İstanbul’da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylemleri nedeniyle son yıllarda olduğu gibi bugün de bazı yollar trafiğe kapattı. Ancak kadınlar da her yıl olduğu gibi yürüyüşlerini yapmak, taleplerini dile getirmek ve seslerini duyurmak için alternatif olarak kullanılan Sıraselviler'de toplandı. 19.30'daki toplanmaya, kadınlar saatler öncesinden gelmeye başladı. Ellerinde flamalar ve pankartlarla birçok kadın alanda yerini alırken, "Kadın, yaşam, özgürlük", "Jin, jiyan, azadi", "Kadınlar ölürken polisler nerede?", "Kadın cinayetleri politiktir", "Hak, hukuk, adalet" sloganları atılıyor.
#FeministGeceYürüyüşü 'müzü tüm coşkumuzla yapmış, birbirimizi gözeterek sakince dağılırken polis aramızdan arkadaşlarımızı seçerek gözaltı yaptı. Biz arkadaşlarımızı geri alacağız, siz #8Mart'ta kadınların ve lubunyaların yürümesine alışacaksınız.
— 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü (@8MartYuruyus) March 8, 2026
Yaşasın Feminist Mücadelemiz pic.twitter.com/dlPFqV0gLC
Feminist Gece Yürüyüşü'nün bitiminde kadınlar dağılırken, polis altı kişiyi gözaltına aldı. Kadınların tüm itirazına rağmen gözaltına alınan kişiler, emniyete götürüldü. Feminist avukatlar, işlemleri takip etmek için emniyete gitti.
Taksim'e barikat
Bugün erken İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamaya göre, saat 11.00’da Kadıköy’deki eylemler kapsamında trafiğe kapatılacak yollar belirlendi.
Anadolu Ajansı’nın habere göre, bu kapsamda, Söğütlüçeşme Caddesi Tramvay Yolu, Bahariye Caddesi Tramvay Yolu ve Albay Faik Sözdener Caddesi Tramvay Yolu trafiğe kapatıldı. Ayrıca Metro İstanbul’un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada ise İstanbul Valiliği'nin aldığı karar doğrultusunda, saat 15.00 itibarıyla ikinci bir duyuruya kadar, M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı’nın Taksim istasyonu, Şişhane İstasyonu ve F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattının işletmeye kapalı olacağı duyuruldu.
Ancak kadınlar, tüm kapatılan yollara ve ulaşıma rağmen, Taksim'e doğru ilerledi. Barikatlarla çevrili Taksim'e giremeseler de Cihangir ve Sıraselviler'de bulaşan kadınlar sloganlarla, pankartlarla ve marşlarla ablukayı kırmayı bu sene de başardı.
19.30'da başlayan "8 Mart Kadın Yürüyüşü", saat 21.00'e doğru basın açıklamasının Türkçe, Kürtçe ve Arapça okunmasıyla ve danslar eşliğinde son buldu.
Filistinli, Dürzi, Alevi kadınlar
24. Feminist Gece Yürüyüşü'nün 2026 basın açıklaması şöyle:
"Bugün burada 24. feminist gece yürüyüşünde bir aradayız. Her yıl olduğu gibi coşkumuz, isyanımız ve dayanışmamızla sesimizi yükseltiyoruz.
Bugün bu alana polis barikatlarını aşarak, uzun yollar yürüyerek geldik. Neden mi? Çünkü hepimiz kurtuluşumuzun feminizmde olduğunu, bu dünyada var olmak için tek seçeneğimizin feminizm olduğunu biliyoruz.
Dün, bugün, muhtemelen yarın. Her gün her birini erkeklerin çıkardığı savaşa ve yarattığı yıkıma uyanıyoruz. Yanı başımızda İran’a ABD ve İsrail füzeleri düşerken Türkiye, NATO üslerini kullanıma açarak bu suça ortak oluyor. Bu savaşı “kadınları özgürleştirme” adına meşrulaştırmaya çalışan İsrail’in hapishanelerinde Filistinli kadınlar işkence görüyor. Suriye’de ABD desteğiyle iktidarda olan HTŞ, Alevi, Kürt, Arap, Dürzi kadınları öldürüyor. Epstein dosyalarını ve kendi suç ortaklığını örtmek için elinden geleni yapan Trump, ancak düşmanını bombalamak için işlevli olduğunda kadınların özgürlüğünü aklına getiriyor. Biz bu yalanı Irak'tan, Afganistan'dan biliyoruz! Dünyayı kimlerin talan ettiğini, bizlerden çalıp nasıl da zenginleştiklerini izliyoruz. Bizleri açlıkla sınayıp cebimizdeki üç kuruşa, ağzımızdaki iki lokmaya göz koyarlarken hem de. Bizleri birbirimize düşman ederken gücüne güç katanları görüyoruz. Hepimizin yaşamını nasıl da soluksuz bıraktıklarını. Bildiğimiz dünyanın alaşağı olduğu şu günlerde, bu karanlığa kapılmamak, umutsuzluğa alışmamak ve erkeklerin yarattığı bu düzene razı gelmemek gerektiğini birbirimize hatırlatıyoruz. Tam da bu yüzden bir yandan islamcı diktatör rejimlere karşı direnirken diğer yandan ABD ve İsrail saldırganlığına karşı “bizim özgürlüğümüz sizin ellerinizle gelmeyecek” diyen kadınların sesine ortak oluyoruz.
Yüzyıllardır erkekler biz kadınların sırtından geçiniyor, kadınların karşılıksız emeği sayesinde karnı tok, sırtı pek bir hayat sürüyor. Kadınların ev içinde yeniden ürettiği yaşam sayesinde kamusal hayatta boy gösteriyor, ücretli işlerde rahatça çalışıp statü elde edebiliyor. Kadınların cinselliklerini kontrol ediyor, adına sevgi diyerek kadınların kendi hayatları üzerindeki karar alma haklarını gasp ediyor. Kadınların kendilerine tabi olduğuna dair sarsılmaz inançla, kadınlara şiddet uygulamayı, öldürmeyi kendilerine hak görüyor. Bazen arkalarına bir tarikatı, bazen bir çeteyi, bazen devletin savcısı olmanın gücünü alarak. Önleyici koruyucu politikaların uygulanmamasından, cezasızlıktan, kadınların en temel haklarının; medeni kanunun, boşanmanın, nafakanın, kürtajın sürekli tartışma konusu yapılmasından, saldırı altında olmasından besleniyor erkekler.
Aile yılı diyerek
Yok “aile yılı”, yok bizi cinsiyetsizleştirecekler diyerek, işi cinsiyeti denetlemeye kadar vardırıp “cinsiyetine uygun olmayan davranışlar” diye uyduruk kategoriler yaratarak transların hormona erişimini ve yaşam hakkını engellemeye, temelde erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğini korumaya çalışıyorlar. Çünkü bu egemenliğin tehlikede olduğunu biliyorlar, çünkü feminizmin değiştirme gücünün yarattığı tehlikenin farkındalar. Çünkü bu düzen değişecek. Bugün burada olan/olamayan, kendi hayatında patriyarkaya karşı mücadele veren her kadın sayesinde.
Bizler, yüz yıl önce bu sokakta yürüyen bir kadının belki ancak hayal edebileceği bir mücadeleyi gerçek kılarak erkeklerin kadınlara karşı işledikleri suçları nasıl açığa çıkardıysak, yeni bir dünyayı da böyle kuracağız. Feminist dayanışmamız sayesinde. Kendi hayatlarımıza yön vermek, özgür olmak, bedenimize, emeğimize, cinselliğimize, kimliklerimize sahip çıkmak için. Geleceğimize sahip çıkmak için.
Kurtuluşumuz feminizmde diyoruz. Kurtuluş birlikte, feminist dayanışma ile mümkün. Kendi yaşamlarımızdan, bizden önce gelen tüm kadınlardan öğrendiklerimizle dünyayı dönüştüreceğiz. Çünkü barış içinde, çünkü düşman olmadan, çünkü eşit ve adil bir hayat kurarak yaşamanın mümkün olduğunu feminizmden öğrendik.
Bu nedenle tekrar ediyoruz: yaşasın feminist mücadelemiz!"



