Şubat ortasında diasporada yaşayan Ermenilerin önde gelen isimlerinden yedisinin kaleme aldığı ve hükümetin eleştirildiği açık mektupta, "Ermeni hükümetinin yaklaşımının, kasıtlı olmasa bile, diaspora ile ilişkisini koparma riskini taşıdığını; bunun Osmanlı İmparatorluğu veya Sovyetler Birliği'nin bile başaramadığı bir şey olduğu" belirtilmişti.
Mektupta, "Soykırımdan sonraki dönemde halkın hayatta kalmasına ve yeniden canlanmasına yardımcı olan Kilise'dir. Ermeni ruhunu yeniden diriltmeye yardımcı olan Kilise'dir ve dünyaya dağılmış kadim bir ulusun gelişmesi için de aynı Kilise'ye ihtiyaç vardır" denmişti.
Mektupta Noubar Afeyan, Anthony Barsamian, Lord Ara Darzi, Eric Esrailian, Vatche Manoukian, Joseph Oughourlian ve Berge Setrakian’ın imzaları yer alıyordu.
Libaridian’dan mektuba eleştiri
Mektubun yayınlanmasından sonra söz konusu isimlerin tüm diaspora adına konuşma hakları olmadığı yönünde sesler yükselmeye başladı. Ermenistan’ın ilk cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’ın danışmanlığını da yapan tarihçi, siyaset bilimci ve diplomat Prof. Jirair Libaridian, “Masis” gazetesinin bu konudaki sorularını yanıtladı. Açıklamayı yapan kişilerin vatansever olduğunun altını çizen Libaridian, “Ancak bu, yaptıkları her eylemin veya açıklamanın mutlaka Ermeni devletinin veya orada yaşayan insanların çıkarlarıyla örtüştüğü anlamına gelmez” ifadelerini kullandı ve şunları söyledi: “İmzacılar yalnızca Kilise'yi savunduklarına inansalar bile, mektup siyasi niteliktedir. Çünkü, son derece basit bir anlatımla, Kilise'nin kendisi siyasallaşmıştır.”
Libaridian, imzacıların mektupta sorunlu ifadeler içerdiğinin farkına vardığını ve şimdi özel görüşmelerde bu noktaları açıklamaya veya geri çekmeye çalıştıklarını ancak bunun kapalı kapılar ardında değil, kamuoyu önünde yapılması gerektiğini söyledi.
Libaridian şöyle devam etti: “Tüm diaspora adına konuşmanın, en hafif tabirle, haklı bir yanı yok. Ancak bu durum burada sonlansaydı, mesele olmazdı. Bu durum daha da ileri gidiyor. İlk olarak, imza sahiplerinin çoğu bilgili kişiler olsa da, diasporanın karmaşık doğasına dair ya kayıtsızlıkları ya da bilgisizliklerini yansıtıyor. Gerçek şu: Böyle bir diaspora yapısı veya liderliği mevcut değil. Amerika Birleşik Devletleri'nde Ermeni Meclisi böyle bir kuruluş olmaya çalıştı ancak kısa sürede diğerleri arasında bir örgüt haline geldi. Fransa'da da benzer bir girişim başarısız oldu; yeni kurulan sözde pan-Fransız Ermeni örgütü iki kişinin elinde bir araç haline geldi.”
“Tarih karmaşık bir disiplindir; belirli bir anda işimize gelen şeylerin seçildiği bir çöp kutusu değildir” diyen Libaridian, “Ermeni Apostolik Kilisesi'nin tüm Ermeni halkıyla özdeşleştirilmemesi de önemlidir. Milletimiz, diğer mezheplere mensup olanların yanı sıra özellikle dindar olmayan birçok kişiyi de içermektedir” uyarısında bulundu.
Mektupta yer alan ve hem diasporada hem de Ermenistan’da ciddi tepkiye sebep olan “Osmanlı ve Sovyetlerin bile veremediği kadar zarar verme” suçlamasına cevap olarak ise Libaridian, şunları söyledi: “Bu ifade gerçekten de sinir bozucu, özellikle de tarihsel olarak yanlış olduğu için. O dönemde ne Ermenistan bir devlet olarak ne de diaspora bugünkü haliyle mevcuttu. Osmanlı dönemindeki Ermenistan-diaspora ilişkilerinden bahsetmek en iyi ihtimalle cehalettir. Başbakanın politikalarını Rus, Sovyet veya Osmanlı politikalarıyla karşılaştırmak, mantığı aşmaktır. Bu cümle bile mektubun siyasi niteliğini ve tarihsel benzetmenin çarpıtmasını kanıtlar.”

Garo Armen: Küçük bir grup tüm diaspora adına konuşamaz
Children of Armenia/Ermenistan Çocukları Vakfı’nın kurucusu ve Agenus Inc. şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su Dr. Garo Armen de mektuba dair yazılı bir açıklama yaptı. Kurumların ancak kendilerini ayakta tutan halka hizmet ettikleri sürece varlıklarını sürdürebileceklerini belirten Armen, hesap verebilirlik ve yenilenme süreçlerinin kiliseyi zayıflatmak yerine güçlendireceğini dile getirdi. Diasporanın yapısına dair de değerlendirmelerde bulunan Armen, diasporanın tek bir topluluk olmadığını, milyonlarca farklı sesi barındırdığını vurguladı. Bu bağlamda, küçük bir grubun tüm diaspora adına konuşmasının yanıltıcı olabileceğini ve yayımlanan son mektubun geniş bir ulusal uyarıdan ziyade belirli bir siyasi yaklaşımın devamı niteliğinde göründüğünü savundu.
Armen de mektupta yer alan Osmanlı İmparatorluğu/ Sovyetler Birliği kıyaslamasına değindi ve bu tür benzetmelerin tarihsel gerçeklerle örtüşmediğini belirtti. Ermenistan Cumhuriyeti’nin seçilmiş bir hükümete ve anayasal düzene sahip egemen bir devlet olduğunu hatırlatan Armen, geçmişin travmatik anılarının bugünün siyasi tartışmalarına dahil edilmesini eleştirdi. Açıklamasında 2018’de başlayan demokratik dönüşüm sürecine de yer veren Armen, Ermenistan’ın geçmişten devraldığı kurumsal çürüme ve yolsuzluk mirasının devleti zayıflattığını belirtti. Mevcut hükümetin şeffaflık ve hesap verebilirlik yönündeki adımlarının önemine dikkat çeken Armen, dış baskılar ve bölgesel tehditler altındaki Ermenistan’ın devlet kurumlarını güçlendirme çabalarının hayati olduğunu vurguladı. Armen, Kilisenin de kendi içinde dürüstlük ve reform yoluyla yenilenmesi gerektiğini savundu.



