35. yılda "Gerçek Ermenistan":
Kalıcı devletin yarım kalan cümleleri

35 yıl önce, 21 Eylül 1991'de Ermenistan'da yetişkin nüfusun yüzde 95,4'ü sandığa gitti ve yüzde 94,3'ü SSCB dışında demokratik, bağımsız bir devlete "evet" dedi. İki gün sonra da Yüksek Konsey bağımsızlığı ilan etti.
Bu yılki kutlamaların teması olan "Kalıcı Devlet" ana fikriyle 21 Eylül’de Cumhuriyet Meydanı'nda konuşan Paşinyan, beş yüz yıl boyunca bağımsız bir devletin hayalini kurduklarını söyledi. Artık bir vatan hayal etmeye gerek olmadığını, çünkü Ermenistan Cumhuriyeti'nin "hayallerimizin vatanı" olduğunu ekledi. Devletin kalıcılığının her gün yeniden kazanılması gereken asıl mesele olduğunu vurguladı ve konuşmasının son cümlesinde vatandaşa doğrudan seslendi: "Devlet sensin, Ermenistan Cumhuriyeti sensin."
Paşinyan beş yıl önce ne demişti?
Bu kapanışı beş yıl önceki 30. yıl konuşmasıyla yan yana koymak önemli. Paşinyan 2021'de, 44 günlük savaşın hemen ardından, konuşmasını "yaşa ve yüksel Ermenistan, yaşa ve yüksel Artsakh" sözleriyle, düşen şehitler adına bitirmişti. Bu yılki kapanışta ise Artsakh (Dağlık Karabağ) yoktu. Tek kelimenin düşmesi, 2023 sonrasında devletin meşru coğrafyasının nasıl yeniden çizildiğinin en yalın göstergesi.
Geçtiğimiz yıl, "Devlet sensin, Ermenistan Cumhuriyeti sensin" cümlesinin Sivil Sözleşme kurultayında ilan edilen, "Gerçek Ermenistan" programının sloganı olduğunu yazmıştım. "Kalıcı Devlet" teması da rastgele seçilmiş değil. Ağustosta kabul edilen 2026-2031 hükümet programının önsözünde hükümet, bugünkü kararlarını Ermenistan Cumhuriyeti'nin kalıcılığı vizyonuna göre ayarladığını, bu yeni kavrayışın da "Gerçek Ermenistan" ideolojisinde ifadesini bulduğunu yazmıştı.
Yani 35. yıl, bir ideolojinin kutlama diline dönüştüğü yıl. Ama yıldönümüne giden haftalar, bu dilin hangi cümlelerinin henüz tamamlanmadığını da gösterdi.
Hangi cümleler henüz tamamlanmadı?
Birincisi güvenlik. Putin 2 Eylül'de, Ermenistan ihtiyaç duymuyorsa Gümrü'deki üssü "yarın bile" çekmeye hazır olduklarını söyledi. Paşinyan 17 Eylül'deki yanıtında, 102. Askeri Üs'ün Ermenistan'ın güvenliği için hayati olmadığını hatırlattı. Çekmek isterlerse itiraz etmeyeceklerini, istemezlerse konuşmaya hazır olduklarını söyledi. Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü'nden (KGAÖ) çıkarılma ihtimaline de aynı tonda yanıt verdi. Bu, aslında hükümet programının mantığıyla da tutarlı. 87 sayfalık metinde ne KGAÖ'nün ne de üssün adı geçiyor. Rusya'ya ayrılan tek paragraf da ilişkilerin "dönüştürülmesinden" söz ediyor. Bunun yanı sıra 18 Eylül'de ABD ile ikili savunma istişarelerinin sonunda bir protokol imzalanırken, Rus basını bunu KGAÖ'yü donduran Ermenistan'ın ABD'ye yönelişi olarak sundu.
Eksik aslında tam da bu arada kalmışlık. "Gerçek Ermenistan" kendi kararını kendisi veren bir devleti anlatıyor ama KGAÖ'deki statü de, üssün geleceği de şimdilik Moskova'nın atacağı adıma bırakılmış görünüyor. "Çıkarmak isterlerse çıkarsınlar" bir strateji değil ancak bir tavır olabilir. Halbuki kalıcı devlet iddiasının, kendi güvenlik haritasını kendi cümleleriyle yazması gerekiyor.
Ermenistan iki yolu birden mi yürüyecek?
İkincisi Avrasya-Avrupa ikilemi. Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri, eski Savunma Bakanı Sergey Şoygu 17 Eylül'de Yerevan’ı NATO ile etkileşimini genişletmeye çalışmakla, Avrasya Ekonomik Birliği'ne (AEB) ve KGAÖ'ye açıkça "tüketici" gözüyle bakmakla suçladı. Rusya'nın Ermenistan'ın Avrupa entegrasyonunu finanse etmeyeceğini, her adımın sonuçları olacağını söyledi ve Putin'in daha önce dile getirdiği AB mi AEB mi referandumu talebini de hatırlattı.
Hükümet programı ise iki yolu birden yürümeyi hedefliyor. AEB içinde etkin iş birliğini, aynı zamanda AB üyelik sürecini başlatan 2025 tarihli kanuna dayanan bir uyuma çalışıyor. İki yolun ne zaman ve nasıl ayrışacağına dair bir yol haritası yok, dolayısıyla Moskova da bu boşluğu kendi takvimiyle doldurmaya çalışıyor.
Üçüncüsü altyapı ve enerji. Program, tek bir altyapıya, güzergâha ya da ürün fiyatına bağımlılığı dışlamayı ilke koyuyor. Bu konunun demiryolundaki karşılığı ise Rus imtiyazlı yönetim sisteminin, Ermenistan'ın uluslararası ulaştırma ağlarına entegrasyonu için doğan tarihî fırsatı engellemeyecek şekilde gözden geçirilmesi. Paşinyan Rusya ile bağları koparmak istemediklerinin de altını çiziyor fakat imtiyazın devri Moskova'nın satmayı kabul etmesine bağlı.
Enerjide boşluk
Enerjide boşluk daha belirgin. Güneş, depolama ve nükleer için programda somut hedefler var, doğal gaz için ise yok. Oysa gaz tam da bu haftalarda sınanıyor. Gazprom Armenia, Rusya'daki ana boru hattında planlı bakım nedeniyle 15-25 Eylül arasında sevkiyatın duracağını, açığın iç rezervler ve İran'dan ek gazla kapatılacağını duyurdu. Benzer bakım geçen yıl da yapılmıştı; yani kriz yok ama çıkarılacak bir ders var. Doğalgazda çeşitlendirme bugün pratikte tek bir alternatiften ibaret.
Dördüncüsü, belki en önemlisi, içerideki ortaklık. 7 Haziran'daki seçim bunun sınırını da göstermişti. Seçmen "Gerçek Ermenistan" çizgisinin sürmesine geniş bir çoğunlukla onay verirken, yeni anayasa için gereken üçte iki çoğunluğu vermemişti. Hükümet programı üzerine yazdığım yazıyı "Gerçek Ermenistan yalnız iktidarın Ermenistan'ı olarak kalırsa, Dördüncü Cumhuriyet bir dönem adına dönüşür” uyarısıyla bitirmiştim. Kalıcılık ise, kendisine oy vermeyenin de sahiplenebileceği bir devlet fikriyle mümkün. Paşinyan, konuşmasında buna dair işaretler gösterirken, çözülmemiş pek çok sorun olduğunu kabul etti ama sorunsuz bir devletin dünyada hiç olmadığını, bunun devleti daha az sevmek için bir gerekçe olamayacağını söyledi.
35. yılında "Gerçek Ermenistan"ın sözlüğü tamamlanmış görünüyor. Devlet, vatandaş, barış, kalıcılık kavramlarının hepsi yerli yerinde. Eksik olan, güvenlik, ekonomik yön ve enerji bölümlerinin yarım kalan cümleleri. Hedef “Kalıcı Devlet” ise o cümleleri başkaları değil, kendisinin tamamlaması gerekiyor.



