21 Mart akşamı aile ziyareti için gittiği Tokat’ta gözaltına alınan ve Ankara'ya götürüldükten sonra tutuklanan BirGün muhabiri İsmail Arı, 75 günlük tutukluluğunun ardından bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Mahkeme, gazeteci İsmail Arı’nın tahliyesine karar verdi.
Duruşmada yaşananlar şu şekilde:
Duruşma salonu açılırken alan yetersiz olduğu için izleyiciler ayakta kaldı. Duruşma salonundaki oturma alanlarına dosya yerleştirildi. Duruşmaya ilginin yoğun olması ve çok sayıda izleyicinin gelmesi nedeniyle daha büyük bir salona geçilmesine karar verildi ve duruşma salonu değiştirildi. Duruşma, 15. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görüldü.
Duruşma salonunda çok sayıda gazeteci, siyasetçi ve meslek örgütü temsilcisi de yer aldı. İsmail Arı'nın ailesinin yanı sıra Utku Çakırözer, Sevda Karaca, Kayıhan Pala, Selin Sayek Böke, Alper Taş, Önder İşleyen, Mehmet Türkmen, İsmail Hakkı Tonbul, Alican Uludağ, Gökçe Gökçen, Murat Emir, Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner, Gamze Taşcıer, Seyit Aslan, Süleyman Bülbül ve Suat Özçağdaş gibi isimler de duruşmayı takip etti.
Hakkında 8 yıla kadar hapis cezası istenen İsmail Arı, duruşma salonuna alkışlar eşliğinde geldi. BirGün'de yer alan habere göre duruşma, kimlik tespitinin ardından başladı.
Savunma beyanında, avukat Kerem Altıparmak, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını kaynak göstererek ifade özgürlüğünün hedef alındığını savundu. Altıparmak, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin, yanıltıcı bilginin kamuoyuna yayılmasını suç sayan hükmünün “gazetecileri hedef almak için bir araç haline geldiğini” belirtti. Savunmanın, dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne sevkini talep ettiğini de ekledi.

İncelemenin ve itiraz reddedilmesinin ardından İsmail Arı'nın savunmasına geçildi. Mahkeme heyetinin yaptığı beyanlar, duruşma salonunda ses sistemi bulunmaması nedeniyle duyulamadı. Arı,SEGBİS açılmasını talep etti. Taleple ilgili savcı, "Takdir mahkemenindir" dedi. Hakim, SEGBİS açılması talebinin reddine karar verdi.
Avukat Ali Deniz Ceylan “Hakim Bey bu şekilde devam mı edeceksiniz. Bakın bu çok zor oluyor. 6 sayfa savunması var bir de bizim savunmalarımız olacak” dedi. Avukat Kerem Altıparmak “Bu şekilde adil bir savunma da yapılamamakta. Bu savunmanın insicamına da aykırı. İsmail savunmasına mı yoğunlaşsın sizin kayda doğru geçip geçmediğinizi mi kontrol etsin?” dedi.
Avukatların itirazının ardından duruşmaya ses sisteminin kontrol edilmesi ve SEGBİS'in denenmesi için ara verildi. Duruşma başlangıcında SEGBİS talebi reddedilen İsmail Arı savunmasına devam ederken avukatları mahkeme heyetinden tekrar SEGBİS sisteminin kurulması talebinde bulundu.
Cumhuriyet'ten Aytunç Ürkmez'in salondan aktardıklarına göre duruşma da yaşanan gelişmeler şu şekilde:
Daha sonrasında İsmail Arı'nın savunması başladı. Arı, "Buraya sadece kendimi değil, gazeteciliği savunmak için geldim" sözleriyle savunmasına başlayarak; "75 gündür yatarı olmayan bir suçtan ve 58 satırlık bir iddianame yüzünden içerideyim. Gazetecilik hakkım engellenmektedir. Kapasitenin çok üstünde bir koğuşta, yerde yatmaktayım. Anayasa ve hukuk ayaklar altına alınarak tutuklandım. Yaşadığım süreç, bu adliye binasının gördüğü en hukuksuz süreçlerden biridir. Basın ve demokrasi tarihine geçen bu hukuksuzlukları sıralamak istiyorum" dedi.
"Soruşturma evrakımdaki video kaydından dolayı, videodan 65 gün sonra savcı tarafından gözaltına alındım" diyen Arı; "Gözaltına alındığımda bayram ziyareti için Tokat'ta bulunuyordum. Bir diğer evrakta ise benim eşimin dayısı, amcası ve teyzesinin adresleri gösterilmiş. Savcılık beni neden annem ve babamın evinde değil de eşimin akrabalarının evinde aradı? Ben bunu merak ediyorum. Bu konu hakkında suç duyurusunda bulunmanızı talep ediyorum. Gözaltına alındığımda ise jandarma ve polis suç örgütü lideri ya da uyuşturucu baronlarına yapan baskındaki gibi eşimin akrabalarının evine dayanmıştır. Ayrıca, o dönem Ankara Valiliği'nce, 'benim talebim olmaksızın' suç örgütleri tarafından tehdit edildiğim için iki polis tarafından korunuyordum. Bu şartta neden gözaltına alındım?" ifadelerini kullandı.
Polisler hakkında suç duyurusu
Gözaltına alındığında telefonun mahkeme kararı olmaksızın alındığını, daha sonra karakol bahçesinde akrabalarına teslim edildiğini ve çıplak arama yapılmak istendiğini, pantolonunun indirilerek 3 kere 'eğil kalk' yapılmak istendiğini, bunu kabul etmediğini belirten Arı, söz konusu eylemlerde sorumluluğu bulunan polisler hakkında suç duyurusu yapılmasını istedi.
Mahkeme hakimi reddettiği SEGBİS kaydı talebini yapılan itirazlar sonucunda kabul etti.
SEGBİS kaydının açılması için duruşmaya ara verildi.
Soruşturma dosyasının gözaltı sürecinde genişletildiğini belirten Arı, birisinin kendisi gözaltındayken sosyal medyasını tarayıp, yeni videolar çıkardığını ileri sürdü. "Hakkımda koruma kararı olmasına rağmen, sanki kaçıyormuşum gibi gözaltına alınıp, Sincan Cezaevin'e gönderildiğimi anlamak mümkün değil" dedi.
"Erdoğan ailesi rahatsız değilken, iddia makamı neden rahatsız"
İddianameye yönelik savunmasına geçen Arı, tutuklanma nedeni "Erdoğan ailesinin vakıfları" videosu hakkında; "Erdoğan ailesinin rahatsız olmadığı videodan, iddia makamı neden rahatsız olduğunu anlamakta zorlanıyorum. 3 video haber ve sosyal medya paylaşımı nedeniyle, 217/A'dan tutuklandım. Bu yasa Meclis'ten geçerken, gazetecilere uygulanmayacak denmişti, 217/A'ya yönelik suçlamaları reddediyorum" dedi.
İsmail Arı, Yunusemre Vakfı soygunu haberine ilişkin de "Bu soygunu ben ortaya çıkardım. Ben bunu yazdığımda ortada soruşturma yoktu. Ben davaları da takip ettim ki, o davaya da siz baktınız. Yine böyle bir büyük salondaydık, siz yine aynı yerde oturuyordunuz, savcı hanım da yanımızdaydı. Şimdi bu haberden dolayı siz yine orada oturuyor, ben de kürsüde bulunuyorum" dedi.
"Tertemiz gazetecilik yaptım"
Arı, savunmasını; "Ben halk için gazetecilik yaptım. Çok iyi maaşlara iş teklifi aldım, reddettim. Tutuklanınca da insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Maalesef bu ülkede gazeteciler, aydınlar hep tutuklandı. Bu iktidar döneminde de. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, kimsenin de partisine göre bakmadım. Bunu sağır sultan duydu, yargı makamı duymadı. Gazetecilik suç değildir, tahliyemi talep ediyorum" ifadeleriyle tamamladı.
Arı'nın savunmasını tamamlamasının ardından avukatlara geçildi.
Av. Kerem Altıparmak; 217/A'nın uygulanabilmesi için gerekli şartları sıraladıktan sonra; "Müvekkilimin haberlerinde dolayı halkımız ne zaman paniye girmiş de ayaklanmış. Müvekkilim o haberi yapmasa, yolsuzluğu yapanlar (Yunusemre Vakfı) ortaya çıkmayacak ve yargılanmayacak. Müvekkilimin beraat edilmesini talep ediyoruz" dedi.
Av. Ali Deniz Ceylan ise "İsmail Arı, 2023 öncesinde birçok Kızılay haberi yaptı ve kitap da yazdı. Maalesef o zaman da idari makamların tepkisi dava açmaktı. Halbuki, İsmail Arı depremden önce Kızılay'ın şirketleştiğini, çadır satacağını yazdı. Kamu makamlarının bu olaydaki ilk tepkisi dava açmak oluyordu. Ancak, haberleri kamu denetimi olarak algılansaydı, belki de o depremde Kızılay hakkındaki tartışmaları yaşamayacaktık. İsmail Arı gibi gazeteciler, Uğur Mumcu gibi araştırmacı gazetecilik geleneğinden geliyor, bu nedenle de böyle sağlam haberler yazıyor" ifadelerini kullandı.
Savcılık toplanmayan deliller sebebiyle soruşturmaya etki edebileceği gerekçesiyle tutukluluğun devam etmesini talep etti. Mahkeme, gazeteci İsmail Arı’nın tahliyesine karar verdi.



