MSB: Bayrak indiren failler tespit edildi, gereği yapıldı
KCK: Türkiye kamuoyu bu provokasyonu boşa çıkarmalı
DEM Parti’nin Suriye'de 6 Ocak’tan beridir süren çatışmaları protesto etmek için Nusaybin'de 20 Ocak Salı günü düzenlediği grup toplantısının ardından kitle Nusaybin-Kamışlı sınırına yürüdü. Sınırda, Türk bayrağının indirildiği görüntülerin basına yansımasının ardından DEM Parti olayı kınayan bir açıklama yaptı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve iktidar kanadı, DEM Parti'yi sorumlu tuttu.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Bakanlık Şehit Gazeteci Hasan Tahsin Basın Bilgilendirme Salonu'nda düzenlediği haftalık basın toplantısında, yaşanan olaya dair açıklamalarda bulundu.
Terörle mücadeleye ilişkin son bir haftada üç PKK'linin teslim olduğunu söyleyen Aktürk, “Kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde, mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Ayrıca son bir haftada imha edilen beş kilometre tünel ile birlikte Münbiç'te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 93'ü (450 km) başarıyla imha edilmiş, böylece Suriye harekat alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 752 (Tel Rıfat: 302 / Münbiç 450) kilometre olmuştur” ifadelerini kullandı.
Toplantıda, sınır güvenliğine ilişkin olarak, "Zorlu iklim ve arazi şartlarında kesintisiz devam eden, tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunan hudutlarımızda ise hafta boyunca, biri terör örgütü mensubu olmak üzere 124 şahıs yakalanmış, 1 Ocak'tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 346 olmuş, engellenen bin 976 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 3 bin 528'e ulaşmıştır" denildi.
“Gazze Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesi memnuniyet verici”
Toplantıda, Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin olarak da şu değerlendirme yapıldı: "Gazze Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesi, Gazze Şeridi'nin idaresini üstlenecek Filistinli Teknokrat Komite'nin kurulması, Barış Kurulu ve organlarının tesisine yönelik çabaların sürdürülmesi memnuniyet vericidir. Bununla birlikte, Gazze'de kalıcı barışın tesisi ve bölgede istikrarın temini için İsrail’in tüm bu çabalara ve anlaşmalara uygun hareket etmesi, ateşkes ihlallerinden vazgeçmesi, insani yardımları sekteye uğratmaması ve uluslararası toplumun ise bunun takipçisi olması gerekliliği önemini korumaktadır."
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ı kabul ettiğini belirten Aktürk, Güler'in 19 Ocak'ta Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndaki Yıllık Değerlendirme Toplantısı'na katıldığını paylaştı.
Aktürk, Suriye'deki son duruma ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"Suriye Hükümeti, Halep'ten başlayarak diğer bölgelere uzanan bir hatta terörle mücadele operasyonlarını icra etmektedir. Bu operasyonların amacı; kamu düzenini tesis etmek ve vatandaşlarının can güvenliğini sağlamaktır. Bu kapsamda, SDG'nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatlarına koşulsuz şekilde uyarak entegrasyonu başlatması, Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemdedir. Ülkemiz, 'tek devlet, tek ordu' ilkesi doğrultusunda, Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına destek vermeye devam edecektir."
“Bayrağı indiren failler tespit edildi”
Nusaybin-Kamışlı sınır hattındaki Türk bayrağının indirilmesine ilişkin ise MSB tarafından şu açıklamalarda bulunuldu: "Nusaybin'de bir grup terör örgütü sempatizanı tarafından yasa dışı sınır geçiş teşebbüsü ve eski gümrük sahasında bulunan bayrağımıza yönelik saldırı, milletimizin hassasiyetlerini hedef alan organize bir provokasyondur. Devletimizin ilgili kurumları tarafından olayın failleri tespit edilmiş olup, gereği yapılmaktadır. Ayrıca yaşanan her olayda olduğu gibi, bu olaya da ilişkin idari tahkikat derhal başlatılmıştır. Suriye'de devam eden gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Sahada uygun koşulların oluşması durumunda bu konuda gereken yapılacaktır.
DEAŞ teröristlerinin bulunduğu hapishane ve kamplara yönelik Suriye makamlarının ülkemizden resmi bir talebi bulunmamaktadır.”
KCK: Bayrağın indirilmesi provokasyondur
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da, Türk bayrağının indirilmesi ve Suriye'de yaşanan gelişmelere dair yazılı bir açıklama yayınladı. Mezopotamya Ajansı'nda yer alan habere göre KCK, bayrak indirme olayını bir 'provakasyon' olarak nitelendirdi, saldırıları da sürece yönelik 'sabotaj' olarak değerlendirdi.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı'nın açıklaması şöyle:
“Türkiye-Suriye sınırındaki Türkiye Cumhuriyeti bayrağının indirilmesi bir provokasyondur. Rojava’da, Türkiye destekli HTŞ çetelerinin işgal ve Kürtsüzleştirme saldırılarının olduğu bir günde, bu provokasyonun yapılması dikkat çekicidir. Suriye sınırları içinde Kürtlere yönelik saldırı aynı zamanda Rêber Apo’nun sabırla yürüttüğü barış ve demokratik toplum sürecini sabote etmeye yöneliktir. Bu bayrak provokasyonu bu sabotajın devamı olarak gerçekleştirilmiş görünüyor. Bu bayrağın direkten indirilmesinden sonra hükümet yetkililerinin açıklamaları, basının bu olayı veriş tarzı, Kürt düşmanı şovenizmin şahlandırılması olmuştur.
Bu provokasyona dayanarak, Kürt düşmanlığı tırmandırılmıştır. Kürt düşmanlığının bu düzeyde şahlandırıldığı bir ortamda, barış ve demokratik toplum sürecinin ilerletilmesi nasıl mümkün olacaktır? Toplumsal destekle yürütülmesi gereken sürecin toplumsal desteğine de sabotaj yapılmıştır. Bu bayrak provokasyonundan sonra DEM Parti’nin hedef gösterilmesi de, bu provokasyonun bir komplonun parçası olarak yapıldığı ya da yaptırıldığını göstermektedir. Türkiye’de bir provokasyon yapılacaksa, bunun en etkili aracı her zaman bayrak olmuştur. Türkiye tarihinde Kürt halkına, başka kimliklere ya da devrimci güçlere yönelik saldırılarda önce bayrak provokasyonları görülmüştür.
Kürt Özgürlük Hareketi olarak, her zaman bayraklara ya da başka değerlere yönelik saldırıyı kınadık. Rêber Apo da Türkiye Cumhuriyeti bayrağına yönelik bu tür şeylere karşı olduğunu, Türkiye halkının değerlerine saygılı olduğunu her zaman vurgulamıştır. Türk devleti de, Türkiye’deki siyasi kesimler de, bizlerin tutumunu bilmektedir. Bu açıdan bu bayrak provokasyonundan sonra Hareketimizin, DEM Parti’nin ve Kürtlerin hedeflenmesinin bir maksat için yapıldığı anlaşılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti bayrağının Kürt halkına, gençlerine ve DEM Parti’ye saldırıda bir araç olarak kullanılması, Türkiye Cumhuriyeti bayrağına da yapılan bir hakarettir. Türkiye’de bir değer olan bayrak, böyle kötü amaçlar için kullanılmamalıdır. Şu açıktır ki, bu bayrak provokasyonundan sonra Kürt halkı ve siyasi güçleri hedef gösterilmiştir. Türkiye’de benzer bir olay olduğunda, ‘bir meczubun işidir’ denir. Bu açıdan yapılan açıklamalar ve yapılan yayınlar, kesinlikle bir maksadı ortaya koymaktadır. Barış ve demokratik toplum sürecinde, Kürt sorununun tartışıldığı bir ortamda bu yaklaşım, iktidarın Türk-Kürt kardeşliği söyleminin bir anlamı olmadığını ortaya koymaktadır. Onlarca insan tutuklanmış, onlarcası da tutuklanacakmış! Bunun bir toplumu hedeflediği açıktır.
AKP-MHP iktidarı ve Türk devlet yetkililerinin bu bayrak provokasyonunu dillendirip, ‘şöyle hesap soracağız, böyle yapacağız’ demeleri ve bayrak konusunu bu düzeyde köpürtmeleri bir amaç taşıdıklarını göstermektedir. Böylece Türk devletinin Suriye politikasına toplumsal haklılık kazandırmak istedikleri görülüyor. Doğrudan bir sonucu da barış ve demokratik toplum sürecinin toplumsal desteğini sabote etmek olmaktadır. Halkımız bu tür provokasyonlara karşı her zaman duyarlı olduğu gibi bu olayda da tüm şovenist saldırılara rağmen sağduyulu yaklaşmıştır. Türkiye kamuoyu da bu tür olaylar karşısında sağduyulu yaklaşarak, provokasyon yapmak isteyenlerin amaçlarını boşa çıkarmalıdır.”

