IT çalışanları, küçük girişimler, öğrenciler ve freelancer’lardan oluşuyor.
Eylülde Yerevan’a taşınan 34 yaşındaki Arian, Alman bir IT şirketi için ürün yöneticisi olarak çalışıyor. İran ve İsrail arasındaki Haziran’daki 12 günlük savaştan sonra şirketi tüm ofisini Ermenistan’a taşımış.
Arian, “Asıl sebep internetti” diye açıklıyor. “Alman sponsorlarımız ve müşterilerimiz artık durmadan giden internete tahammül edemiyordu. Bize kısa bir süre tanındı: Ya taşınacaktık ya da kapanacaktık.” Tahran ofisindeki 10 çalışan, aileleri de alarak, Yerevan’a yerleşmiş.
Rus göçmenler, kendilerine otomatik çalışma hakkı ve sadece 80 dolara yasal ikamet belgesi sağlayan Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) koruma tedbirlerinden yararlanırken, İranlılar daha zor koşullarla karşılaşıyor. İranlılar için yasal ikamet, 400 dolara mal olan geçici oturma izni gerektiriyor. Bu da ancak bir iş ve Ruslardan beş kat daha yüksek giriş bedeli demek.
Öte yandan İranlı iş dünyasının yasal düzenleme için herhangi bir talepte bulunmaması, bu genç iş gücünün ekonomik potansiyelinin sürekli vize yenileme döngülerinde harcanmasına neden oluyor. Net bir entegrasyon yolu olmazsa, bu çalışanlar kayıt dışına kayma riski de taşıyor. Bu durum sadece yereldeki ücretleri düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda Ermenistan’ı bu dijital sürgünlerin sağlayabileceği stratejik büyümeden de mahrum bırakıyor.
Ermenistan’ın dijital sözleşmeler ve iş kotaları konusundaki son hamleleri bu iş gücünü yasallaştırmak adına olumlu adımlar, ancak giderek kalabalıklaşan İranlı freelancer’lar için engeller hâlâ fazla. Hükümet, vergi teşviklerinin ve ikamet kriterlerinin sadece dev şirketlere veya ayrıcalıklı pasaportlara sahip olanlara değil, Yerevan’da hayat kurmaya çalışan bağımsız stratejistlere ve içerik üreticilerine de eşit derecede erişilebilir olmasını sağlayabilir.
Entegrasyon mu, transit geçiş mi?
Birçok İranlı için Yerevan bir "bekleme odası"; Avrupa vizesi alana kadar Batı’ya dönük kariyerlerini sürdürebilecekleri bir alan. Bir kısmı içinse Ermenistan’ın İran’a kültürel yakınlığı, kalıcı bir yaşam potansiyeli sunuyor.
Dijital tasarımcı Nilüfer ve kripto para yatırımcısı eşi için Ermenistan, sadece "çalışabilme kapasitesini" temsil ediyor. Nilüfer, taşındığından beri yeni hayatlarını sürdürmek için gereken iş hacmine sonunda ulaşabildiğini söylüyor.
Ancak herkes dijital ekonomi için gelmiyor. Bazı ebeveynler için çocuklarının dijital dünyaya erişimi önemli. Yakın zamanda ulusal "Genç Programcı" ödülünü alan 17 yaşındaki Nima, sadece iletişim için değil, eğitimi ve işi için de internete muhtaç. 12 yaşındaki Pouya için ise internet; dikkat dağıtıcı unsurlar ve sürekli savaş endişesi olmadan ders çalışmak, oyun oynamak ve ödevlerini yapmak için zorunlu bir araç.
İran’dan ayrılabilmek hâlâ bir ayrıcalık. Askerlik yükümlülükleri, çıkış harçları ve seyahat maliyetleri birçok yetenekli profesyoneli kapana sıkıştırmış durumda. Sınır kapısına ulaşabilenler, bu kısıtlamaları aşabilen şanslı azınlık.
Ermenistan’ın bu bölgesel beyin göçünü kendi lehine bir "beyin kazanımına" dönüştürüp dönüştüremeyeceği, atacağı adımlara bağlı. Ülke kalıcı bir hayat mı sunacak, yoksa bir gözü kapıda olanlar için sadece geçici bir çalışma masası mı olacak?
*Civilnet'ten Melika Safaei'nin haberinden kısaltılarak çevrildi.



