Af Örgütü’nden İran raporu
Katliamı gizlemek için askeri baskı, çocuklara gözaltı ve sistematik işkence
Uluslararası Af Örgütü’nün yayımladığı yeni rapor, İran’da rejimin protestoları bastırmak ve işlediği suçları gizlemek için ülke genelinde ağır bir askeri baskı uyguladığını ortaya koydu. Rapora göre yetkililer; kitlesel keyfi gözaltılar, zorla kaybetmeler, işkence ve toplanma yasakları yoluyla toplumu sindirmeye çalışıyor.
Raporda, 8-9 Ocak tarihlerinde yoğunlaşan ve "benzeri görülmemiş" olarak nitelenen hukuk dışı kitlesel öldürmelerin ardından, devletin suçlarını örtbas etmek için internet erişimini kestiği ve şehirleri ağır silahlı devriyelerle abluka altına aldığı vurgulandı.
İlkokul öğrencileri gözaltında
Rapordaki en sarsıcı verilerden biri, gözaltına alınanlar arasında ilkokul çağındaki çocukların da bulunması. Güvenlik güçlerinin binlerce protestocu ve muhalifi gözaltına aldığı belirtilirken, bu kişilerin cinsel şiddet, işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı kaydedildi.
Pek çok aile, yakınlarının hayatta olup olmadığına ya da nerede tutulduğuna dair bilgi alamazken, bu belirsizlik halinin aileler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığı ifade edildi. Yetkililerin, öldürülenlerin ailelerine yönelik taciz ve sindirme politikası uyguladığı da raporda yer alan bilgiler arasında.
Ölü sayısı 5 bini aştı mı?
İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada ayaklanmalar sırasında 3 bin 117 kişinin öldüğünü duyurdu. Ancak 16 Ocak’ta basına konuşan BM İran Özel Raportörü Mai Sato, bu sayının en az 5 bin olduğunu belirtiyor.
İranlı yetkililer, uluslararası incelemelerden kaçınmak amacıyla Cenevre'deki diplomatik brifinglerde protestoları dış kaynaklı bir "güvenlik tehdidi", internet kesintilerini ise "kamu güvenliği tedbiri" olarak nitelendirdi. Af Örgütü ise 8 Ocak’tan itibaren uygulanan bilgi karartmasının, insan hakları ihlallerinin belgelenmesini engellemek için kasten yapıldığını vurguluyor. Güvenlik güçlerinin, öldürülen veya gözaltına alınan kişilerin telefonlarına el koyarak kritik kanıtları yok ettiği belirtiliyor.
Eltahawy: "90 milyon insan dünyadan koparıldı"
Konuya ilişkin açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Ortayoğu ve Kuzey Afrika Bölgesel Direktör Yardımcısı Diana Eltahawy, İran halkının yaşam hakkına ve onuruna yönelik eşgüdümlü bir saldırı olduğunu ifade etti. Eltahawy şu değerlendirmede bulundu:
"İnternet kesintisi aracılığıyla yetkililer, suçlarını gizlemek ve hesap verebilirlikten kaçmak için kasıtlı olarak 90 milyonu aşkın insanı dünyanın geri kalanından koparıyor. Uluslararası toplum, İran’da bir kitlesel katliamın daha cezasızlıkla sonuçlanmasına izin vermemeli. Bağımsız uluslararası adalet mekanizmaları derhal devreye girmeli."
Af Örgütü, raporunu hazırlarken tüm engellemelere rağmen İran içindeki insan hakları savunucuları, sağlık çalışanları ve mağdur yakınlarının da aralarında bulunduğu 13 kişiyle görüşmeler gerçekleştirdi. Çalışma kapsamında Tahran, Kürdistan, Batı Azerbaycan ve İsfahan gibi eyaletlerdeki ihlaller ile askeri baskıyı belgeleyen videolar analiz edildi.
Cinsel şiddet, yargısız infaz tehditleri, işkence…
-
Devlete bağlı medyanın 16 Ocak’taki haberlerine göre, protestolar kapsamında binlerce kişi gözaltına alındı. Ancak bağımsız raporlar ve Uluslararası Af Örgütü’ne ulaşan bilgiler, çocuklar da dahil on binlerce kişinin keyfi gözaltına alındığını gösteriyor. İran yetkilileri, son günlerde ülke çapında kitlesel gözaltılar gerçekleştirerek, insanları gece saatlerinde yapılan ev baskınlarında, kontrol noktalarında, işyerlerinde ve hastanelerde gözaltına aldı. Aralarında protestocularla birlikte üniversite ve ilköğretim öğrencileri, insan hakları savunucuları, avukatlar, gazeteciler, etnik ve dini azınlık üyeleri yer alıyor.
-
İran’da bir insan hakları savunucusu, İsfahan eyaletinde güvenlik güçlerinin, hastanelerdeki sağlık çalışanlarına ateşli silah veya demir bilye yaralanmaları olan hastalarla ilgili kendilerini bilgilendirme talimatı verdiğini söyledi. İki kişi, İsfahan ile Çaharmahal ve Bahtiyari eyaletlerinde güvenlik güçlerinin, hayat kurtarıcı tıbbi tedaviye ihtiyaç duyanlar da dahil yaralı protestocuları hastanelerde gözaltına aldığını belirtti. Geçmişte protestolar bastırılırken uygulanan işkence ve diğer türde kötü muamele örneklerinin kapsamlı belgelendiği göz önüne alındığında, güvenlik güçlerinin hastanelerden çıkarılan yaralı protestocuların yeterli tıbbi tedavi görmesini engelleyerek, gözaltında ölüm riskini artıracakları yönünde ciddi kaygılar var.
-
İsfahan eyaletinde güvenlik güçleri sağlık çalışanlarını, yetkilileri bilgilendirmeden yaralı protestocuları tedavi ederlerse dava açılacağı veya zarar görecekleri şeklinde tehdit etti.
-
Gözaltındakilerin aileleri, aktivistler ve gazeteciler, yetkililerin gözaltındaki çoğu kişinin akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamayı devamlı reddettiğini, böylelikle onları, uluslararası hukuk uyarınca suç teşkil eden zorla kaybetmeye maruz bıraktığını söyledi. Gözaltına alınanlardan bazıları cezaevlerine ve diğer resmi gözaltı merkezlerine götürülürken, diğerleri resmi kayıt olmadan kışlalara, depolara veya diğer kayıt dışı alıkoyma yerlerine götürülüyor ve daha büyük bir işkence veya diğer türde kötü muamele riskine atılıyor.
-
Bilgi sahibi kaynaklar, güvenlik güçlerinin, alıkonulan kişileri gözaltı sırasında ve daha sonra dayak, cinsel şiddet, yargısız infaz tehditleri ve yeterli gıda, su ve tıbbi bakımdan kasten yoksun bırakma da dahil işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bıraktığını bildiriyor.
-
Af Örgütü'nün belgelediği bir vakada, güvenlik güçleri 9 Ocak’ta Gilan eyaletinin Reşt kentinde, protestocu Amirhüseyin Kaderzade’nin ailesiyle yaşadığı eve baskın düzenledi ve Amirhüseyin’i gözaltına aldı. Onu ve biri 14 yaşında bir çocuk olan iki kız kardeşini, vücutlarında metal bilye aramak ve böylelikle protestolara katıldıklarını “kanıtlamak” için kıyafetlerini çıkarmaya zorladılar. O tarihten beri yetkililer, ailesine Amirhüseyin’in akıbetini ve nerede tutulduğunu açıklamayı reddederek, onu zorla kaybetti.
-
Yetkililer gözaltındaki kişilerin avukatlara erişimini engellerken, onları okumalarına izin verilmeyen ifadeleri imzalamaya, işlemedikleri suçları “itiraf etmeye” zorluyor.
-
Üst düzey yetkililerin, protestocuları “terörist” ve “suçlu” ilan ettikleri basın açıklamaları, daha fazla kişinin gözaltına alınacağı korkularını artırdı ve keyfi infazlara yol açan, tamamen haksız ve göstermelik yargılamaları hızlandırdı. 10 Ocak’tan bu yana İran Başsavcısı ve eyalet savcıları, protestocuları Allah’a savaş açmakla suçlanan kişi anlamına gelen “muharip” olarak tanımlamaktadır. İran’da bu suç için ölüm cezası öngörülüyor. 19 Ocak’ta Yargı Gücü Başkanı Gülamhüseyin Muhsin Ejei, adil yargılanma haklarını açıkça ihlal ederek, devlet medyasında yayımlanan baskı altındaki “itiraflarda”, protestocuları avukatsız sorguladı.
Ailelere cenazelerini almakta zorlanıyor
-
Öldürülen veya gözaltına alınanların aileleri, sistematik bir sindirme ve baskı politikasına maruz kalıyor. Yetkililer, aile üyelerine, cenazelerini gece, güvenlik güçlerinin nezaretinde defnetmeleri için baskı yapıyor. Bir sağlık çalışanından alınan bilgiye göre, Razavi Horasan eyaleti Meşhed kentinde güvenlik güçleri, ailelere haber vermeden cenazeleri toplu defnetti.
-
8-9 Ocak’ta öldürülenlerin yakınlarına, fahiş tutarlarda para ödemedikleri, ölen akrabalarının protestocu değil, Devrim Muhafızları Ordusu’nun Besic taburları üyesi olduğunu ve “teröristlerce” öldürüldüğünü beyan etmezlerse cenazelerini alamayacakları söylendi.
-
Yetkililer, yas tutan birçok ailenin, yakınlarının hukuk dışı öldürülmesiyle ilgili olarak gerçeği yansıtmayan resmî açıklamaları desteklemeye zorlandıkları ifadelerini yayımladı. 9 Ocak’ta Razavi Horasan eyaletinin Nişabur kentinde, iki yaşındaki bir bebeğin başından vurularak öldürüldüğü olayda, devlet medyası güvenlik güçlerini sorumluluktan kurtarmaya ve suçu “teröristlere” atmaya çalışan çok sayıda propaganda videosu yayınladı. Bir videoda, kamerada görünmeyen bir sesin bebeğin babasına söyleyeceklerini okuduğu duyuluyor, babanın da bunları tekrarladığı görülüyor. Bebeğin adının “Bahar” olduğunu bildirdi.
-
Yetkililer, yakınlarının öldürüldüğü mü yoksa gözaltında mı tutulduğu konusunda hiçbir bilgi vermezken, birçok aile hâlâ haber alamadıkları yakınlarını arıyor.
Araç ve telefon araması yapılıyor
-
9 Ocak’tan beri yetkililer, ülke genelinde askeri tarzda aşırı sert kontrol tedbirleri alıyor. Ağır silahlı güvenlik güçleri şehirlerde ve şehirler arası yollarda yoğun kontrol noktaları ve silahlı devriye ağları kuruyor.
-
Güvenlik güçleri rutin olarak keyfi şekilde arabaları durduruyor, araç ve cep telefonu araması yapıyor. Kaynaklar, yetkililerin seyahat özgürlüğünü kısıtladığını ve gece sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini bildirdi. Akşam karanlığının başladığı saatlerden itibaren, güvenlik güçleri hoparlörlerle insanlara evlerine dönmelerini ve çıkmamalarını söylüyor. Sokaklarda iki veya daha fazla kişinin toplanmasının yasak olduğu ve gözaltıyla sonuçlanacağı uyarısı yapıyor.
-
İnternette yayımlanan ve askerileşme bağlamındaki görgü tanıklıklarını destekleyen videolar incelendi. 15 Ocak’ta Razavi Horasan eyaletinin Meşhed kentinden bir video, güvenlik güçlerinin devriye gezdiğini gösteriyor. Burucerd kentinden bir başka videoda, Takhti Bulvarı’nda bej rengi kamuflaj üniformaları giyen, ateşli silahlar taşıyan güvenlik güçleri ve araçlar görülüyor. Video, yakıt tankerlerini ve görünüşe göre sivil kamyonetlerden tazyikli su sıkmak için püskürtücü başlıklar takılarak dönüştürülmüş araçları gösteriyor.
-
Diğer videolar, güvenlik güçlerinin korkutucu bir atmosfer yaratmak için bölge sakinlerini taciz ettiğini gösteriyor. 20 Ocak’ta paylaşılan bir video, yüzleri kapalı silahlı güvenlik güçlerinin, ağır makineli tüfeklerle donatılmış kamyonetlerle caddelerde devriye gezdiğini ve Dini Lideri selamlayan sloganlar atarak çevredekilere devamlı “İçeri girin” dediklerini gösteriyor.

