Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını 25 Ağustos’ta açıkladı. Büyük Daire, ikinci kez hak ihlali kararı verirken Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
Mahkeme; ifade özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, adil yargılanma hakkı ile özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AİHM ayrıca AİHS’nin 18. maddesi kapsamında da ihlal tespit etti ve ağırlaştırılmış müebbet cezasının gözden geçirilmesini sağlayacak bir mekanizmanın bulunmamasına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Kavala, AİHM kararının ardından yaptığı açıklamada kararın mahkûmiyet sürecinin incelenmesini de kapsadığını belirtti. Kavala’nın açıklamasının bir bölümü şöyle:
“AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.”
Kavala, AİHM’nin son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında “niyet okuma içeren akıl yürütmelerle” mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtti.
“AİHM kararlarına uyulması hukuk devletinin yükümlülüğüdür”
Kavala, Silivri Hapishanesi'nden avukatları aracılığıyla yayınlanan açıklamasında özgürlük hakkının korunmasının hukuk devletinin temel yükümlülüklerinden biri olduğunu vurguladı. Kavala'nın açıklamasının tamamı şu şekilde:
"AİHM’in benimle ilgili aldığı Büyük Daire kararı, mahkûmiyet sürecinin incelenmesini kapsıyor. Bu kararda da, bundan önceki iki AİHM kararında olduğu gibi, suç işlendiğini gösteren ikna edici somut delil olmadan özgürce yaşama hakkının kısıtlanamayacağı vurgulandı. İlk Gezi davası kapsamında 2020 yılında verilen beraat kararında da suç işlediğime dair delil olmadığı gerçeği ortaya konulmuştu.
AİHM son kararıyla mahkemelerin olaylarla ilgili genel değerlendirmeler ve faaliyetlerin amacı hakkında niyet okuma içeren akıl yürütmelerle mahkûmiyet kararı verebileceği anlayışının kabul edilemez olduğunu belirtmiş oldu.
Yasalarca suç sayılan bir eylemde bulunmayan insanların özgürce yaşama haklarının kısıtlanamayacağı temel insan hakları ilkesidir. Bu hakkın korunması, kamuda bu ilkeye mutlak biçimde riayet edilmesinin sağlanması da hukuk devletinin yurttaşlara karşı yükümlülüğüdür.
AİHM kararlarına uyulması asıl olarak bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ile ilgilidir, bunun için gereklidir. "
Ne olmuştu?
Kavala Gezi eylemleri sonrasında “cebir ve şiddet kullanarak Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla tutuklandığında takvimler 2017’yi gösteriyordu. 2019’da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, tutukluluğun hak ihlali olduğuna ve derhal serbest bırakılması gerektiğine karar verdi, ancak tutukluluğu devam etti.
18 Şubat 2020’de Gezi davasından beraat etti; fakat henüz özgürlüğüne kavuşmadan bu kez casusluk suçlamasıyla yeniden gözaltına alındı. Ertesi gün, daha önce tahliye edildiği dosyadan bir kez daha tutuklandı. 25 Nisan 2022’de “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay 2023’te kararı onadı, 2024’te Adalet Bakanlığı yeniden yargılanma talebini reddetti.



