Eti Gümüş ve Doruk Madencilik işçilerinin direnişi nedeniyle tutuklanan Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır Akhisar Süleymanlı Cezaevi’nden bir mektup kaleme aldı.
Çakır, cezaevinden gönderdiği mesajda mevcut sendikacılık anlayışını eleştirerek madencilere “Bu gözü görmeyen, kulağı duymayan sendikalardan bir an önce kurtulun” çağrısı yaptı. Kendisini bir dönem köyünde koyun çobanlığı yapan, ardından 20 yıl madende çalışan bir işçi olarak tanımlayan Çakır, Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği 2014’te yaşanan facianın kendisi için bir dönüm noktası olduğunu belirtti.
“Çocuklarınızın geleceği için kurtulun”
Cezaevinden işçi ve emekçilere selam gönderen Çakır, kendilerine destek veren siyasi partilere, sendikalara, sivil toplum kuruluşlarına ve halka teşekkür etti.
Çakır, özellikle madencilere seslenerek mesajını şu çağrıyla tamamladı: “Bu gözü görmeyen, kulağı duymayan sendikalardan bir an önce kurtulun. Bunlarla hiç kazanamaz hep kaybedersiniz. En azından çocuklarınızın geleceği için bunlardan kurtulun.”
Mektubun tamamı şu şekilde:
“Ben Gökay Çakır, bir zamanlar köyünde koyun çobanlığı yapan bir vatandaşım. Askerlikten sonra 20 sene madende çalışan insanım, nihayetinde 2014’e kadar, yani 301 kişi katledilene kadar, madenci dostlarım, ben de sizler gibi görmeyen ve duymayan bir yurttaştım. Çünkü bu ülkede ne yazık ki adına sendikacılık dedikleri şey yer köstebeği imiş. Yer köstebeğinin gözü olmaz, bilenler bilir; kulağı duymaz, kulağı da yoktur. Biz işçiler olarak ne kadar çabalarsak çabalayalım, bu köstebekler hep yerin altında yaşadıkları için sürekli çalışmayı severler. Onlar ölen madenciyi duymaz, işten atılanı görmez, çalışanın sürekli çalışmasını severler.
Bunlar sendikacılık yaparken gözlerini ve kulaklarını kaybederler. Çünkü onların işine gelmediği zaman gözleri görmez, kulakları duymaz. O arkadaşlar şeytanla çelik çomak oynarlar. Sonraki mektubumda bu şeytanı da anlatacağım.
Bağımsız Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır olarak ben, 5 senedir yaptığım görev icabı hiçbir işçi kardeşimin, sendika olarak hiçbir kimseyi mağdur etmedik. Ben şu anda cezaevindeyim, değerli dostum Başaran Aksu da cezaevinde. Benden önceki Genel Başkanım Tahir Çetin işçiler için, hakları için çok mücadele etti, Soma’da 7 bin 200 işçinin hakkını aldı ama işçiler için bunu yaptı, hayatını kaybetti. Genel Başkanım hayatını kaybetti ise işçiler için, ben ya da Başaran Aksu cezaevine düşmemiz çok mu?
Yeter ki binlerce işçi kardeşimiz kazansın. Benim çocuklarım mağdur olabilir; yüzlerce, binlerce çocuğun yüzü gülüyor, onun için cezaevinde yatmak onurdur. Selam olsun bütün işçi, emekçi dostlara. Türkiye’nin bizlere destek veren tüm siyasi parti, sendika, sivil toplum kuruluşları ve halkımıza teşekkür ederim.
Madenci kardeşlerim, özel selamımdır: Bu gözü görmeyen, kulağı duymayan sendikalardan bir an önce kurtulun. Bunlarla hiç kazanamaz hep kaybedersiniz. En azından çocuklarınızın geleceği için bunlardan kurtulun.”



