24. İstanbul Onur Yürüyüşü, Kadıköy Moda’da ve farklı noktalarda başladı.
Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıklarının, “kamu düzeni ve toplumsal barışın korunması” iddiasıyla aldığı yürüyüş yasağına rağmen Onur Yürüyüşü Moda’da gerçekleştirildi.
LGBTİ+’lar, saat 12:00, Kadıköy’de bir araya geldi. DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki ve Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil de Onur Yürüyüşü’ne destek için Kadıköy’deydi.
Yasağa rağmen sokağa çıkan en az 50 kişinin, polis tarafından gözaltına alındığı bildirildi.
24. İstanbul Onur Yürüyüşü açıklamasının tam metniyse şöyle:
"Bize çekilen bu barikatlar, kapatılan mahalleler, sokaklar, ilçeler, meydanlar... Bugün biz yürüyeceğiz diye bütün kent abluka altına alındı. Kamusal alanı bizlere kapatabileceğinizi, bizi görünmez kılabileceğinizi sanıyorsunuz. Oysa yürüyüşümüz de, örgütlülüğümüz de, varoluşumuz da engellenemez. Bizler bu kentin yabancısı değiliz; bu sokakların, bu meydanların, bu hayatın parçasıyız. Kamusal alan hepimizindir. Taktık tokuşturduk sardık sürüştürdük, inadına göründük inadına parladık.
Yıllardır bizlere kapattığınız meydanlardan, sokaklardan ve yaşam alanlarından vazgeçmedik. Yasaklarınızın arasındaki her çatlaktan sızdık, birbirimizi bulduk, dayanışmayı büyüttük. Çünkü biliyoruz ki barikatlarınız, iktidarınız kadar kırılgan. Siz baskıyı artırdıkça biz dayanışmayı büyüttük; siz yasak koydukça biz yeni yollar açtık. Geçmişte olduğu gibi bugün de özgürlük mücadelesinin en ön saflarında lubunyalar, translar, kadınlar olacak. Yurttaş olduğumuz, eşit ve özgür yaşayabildiğimiz bir toplumu birlikte kuracağız.
Korkmadan, saklanmadan, boyun eğmeden buradayız. Tüm görünen, gizlenmek zorunda kalan lubunyalar için açık kimliğimizle, açık çağrımızla buradayız. Açığız, saçığız. Saklı değiliz; örgütlüyüz, birlikteyiz. Sesimizi baskıyla, sloganlarımızı yasaklarla susturamazsınız.
Hayatlarımızı yargı paketlerinizle, keyfi yasaklarınızla, nefret politikalarınızla düzenleyemezsiniz. İntersekslerin bedenlerine zorla müdahale edilerek, transların beden uyumlama süreçleri yasaklanarak var oluşumuzu bitiremeyeceksiniz; her nesilde yeniden doğacağız. LGBTİ+ bayraklarımızı da, kimliklerimizi de, varoluşlarımızı da suç ilan etmenize izin vermeyeceğiz. Devletin hukuksuz fiili yasaklarını da, nefreti yasallaştırmaya çalışan düzenlemeleri de meşru görmüyoruz.
Seçim meydanlarında bizi hedef gösterenler, toplumu kutuplaştırarak iktidarını sürdürmeye çalışanlar bilsin ki; aile söylemi üzerinden örgütlediğiniz nefret kampanyaları da, bizleri günah keçisi ilan eden siyasetiniz de sonuç vermeyecek. Biz LGBTİ+'lar ne sokaklarımızı, ne siyaseti, ne de hayatlarımızı sizlere bırakacağız.
Bizlere barikat kuran polis; kadın katillerine, çocuk istismarcılarına, patronların iş cinayetlerine, emeği sömüren düzene aynı kararlılıkla barikat kurmuyor. Hakkını arayan işçiye, öğretmene, öğrenciye, kadına ve LGBTİ+'lara yöneltilen şiddet; bu düzenin kimi koruduğunu, kimi hedef aldığını açıkça gösteriyor.
Lubunya dostlarımız; bu siyasal iklimin insanları nasıl yalnızlaştırdığını, yoksullaştırdığını, umutsuzluğa sürüklediğini biliyoruz. Barınma hakkının gasp edildiğini, sağlığa erişimin zorlaştırıldığını, güvencesizliğin hayatlarımızı kuşattığını biliyoruz. Ama yalnız değilsiniz. O eski kalabalıklar hâlâ burada. Dayanışma hâlâ burada. Biz birbirimizi bırakmadık, hiçbir yere gitmedik.
Bizleri yasaklayamazsınız. Arzularımız, kimliklerimiz, cinselliğimiz, bedenlerimiz, dönüşüm süreçlerimiz, hormonlarımız yasaklanamaz. Politik varlığımızı, kamusal görünürlüğümüzü nefret söylemleriyle, yasalarla, kolluk şiddetiyle ortadan kaldıramazsınız.
Bugün belki hepimiz aynı sokakta değiliz. Ama bizlere yasakladığınız her sokağın köşesinden yeniden çıkacağız. Eğer bu sokaklar yasaksa, bu kentin her yeri mücadele alanımızdır. Bir lubunyanın sesi hepimizin sesidir. Birimize yönelen saldırı hepimizedir. Bizi susturmaya çalışanlara karşı birbirimizin sesi, bizi yalnızlaştırmaya çalışanlara karşı birbirimizin omzu oluyoruz.
Bugün bu sokaklarda yalnızca lubunyalar yok. Devlet aileci politikalarla kadınların kazanımlarına saldırırken LGBTİ+ düşmanlığını bilinçli bir siyasal araç olarak kullanıyor. Kadın hareketi ile LGBTİ+ hareketini birbirinden koparmaya, feminist mücadeleyi daraltmaya çalışıyor. Ama başaramayacak. Bugün bu sokaklarda feministler, işçiler, öğrenciler, emekçiler, demokratik kitle örgütleri ve farklı toplumsal mücadelelerin yol arkadaşları birlikte yürüyor. Çünkü özgürlüğün yolu birbirimizle kurduğumuz dayanışmadan geçiyor.
Yıllardır aynı bahaneler tekrar ediliyor: Genel ahlak, aile, hayasızlık... Kelimeler değişiyor ama devletin LGBTİ+'lara yönelik baskısı değişmiyor.
Devlet erkek şiddetini, polis şiddetini ve nefreti meşrulaştırırken bizim bedenlerimizi, kimliklerimizi ve cinselliğimizi "müstehcenlik" ve "hayasızlık" diyerek hedef alıyor. Oysa ahlaksız olan görünür bedenlerimiz değil; baskıdır, şiddettir, yasaklardır. Ahlaksız olan bizim hayatlarımız değil, insanların yaşam hakkını hiçe sayan politikalardır.
Her gün bir transın, kadının öldürüldüğü haberleriyle uyanıyoruz. Biz translar artık öldürülmek değil; yaşamak, yaşlanmak ve ecelimizle ölmek istiyoruz. Bu devletin bizlere güvenli bir yaşam borcu var. Bugün burada Hande, Okyanus Efe, Poyraz, Roşin Çiçek, Cindy Çağla, Ecem Seçkin ve yaşam hakkı elinden alınan tüm arkadaşlarımız için de bulunuyoruz. Yas tutma hakkımızı bile engellemeye çalışanlardan korkmuyoruz. Haklarımızla birlikte yaşamak, eşit yurttaş olmak, yasımızı tutabilmek istiyoruz.
Direniş bizim için hayati. Tıpkı erişimi engellenmeye çalışılan hormonlarımız gibi. Hormona erişim temel bir sağlık hakkıdır. Bu hakkı savunan arkadaşlarımız işkenceyle gözaltına alınırken bile mücadelemizden vazgeçmiyoruz.
NATO Zirvesi öncesi sırf tüm muhaliflere gözdağı vermek için 178 kişi hukuksuzca tutuklandı, tutuklananlar arasında mücadele arkadaşımız ve gazeteci Yıldız Tar da bulunuyor. Yıldız, sadece gazeteci değil ve tutuklanmasının ne anlama geldiğini yine en iyi biz biliyoruz. Bugün, uğradığımız tüm hak ihlâllerini kamuoyuna duyuran Yıldız için de yürüyoruz.
‘Direneceğiz’
Hormon kısıtlamaları, beden uyum süreçlerine yönelik keyfi engeller, yaş sınırlarının artırılması ve sürekli gündeme getirilen nefret düzenlemeleri; bedenlerimizi ve hayatlarımızı denetleme girişimleridir. Ama bedenlerimiz de, örgütlenmemiz de, mücadelemiz de denetlenemez.
Faşizme karşı direneceğiz. Gücümüzü bu topraklarda yıllardır direnen bütün lubunyalardan alıyoruz. Depremde dayanışma ağlarının dışında bırakılan lubunyalardan, seks işçisi lubunyalardan, göçmen lubunyalardan, Kürt lubunyalardan, savaşlara karşı direnen dünyanın dört bir yanındaki LGBTİ+'lardan alıyoruz. Çünkü bizim mücadelemiz yalnızca hayatta kalma mücadelesi değil; sömürüsüz, eşit, özgür bir yaşamı birlikte kurma mücadelesidir.
Lubunyaların, transların, kadınların ve bütün ezilenlerin özgür ve eşit yaşayacağı bir dünyayı kurmaktan vazgeçmeyeceğiz."
Kaymakamlıklardan yasaklama
24. İstanbul Onur Yürüyüşü öncesinde Beyoğlu ve Kadıköy kaymakamlıkları, ilçe genelindeki tüm açık alanlarda toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile benzeri etkinlikleri yasaklamıştı.
Kaymakamlıklar, kararların “kamu düzeni ve toplumsal barışın korunması” iddiasıyla alındığını bildirmişti.
Kadıköy Kaymakamlığı 26 Haziran tarihli açıklamasında, ilçe sınırları içerisindeki cadde, sokak, meydan ve ana arterlerde, “devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne ve anayasal düzene aykırı olabileceği ya da hak ve özgürlüklerin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla” 27 Haziran Cumartesi günü saat 08.00’den 28 Haziran 2026 saat 23.59’a kadar eylem ve etkinliklerin yasaklandığını kaydetmişti.
Kapalı yollar ve alanlar
Alınan tedbirler kapsamında:
Taksim Meydanı ve Cumhuriyet Anıtı bariyerlerle kapatılacak.
Gezi Parkı çevresi bariyerlerle çevrilerek gerektiğinde yaya girişleri kontrollü yapılacak.
İstiklâl Caddesi ve Tünel Meydanı’na kadar uzanan ara sokaklar araç ve yaya trafiğine kapatılacak.
Karaköy Meydanı ve çevresi bariyerlerle kapatılacak.
Mete Caddesi, Gümüşsuyu Caddesi, Sıraselviler Caddesi, Billurcu Sokak, Meşelik Sokak, Divan Kavşağı, Kazancı Yokuşu, Balo Sokak, Yeni Çarşı Caddesi, Şişhane Meydanı, Firuzağa Meydanı ve bu bölgelere bağlı ara sokaklarda da benzer tedbirler uygulanacak.
İhtiyaç duyulması halinde Beyoğlu’nun farklı noktalarında da araç ve yaya trafiği geçici olarak durdurulabilecek.
Kaymakamlığın açıklamasında, söz konusu tedbirlerin 28 Haziran günü boyunca uygulanacağı belirtildi.
İstanbul Valiliği’nden de metro yasağı
Metro İstanbul da İstanbul Valiliği’nin aldığı karar doğrultusunda saat 10.00 itibarıyla ikinci bir duyuruya kadar:
M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattının Taksim istasyonu ve F1 Taksim-Kabataş Füniküler hattının işletmeye kapalı,
M2 hattının Şişhane istasyonunun Kasımpaşa çıkışı dışındaki tüm giriş çıkışların da yolcu kullanımına kapalı olacağını duyurdu.
Karar doğrultusunda, araçlar Taksim istasyonunda durmayarak seferine devam edecek.
Kaynaklar: BirGün, bianet



