Ermenistan Haziran 2026 parlamento seçimlerine doğru ilerlerken kamuoyuna yansıyan anketler, ilk bakışta tanıdık bir tablo sunuyor: iktidar hâlâ birinci parti, muhalefet parçalı, kararsız seçmen oranı yüksek. Bu tablo birçok gözlemciye 2021 seçimleri öncesindeki atmosferi hatırlatıyor; o seçimde de kararsızların oranı yüksekti ve sonuçta Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi beklenenden çok daha güçlü bir zafer elde etmişti.
Ancak bu benzerlik yanıltıcı olabilir. Çünkü bugün Ermenistan siyasetinin karşı karşıya olduğu tablo, yalnızca partiler arasındaki rekabetle açıklanabilecek bir durum değil. Daha derinde, siyasal temsil krizine işaret eden bir dinamik var. Uluslararası Cumhuriyetçi Enstitüsü’nün (IRI) Şubat 2026 anketi ile Ermeni Seçim Çalışması’nın (ArmES) gerçekleştirdiği, EVN Report’un Aralık 2025-Şubat 2026 dönemi boyunca yürüttüğü derinlemesine analizler üzerinden çizilen tabloda, Ermenistan seçmeninin büyük bir yol ayrımında olduğunu net bir biçimde görüyoruz. Ancak Ermenistan Seçim Kanunu’nun “istikrarlı çoğunluk” ilkesi ve seçim baraj sistemi hesaba katıldığında, teorik olarak kurgulanan ‘geniş tabanlı koalisyon’ hayallerinin aslında ne kadar kırılgan ve hatta imkânsız bir denklem gibi gözüktüğünü de söylemek zorundayız.

2021 Paradoksu: Kararsızlar iktidara mı döndü, yoksa sandığı boykot mu etti?
Bugünkü büyük kararsızlar kitlesini anlamak için, önce 2021 Haziran seçimlerinin o travmatik atmosferinde yaşanan yanılsamayı anlamamız gerekiyor. II. Karabağ Savaşı’nın ardından yapılan bu seçimde Paşinyan liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi oyların yüzde 53.95’ini alarak mecliste tek başına iktidarını korumuştu. Dışarıdan bakıldığında bu sonuç, savaş kaybetmiş bir iktidarın eşine az rastlanır bir konsolidasyon başarısı ya da kararsız yığınların son anda “istikrar” diyerek iktidara yönelmesi olarak okundu. Oysa 2021 seçimlerinde katılım oranı yüzde 49.37 gibi oldukça düşük bir seviyede kalmıştı. Ve bu düşük katılımın sonucu olarak da partilerin aldıkları oransal yüzdelere değil, sandığa giren mutlak oy sayılarına baktığımızda, 2018’deki Kadife Devrim sonrası yapılan seçimlerde Paşinyan’ın aldığı yaklaşık 884.000 oya karşılık, aldığı mutlak oy sayısı 2021’de 688.000’e gerilemişti. Yani ortada son anda kararını verip iktidara koşan bir kararsız kitle yoktu; tam tersine, iktidar üç yıl içinde yaklaşık 200.000 seçmenini kaybetmişti.
Sivil Sözleşme Partisi’nin meclis çoğunluğunu elde etmesinin ana nedeni, iktidardan kopan bu kararsız ve öfkeli kitlenin muhalefete de oy vermeyerek sandığı boykot etmesiydi. Seçmen, Robert Koçaryan temsilindeki “eski rejimin” geri dönmesini de Nikol Paşinyan’a yeni bir açık çek vermeyi de istemiyordu. Sonuç olarak, muhalefetin tavan oyu belli bir sınırda kalırken, Paşinyan kemikleşmiş tabanını sandığa götürmeyi başardığı için daralan seçmen havuzunda oransal olarak büyüdü.
Bu nedenle 2021 sonucunu anlamak için iki mekanizmayı birlikte düşününce; kararsızların bir bölümü son anda Sivil Sözleşme Partisi’ne yönelirken belirleyici bir bölümünün ise sandığa gitmediği anlaşılıyor. EVN/ArmES analizinde de belirttiği üzere düşük katılım ortamında çekirdek seçmeni güçlü olan partiler, oransal olarak daha yüksek sonuç elde ediyor ve 2021’de Sivil Sözleşme Partisi’nin elde ettiği yüzde 53.95’in, tam da bu dinamiğin ürünü olduğu ortaya çıkıyor.
Anketlerin söylediği: Birinci parti var, ama güven yok
IRI’ın Şubat 2026 anketinde, “gelecek pazar seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?” sorusuna verilen yanıtlara bakılırsa Sivil Sözleşme Partisi yaklaşık yüzde 24, Güçlü Ermenistan yüzde 9, Ermenistan İttifakı yüzde 3, Müreffeh Ermenistan Partisi ise yüzde 3 civarında destek görüyor. Aynı tabloya göre kararsızlar yüzde 30, cevap vermek istemeyenler ise yüzde 9. Yani sandıkta ne yapacağını bize söylemeyen seçmenlerin toplam oranı neredeyse yüzde 40’a ulaşıyor.
EVN/ArmES analizinde de benzer bir tablo var. Sivil Sözleşme yüzde 26.1, Güçlü Ermenistan yüzde 11.9, Müreffeh Ermenistan Partisi yüzde 6, Ermenistan İttifakı ise yüzde 3.3 civarında oy alacak gözüküyor. Fakat IRI anket sonuçlarında olduğu gibi burada da dikkat çekici olan şu: “bilmiyorum” ve “cevap vermek istemiyorum” kategorileri birlikte yüzde 36.7’ye ulaşıyor. Yani seçmenlerin üçte birinden fazlası hâlâ siyasetin dışında bir yerde duruyor.
Her iki anket sonuçları aslında iki şeyi aynı anda söylüyor: Sivil Sözleşme hâlâ açık ara birinci parti ama siyaset kurumunun tamamına duyulan güven oldukça zayıf. IRI araştırmasında bunun en çarpıcı göstergesi, “en çok güvendiğiniz siyasetçi kim?” sorusunda ortaya çıkıyor. Bu soruda en büyük kategori, açık bir farkla, “hiç kimse” seçeneği: yüzde 48.
EVN/ArmES’in Başbakan onay oranlarına ilişkin verileri de bu tabloyu tamamlıyor. Paşinyan’ı “kesinlikle onaylamıyorum” diyenlerin toplamı, yüzde 32 ile, ‘biraz onaylamıyorum’ cevabından çok daha yüksek. Bu, genel nüfusun yaklaşık üçte birinin iktidara karşı ciddi biçimde konsolide olduğunu gösteriyor. Öte yandan toplam onay oranı yaklaşık yüzde 36’da seyrediyor; ki bu rakam, Paşinyan’ın önceki araştırmalarda da görülen ve sabit kalan yaklaşık yüzde 35’lik taban desteğiyle tam örtüşüyor. Üstelik kararsızlar arasında da tablonun pek parlak olmadığı görülüyor: kararsız seçmenlerin yüzde 35.4’ü onaylıyor, yüzde 33.5’i onaylamıyor. Yüzde 30’luk “bilmiyorum” ve “cevap vermek istemiyorum” kategorisi ise yüksek olasılıkla sandığa gitmeyecek olan düşük katılımlı seçmeni temsil ediyor.
Kararsızların beş rengi: Çapraz analizin şifreleri
IRI ve EVN/ArmES verilerini çapraz analizlere tabi tuttuğumuzda, parti ismini zikretmekten kaçınan bu seçmenlerin, diğer sorulara verdikleri yanıtlarla nerede durduklarını anlamaya çalışırsak muhtemelen 5 grup varsayabiliriz.
Sessiz Paşinyancılar:
Kararsız olduklarını iddia etmelerine rağmen, IRI anketinde ‘Ermenistan doğru yöne gidiyor’ diyen yüzde 47’lik iyimser grubun kalbinde yer alıyorlar. Hükümetin barış politikalarını ve ordudaki reformları destekliyorlar. Sivil Sözleşme’nin ülkeyi doğru yöne götürdüğünü düşünmekteler ama ekonomideki sancılar nedeniyle seslerini çıkarmaktan kaçınıyorlar. Sandık günü istikrarın bozulması korkusuyla büyük ihtimalle yine Sivil Sözleşme’ye oy vereceklerdir.
Üçüncü yolcular:
2026’nın gerçek kader belirleyicilerini olacaklarını tahmin ettiğimiz bu kitle, IRI verilerinde ülkenin en büyük sorunu olarak “İşsizlik (yüzde 18)” ve “Hayat pahalılığı (yüzde 11)” cevabını verenler. Barış sürecinin sınırları açacağına inanıyorlar, eski rejime dönmek istemiyorlar ama mevcut iktidarın ekonomi yönetiminden de memnun değiller. Aslında Ermenistan ekonomisi son yıllarda makro düzeyde güçlü büyüme gösterdi. 2022’de çift haneli büyüme, teknoloji sektörünün genişlemesi ve Rusya-Ukrayna savaşından sonra gelen sermaye akışı, ekonomiyi hızlandırdı. Ancak bu büyüme toplumun tüm kesimlerine eşit yansımadı. Yerevan’da teknoloji ve hizmet ekonomisi hızla büyürken, birçok bölgede yaşam maliyetleri arttı fakat gelirler aynı hızda yükselmedi. Dolayısıyla bu kitlenin nasıl hareket edeceği, hangi partinin ve/veya liderin bu grubu ne kadar ikna edebileceği çok büyük önem kazanıyor. Bu grubun seçim sonuçlarına doğrudan etki etmesi çok muhtemel gözüküyor.
Kırgın muhafazakârlar:
Ermeni Apostolik Kilisesi’ne güvenini yüksek düzeyde belirten (yüzde 62 memnun) ve barış anlaşmasına kuşkuyla yaklaşan geleneksel/muhafazakâr seçmenden oluşuyor. IRI anketinde “hükümetin son altı ayındaki en büyük başarısızlığı” sorusuna verilen “Din adamlarına baskı (yüzde 7)” cevabı dikkat çekici biçimde öne çıkıyor. Aynı zamanda bu kitle, devletin tarihsel hafızadan koptuğunu düşünüyor. Sandık başında refleks olarak muhafazakâr/milliyetçi bloğa (Ermenistan İttifakı vb.) kaymaya en müsait grup; ancak bu partilerin barajı aşıp aşamayacağı büyük bir belirsizlik olarak ortada duruyor.
Sisteme öfkeli gençler:
18-35 yaş aralığında, Ermenistan’ın Avrupa Birliğine olası katılımını yaklaşık yüzde 75 oranında desteklediğini söyleyen; ancak Paşinyan hükümetinin hesap verebilirlik konusunda yetersiz kaldığına inanan dijital kuşak. EVN/ArmES verilerine göre kararsız seçmenlerin yüzde 51.5’i mevcut hükümetin önceki rejimlerin sorumlularını yargılama konusunda yeterli iş yapmadığı görüşünde. Bu grubu etkilemesi muhtemel liberal partiler/ittifaklar büyük ihtimalle seçim barajına takılacağı için sandıkta seçeneksiz kalmaları ve/veya büyük ihtimalle boykot yolunu seçmeleri mümkün gözüküyor.
Topyekûn boykotçular:
Siyasete inancını tamamen yitirmiş, “benim oyum bu ülkede hiçbir şeyi değiştirmez” diyen apolitik kesim. Bu kesim IRI anketinde “Neden oy vermeyeceksiniz?” sorusuna verilen “hiçbir partiye ya da lidere güvenmiyorum (yüzde 20)” ve “oyumun hiçbir önemi yok (yüzde 13)” yanıtlarıyla karşımıza çıkıyor. Bu grubun sandığa gitmemesi, matematiksel olarak her zaman iktidar partisinin meclis çoğunluğunu korumasına hizmet edecektir.
Seçim barajı: Yüzde 4’lük parti ve yüzde 8’lik ittifak duvarı
Ermenistan seçim sistemine göre partiler parlamentoya girmek için yüzde 4, birden fazla partinin bir araya gelerek oluşturduğu ittifaklar ise yüzde 8 gibi yüksek bir barajı aşmak zorunda. Bu noktada ortaya kritik bir soru çıkıyor: Paşinyan dışındaki liberal veya Batı yanlısı güçlerin parlamentoya girme şansı var mı?
Bugünkü anketler bu konuda pek umut vermiyor. IRI verilerinde Aram Sarkisyan liderliğindeki Cumhuriyet Partisi, Armen Tatoyan liderliğindeki Birliğin Kanatları ve Gurgen Simonyan liderliğindeki Ermeni Meritokrasi Partisi gibi liberal söylemli aktörler yüzde 1 civarında görünüyor. Bu küçük liberal partiler tek başlarına seçime girerlerse yüzde 4 barajının altında kalacaklar. Hayatta kalmak için birleşip bir “Batıcı İttifak” kurmak isterlerse, bu kez karşılarına aşılması çok daha zor olan yüzde 8’lik ittifak barajı dikilecek. EVN analizinde de bu noktaya dikkat çekiyor ve Sivil Sözleşme Partisi dışında barajı aşabilecek pro-Batı aktör görünmüyor.
Peki neden yüzde 8’i aşamıyorlar? Çünkü IRI anketinde seçmenlerin neredeyse yüzde 48’i “hiçbir siyasetçiye güvenmiyorum” diyor. Olası bir AB üyeliği referandumunda ‘Kesinlikle Evet’ diyeceklerini söyleyen yüzde 51’lik o kalabalık kitle, söz konusu iç siyaset olduğunda sistemin aktörlerine güvenmiyor. Sisteme duyulan bu köklü güvensizlik, küçük partilerin yüzde 8 barajını aşacak kitlesel bir dalga yaratmasını imkânsız kılıyor. Dolayısıyla, 2021’de olduğu gibi muhtemelen 2026’da da seçim barajı çalışacak ve Paşinyan’ın partisi, parlamentodaki yegâne “Batı yönelimli, liberal-demokrat” eksen olarak büyük ihtimalle tek başına kalacak. Bu da Ermenistan siyasetinde önemli bir boşluk anlamına geliyor.
Güçlü Ermenistan ve muhalefetin yeni merkezi
Bugünkü anketlerde muhalefetin en güçlü aktörü Güçlü Ermenistan (Mer Tsevov) görünüyor. EVN analizi bu partinin, 2021’de Ermenistan İttifakı’na giden oyların önemli bir bölümünü topladığını açıkça gösteriyor. EVN araştırmasında Güçlü Ermenistan yüzde 11.9, Müreffeh Ermenistan Partisi yüzde 6, Ermenistan İttifakı ise yüzde 3.3 civarında. Bu üç oran toplandığında 2021 seçimlerinde Ermenistan İttifakı’nın aldığı yaklaşık yüzde 21 oya denk geliyor. Yani şu anda parlamentoda bulunan muhalefet ortadan kaybolmamış; sadece yeniden dağıtılmış.
Güçlü Ermenistan’ın oy tabanının yapısı da büyük ölçüde 2021’de Koçaryan’a oy vermiş olan kitleyi oluşturuyor. Bu, partinin salt ekonomik söyleminin ötesinde, kimlik ve nostalji kodlarıyla da beslendiğine işaret ediyor. Parti lideri Samvel Karapetyan, eski rejimin intikamcı dilini kullanmaktan kaçınsa da iş dünyası kökleri ve Moskova ile ilişkisi bu partinin ciddi bir jeopolitik çelişki barındırdığını ortaya koyuyor. Pro-Rus yönelimi güçlü olan bir parti. Öte yandan IRI anket sonuçlarına göre, seçmenlerinin yüzde 51’i nin “Ülke yanlış yönde gidiyor” dediği de görülüyor.
HAFTAYA: TRIPP FAKTÖRÜ, BATI SÖYLEMİ, RUS SERMAYESİ, ANAYASA MESELESİ



